Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2010/6529 E. 2011/17647 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/6529
- Karar No
- 2011/17647
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Karabük 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/02/2010 tarih ve 2008/355-2010/74 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı bankanın Karabük Şubesi’nde bulunan bir hesaba ait 12.400 TL bedelli çeki ciro yoluyla devraldığını, müvekkilinin çeki tahsil etmek için muhatap bankaya ibrazında çekin bağlı olduğu hesabın sahte kimlik ve belgelerle açıldığını öğrendiğini, hesap sahibinin hayali bir kimse olduğunu, çek bedelinin tahsili için keşideci ve cirantalar aleyhine yapılan icra takibinin sonuçsuz kaldığını ve müvekkilinin çek bedelini tahsil edemediğini, davalı bankanın çek hesabı açarken gerekli özeni göstermediğini, bu nedenle davalının müvekkilinin zararından sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, 12.400 TL’nin çekin keşide tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili bankanın ... isimli kişiye dava konusu çek hesabını açarken bankacılık mevzuatının öngördüğü bilgi Ve belgeleri talep ettiğini, çek hesabı başvurusu yapıldıktan sonra müvekkili tarafından işyeri ziyareti yapıldığını ve firmanın faaliyette bulunduğunun tespit edildiğini, müvekkili bankanın yükümlülüklerini yerine getirdiğini, söz konusu çekin esas borçlusunun keşideci olduğunu ve davacının keşideci ile cirantalara başvurabileceğini, ayrıca çeki kabul eden davacının keşidecinin ekonomik durumunu araştırmaması nedeniyle kusurlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davaya konu çeki ciro yoluyla devraldığı, çekin tahsil amacıyla bankaya ibraz edilmesi üzerine hesabın sahte belgelerle açıldığının anlaşıldığı, sahtecilik olayı ile ilgili ceza kovuşturmasının devam ettiği, davacının alacağının tahsili için cirantalara karşı başlattığı icra takibinin sonuçsuz kaldığı, tacir olan davalı bankanın işlerini basiretli tacir gibi yürütmek zorunda bulunduğu, davalı bankanın çek karnesi vermiş olduğu şahıstan temin ettiği belgelerin gerçeğe uygun olmadıkları, davalının bu belgelerle yetindiği, dava dışı hesap sahibinin ticari itibarı ve sosyal ekonomik durumu ile ilgili gerekli araştırmayı yapmadığı, bu kişinin ikameti ve işyeri ile ilgili edinilen bilgileri şahsın çevresinden teyit ettirdiğini kanıtlayamadığı, gerekli özeni göstermeyen davalının meydana gelen davacı zararından sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 12.400 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2) Dava, davalı bankanın sahte belgelere dayalı olarak çek karnesi vermesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Bir banka yada özel finans kurumu, çek hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu, ikameti ve sair konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan hayali bir kişi adına hesap açarak çek karnesi vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise, o banka ya da kurumun dava tarihinde yürürlükte bulunan 3167 sayılı Kanunu’nun 1/2, 2. ve TTK'nun 20/2. maddelerinde öngörülen basiret ve itinayı göstermemek suretiyle birinci derecede ve daha ağır bir biçimde kusurlu olduğunun ve bu davranışının sonuçlarına katlanması gerektiğinin kabulü icap eder. Çekin hamili de, ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumu ve ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurmak, bu suretle özenli davranmak durumundadır. Bu itibarla, mahkemece, davacı hamilin de olayda müterafik kusurunun bulunduğunun kabul edilmesi, tarafların buna göre kusur oranlarının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.