Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2010/6880 E. 2011/16450 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/6880
Karar No
2011/16450
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/12/2009 tarih ve 2007/273-2009/512 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, Petrol Ofisi Genel Müdürlüğüne ait abonman poliçesi ile sigortalanan 15.280 kg. yakıt emtiasının taşınması için davalı ...'in aracına yüklendiğini, aracın davalı ...'ın sevk ve idaresindeyken lastiklerinin kopması sonucu kaza yaptığını, araçtaki akaryakıtın tamamının hasar gördüğünü, meydana gelen kazada araç şoförünün tamamen kusurlu olduğunu, sigorta tazminatının ödendiğini, rücu şartlarının oluştuğunu ileri sürerek, 15.177 TL' nin ödeme tarihinden tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin ikametgah adresinin Gaziantep olması nedeniyle yetkili mahkemelerin Gaziantep Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, ayrıca aracın taşıdığı jet yakıtının zayi olmasında müvekkilinin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, kazanın olduğu ülkede iç savaş olması nedeniyle yolların delik deşik ve paramparça olduğunu, araçların konvoy halinde yol aldığını, bu durumda ne müvekkiline ne de araç sürücüsüne bir kusur yüklenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, CMR' nin 8.maddesi uyarınca davalıların teslim sırasında mal sahibinden kaynaklanan hataları tutanağa bağladıklarına ilişkin delil sunmadıkları, aksine hasarın taşıma sırasında ve yol durumundan kaynaklandığını belirttikleri, bu nedenle davalı taşıyıcıların sorumlu oldukları, ayrıca davacı vekili faiz konusunda davasını ıslah etmiş ise de talebinin davanın genişletilmesi niteliğinde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne ve 15.177,00 TL alacağın ödeme tarihi olan 26.03.2007 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, öte yandan her ne kadar mahkemenin ıslahla savunmanın (iddianın) genişletilemeyeceği yolundaki gerekçesi HUMK’nun 83 vd. maddelerine uygun olmayıp yasaya ve olaya uygun değilse de, TTK’nun 3., 21/2. ve 9. maddesi uyarınca davacı yanın talebe konu alacak için 3095 sayılı Yasa’nın 2/2. maddesi uyarınca avans oranı üzerinden faiz talebinde bulunması olanaklı iken bu oranda faiz isteminden kısmen ve zımnen feragat ederek dava dilekçesinde reeskont oranı üzerinden faiz talebinde bulunması nedeniyle artık ıslah yoluyla dahi feragatten dönmenin mümkün olmamasından ötürü, mahkemece hükmedilen alacak tutarına reeskont oranı üzerinden faiz işletilmesinde sonuç itibariyle bir usulsüzlük olmamasına göre, davacı vekili ile davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir 2- Dava, nakliyat abonman sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat isteminden ibaret olup taşımanın Türkiye ile Irak arasında ve karayolundan yapılmış olması nedeniyle, uyuşmazlığa CMR hükümlerinin uygulanması gerektiği kuşkusuzdur. Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme sonucunda, benimsenen 22.10.2009 tarihli bilirkişi raporunda belirlenen hasar miktarı üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, söz konusu bilirkişi raporunun CMR’nin 23/2 ve 3. fıkralarında belirtilen hükümlere uygun düzenlendiği söylenemez. Bu itibarla, mahkemece, emtianın teslim yerinin Irak olduğu nazara alınarak, öncelikle CMR’nin 23/2. maddesinde belirtildiği şekilde gerçek hasar (zarar) miktarının saptanması, daha sonra CMR’nin 23/3. maddesinde belirtildiği şekilde taşıyıcının sınırlı sorumluluğu belirlenerek, gerçek zararın belirlenecek sınırlı sorumluluk miktarının (limit) altında kalması halinde gerçek zarar tutarına, gerçek zararın limitten fazla olması halinde ise belirlenen limit üzerinden hüküm kurulması gerekmekte olup, tüm bu hususları kapsayan yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru olmamış, kararın taraflar lehine bozulmasına hükmetmek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüyle yerel mahkeme kararının taraflar lehine BOZULMASINA, taraflarca ödenen peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 6.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/6880, K. 2011/16450, T. 06.12.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2010-6880-e-2011-16450-k-cc4feddf4378