Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2010/16022 E. 2012/2393 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/16022
- Karar No
- 2012/2393
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Adana 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/05/2009 tarih ve 2007/188-2009/251 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalıların, müvekkilinin babasından intikal eden gayrimenkulleri satın aldıklarını ve karşılığında 18.000 TL bedelli çeki verdiklerini, davalı ...'ın söz konusu çekin keşidecisi diğer davalının ise cirantası olduğunu, çek bedelinin davalılarca müvekkiline ödenmediğini, çek bedelinin tahsili için başlatılan icra takibinin İİK'nun 71. maddesi uyarınca geri bırakılmasına karar verildiğini, zamanaşımına uğramış çekler yönünden kambiyo hukukundan kaynaklanan haklar yitirilse dahi arada temel ilişkinin bulunması halinde bunlara yazılı delil başlangıcı olarak dayanılabileceğini ve alacağın her türlü delille kanıtlanabileceğini, arada temel ilişkinin bulunmaması halinde ise uyuşmazlığın TTK'nun 644. maddesi uyarınca çözümleneceğini, davalı ...'in temel ilişkiden dolayı, diğer davalı ...'ın ise TTK'nun 644. maddesi uyarınca müvekkiline karşı sorumlu bulunduklarını, ayrıca davalıların kardeş olduklarını ve her ne kadar taşınmazlar davalı ... adına kayıtlı ise de her iki davalının taşınmazdan birlikte yararlandıklarını, bu nedenle de taşınmazların bedelinden müştereken sorumlu olacaklarını ileri sürerek, 18.000 TL'nin 21.11.2005 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davanın İİK'nun 33. ve 71. maddeleri uyarınca icranın geri bırakılmasına karşı açılmış alacak davası olduğunu ve 7 gün içinde açılmasının gerektiğini, oysa bu davanın 7 günlük süre geçtikten sonra açıldığını, müvekkili ...davaya konu çekte ciranta olduğundan zamanaşımına uğramış çek nedeniyle sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, taraflar arasındaki temel ilişkinin hile ile sakat bulunduğunu, kendi edimini yerine getirmeyen davacının talepte bulunamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu çekin gayrimenkul satış bedeli karşılığında verildiği ve bedelin henüz ödenmediği, TTK'nun 644. maddesi uyarınca kambiyo senedine dayalı müracaat hakkının ortadan kalkması halinde keşideci ile poliçeyi kabul etmiş olan kişinin senet miktarı kadar sorumlu oldukları, davalı ...'in tarla alımı karşılığında bu çeki verdiği anlaşıldığından çek miktarı kadar sebepsiz zenginleştiği, keşideci ...'ın ise sebepsiz zenginleşmediği gerekçesiyle davalı ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalı hakkındaki davanın kabulü ile 18.000 TL'nin 25.11.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte kendisinden tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin faizin türüne yönelik temyiz itirazı ile davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davacı vekilinin davalı ... hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince, dava açarken olduğu gibi, kanun yoluna başvurmada da, hukuki yarar bulunmalıdır. Yani, kanun yoluna başvuran tarafın, aleyhine kanun yoluna başvurduğu kararın kaldırılması veya değiştirilmesinde, korunmaya değer bir hukuki yararının bulunması gerekir. Somut olayda, davalı ... hakkındaki dava kabul edilmiş olup, davacı vekilince de bu davalı yönünden hüküm temyiz edilmiştir. Ayrıca davacı vekilinin temyiz dilekçesinin içeriği de gözetildiğinde, davalı ... hakkındaki davanın reddine ilişkin hükme yönelik bir temyiz itirazının bulunmadığı, diğer bir deyişle davalıların isimlerinin maddi hata sonucu karıştırılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı vekilinin hükmü temyiz etmekte hukuki yararı bulunmadığından temyiz tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 427.maddesi hükmü uyarınca temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair ve davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı ... hakkındaki hükme yönelik temyiz isteminin REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 826,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ...'dan alınmasına, istek halinde aşağıda yazılı 221,85 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, 21/02/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.