Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2010/16215 E. 2012/1729 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/16215
Karar No
2012/1729
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/04/2010 tarih ve 2009/4-2010/151 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalıların yöneticisi bulundukları dava dışı şirket ile müvekkili arasındaki mal alım sözleşmesi yapıldığını, dava dışı şirketin ihale şartlarına riayet etmemesi üzerine ihalenin feshedilmesiyle oluşan müvekkili kurum zararının tazmini için dava açıldığını, Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2001/692 karar sayılı ilamıyla 7.303,80 TL asıl alacağın varlığının belirlendiğini ancak dava dışı şirketin iflasının istenmesiyle bu alacağın tahsil edilemediğini, müvekkilinin işbu zararının oluşmasına davalıların kusurlu eylemleriyle sebebiyet verdiklerinden şahsen sorumlu olduklarını ve asıl alacağın fer’ileriyle birlikte 59.028,65 TL olarak tahsili için başlatılan icra takibine davalılar itirazının haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve % 40 inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, şirket ortaklarının tüzel kişilik borçlarından sorumlu olmadıklarını savunarak davanın reddini ve % 40 oranında kütüniyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davaya konu alacağın kamu alacağı olmadığı ve “alacaklılara gerektiğinde ortaklara başvurma imkanın tanınmadığı” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. Dava, dava dışı şirketin yönetim kurulu üyeleri olan davalılara karşı şirket alacaklısının TTK 309 maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkin olarak başlattıkları icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. TTK’nun 556 ncı madde hükmü yollamasıyla, aynı kanunun 336 ncı maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür. Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalma oluşmuşsa, TTK’nun 340 ncı maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 309 ncu maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir. Somut olayda da davacı iddiası, ortakları oldukları şirketin yöneticisi olan davalıların kusurlu davranışlarıyla ortaklığı zarara uğrattıklarına yönelik olup, dolaylı zarara ilişkin işbu davanın TTK 309 maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir. Yukarıda açıklanan ilke uyarınca davacı alacaklının dava hakkının bulunduğunun kabulü zorunlu ise de, madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere böyle bir davada davacıların dava sonunda hükmedilecek tazminatı şirket yararına istemiş olmaları gerekmektedir. Oysa somut olayda davacının başlattığı icra takibine itirazın iptalini istemiş bulunmasına göre davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken şirket ortaklarına ilişkin yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi yerinde değil ise de, sonucu itibariyle doğru olan hükmün HUMK’nun 436 maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün açıklanan değişik gerekçeyle ONANMASINA, davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 4,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 10/02/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/16215, K. 2012/1729, T. 10.02.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2010-16215-e-2012-1729-k-072c5d7a6a0b