Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2011/2463 E. 2012/9451 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/2463
Karar No
2012/9451
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/11/2010 tarih ve 2010/510-2010/1625 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı banka tarafından müvekkili aleyhine yapılan icra takibinin kesinleşmesi sonucu müvekkili aleyhine haciz işlemlerine geçildiğini ve bu kapsamda müvekkilinin Bağkur’dan bağlanan emekli maaşı üzerine de haciz konularak kesintiler yapıldığını, oysaki gerek mülga 1479 sayılı Yasa’nın 67. maddesi gerekse halen yürürlükte bulunan 5510 sayılı Yasa’nın 93. maddesi uyarınca emekli maaşları üzerine nafaka borçları ile kanunda sayılan alacaklar dışında haciz konulamayacağının açıkça düzenlenmiş olduğunu, bu durumda davalı tarafından müvekkilinin emekli maaşından yapılan kesintilerin hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını ileri sürerek, müvekkilinin emekli maaşından yapılan toplam 5.020,00 TL kesintinin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının haciz tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar geçen yaklaşık 4 yıllık sürede takip konusu borca ve emekli maaş haczine yönelik hiçbir itirazda bulunmadığını, emekli maaş haczini ortadan kaldıran yasal düzenlemenin 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe girmesi nedeniyle bu tarihten önce kesilen paraların iadesine de karar verilemeyeceğini, davacının halihazırda borçlu olduğunu, takip tarihinden uzun süre geçtikten sonra açılan işbu davanın M.K.’nun 2. maddesine aykırı bulunup, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya dayanak teşkil eden icra dosyasında yapılan kesintiden borçlunun haberdar olmadığı, borcun nafaka alacağından kaynaklanmadığı, icra mahkemesi tarafından haczin kaldırıldığı, bu haliyle yapılan kesintilerin hukuka uygun olmadığının mahkeme kararı ile sabit olduğu, davacıya hacze ilişkin bir tebligat yapılmadığından davacının şikayet yoluna geç başvurmakta kusurlu olmadığı, icra dosyasından yapılan kesintilerin tamamının hukuka uygun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 5.020,00 TL asıl alacak ve 871,18 TL faiz alacağından oluşan toplam 5.891,18 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Ancak, mahkemece asıl alacak ve işlemiş geçmiş günler faizi toplamı olan 5.891,18 TL üzerinden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi suretiyle işlemiş faiz alacağına yeniden faiz yürütülmesine neden olacak şekilde hüküm kurulması Borçlar Kanunu’nun 104/son maddesinde belirtilen ve kısaca “faize faiz işletilmesi yasağı” şeklinde ifade edilebilecek emredici nitelikteki düzenlemeye aykırı olduğundan kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca kararın bu yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının ilk bendinde geçen “5.891,18 TL alacağın” ibaresinden sonra gelmek üzere hüküm fıkrasına “davalıdan tahsiline” ibaresinin yazılmasına, bu ibareden sonra gelmek üzere “5.020,00 TL asıl alacağın” ibaresinin hüküm fıkrasına yazılması suretiyle sadece asıl alacak kısmı için dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi sonucunu doğuracak şekilde kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/2463, K. 2012/9451, T. 31.05.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2011-2463-e-2012-9451-k-63161883e19d