Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2011/10764 E. 2011/14752 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/10764
Karar No
2011/14752
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20.05.2009 gün ve 2008/339 - 2009/184 sayılı kararı bozan Daire’nin 11.04.2011 gün ve 2009/11421 - 2011/4151 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, müvekkiliyle davalı arasında imzalanan 20.04.2006 tarihli sözleşme gereğince, davalıya ait kum ocağından alınan malzemenin taşınması işini üstlendiklerini, nakliye bedeli olarak 4 adet 309.412,26 TL tutarlı fatura tanzim edildiğini, bunun 165.670 TL kısmının davalı tarafından ödendiğini, bakiye 143.742,26 TL kısmının ödenmediğini, yapılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacıya 31.07.2007 tarihinde 147.412,26 TL ödediklerini, yine 15.000 TL elden ödemede bulunduklarını, borçlarının olmadığını savunarak, davanın reddini ve kötü niyet tazminatının tahsilini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davalının takipten sonra 147.412,26 TL'nı davacı hesabına havale ettiği, ödenen bu miktarın takipte talep edilen faturalara ilişkin olmadığını ispat yükünün davacıda olduğu, davacı vekilinin buna ilişkin olarak yemin delilini kullanmadığı, yine elden ödendiği belirtilen 15.000 TL ile ilgili olarak, davalının davacıya yemin teklif ettiği, davacı vekilinin yemini kabul etmediği, bu durumda adı geçen miktarların davalı tarafından takibe yönelik olarak ödendiğinin ispatlandığı, davalının bakiye borcunun 4.486,32 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 4.486,32 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, icra inkar tazminatının tahsiline, kötüniyet tazminatının reddine dair tesis edilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine, ilamda belirtilen nedenlerle Dairemizce davacı yararına bozulmuştur. Davacı vekili vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 38,20 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 185,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 01.11.2011 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Dava, icra takibine itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Çözümlenmesi gereken hukuki sorun, itirazdan sonra, ancak itirazın iptali davası açılmasından önce icra dosyasına borçlu tarafından kısmi ödeme yapılması halinde İİK'nun 67/f.2 maddesinde düzenlenen icra inkar tazminatının icra takip tarihindeki toplam alacak tutarı üzerinden mi yoksa kısmi ödeme düşülerek dava tarihine göre belirlenecek bakiye alacak üzerinden mi hükmedileceği noktasında toplanmaktadır. İİK'nun 67. maddesinde düzenlenmiş olan itirazın iptali davasının talepnamede öne sürülen alacak kelimeleri gözetilerek alacak tutarının takip tarihi itibariyle belirleneceği ve itirazla duran takibi harekete geçirmeye yönelik bir dava olduğu kuşkusuzdur. Bu davanın genel hükümlere tabi bir dava olması, ispat hukuku kuralları yönünden olup, dava sonucunda verilen kararın kesin hükmün neticelerini doğuracak olması da itirazın iptali davasının yukarıda açıklanan niteliğini değiştirmez. Bu itibarla her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre görülüp sonuçlandırılacağı kuralının, itirazın iptali davalarında takip tarihindeki alacaklık durumu olarak kabulü gerektiğinde tereddüt gösterilmemelidir. Esasen bu durum, itirazın iptali davasında tahsile yönelik değil de, itirazın iptali ile takibin devamına dair karar verilmekte olması ile de sabit bulunmaktadır. İİK'nun 67/f.2 maddesinde "bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu hükmolunan şeyin tahammülüne göre red veya hükmolunan meblağın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata mahkum edilir" şeklindeki düzenlemede yer alan "hükmolunan meblağı’ takip tarihi itibariyle borçlunun itirazında haksız çıktığı miktar olarak kabul etmek bu davaların mahiyetinden ve sonuçlarından kaynaklanmakta olup, itirazdan sonra icraya yapılan bir ödeme varsa, bunun İİK'nun 12. maddesi gereğince icra dairesince infaz aşamasında dikkate alınacağı tabii bulunmaktadır. Bu açıklamalardan sonra inkar tazminatına ilişkin çekişmeye dönüldüğünde, öncelikle yasada öngörülen inkar tazminatının mahiyeti ve düzenleme amacı üzerinde durulmak gerekmektedir. İcra-inkar tazminatının icra takibine karşı borçlunun keyfi ve haksız itirazlarının bir yaptırımla önlenmesine yönelik olduğu doktrin ve uygulama tarafından görüş birliği ile kabul edilen bir husustur. Nitekim bu durum, icra inkar tazminatının %15’ten %40’a çıkarılmasına ilişkin yasa değişiklik gerekçesinde "özellikle borçlular tarafından süre kazanmak kastıyla takibe karşı yapılan haksız itirazları önlemek ve alacaklıyı da yapacağı takipte daha dikkatli davranmaya yöneltmek amacı" gözetildiğinin belirtilmiş olmasından da açıkça anlaşılmaktadır. Bu itibarla gerek itirazın iptali davalarının yukarıda açıklanan niteliği ve gerekse icra inkar tazminatının amacının birlikte değerlendirilmesinden varılan sonuca göre, icra inkar tazminatının takip tarihindeki koşullara göre haksız çıkılan tutar üzerinden hükmedilmesi gerektiği, itirazdan sonra yapılan ödemelerin infaz aşamasında göz önünde tutulacağı görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki kanaatine katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/10764, K. 2011/14752, T. 01.11.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2011-10764-e-2011-14752-k-dc468044f5d5