Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2010/15088 E. 2012/5946 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/15088
- Karar No
- 2012/5946
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16.04.2010 tarih ve 2006/448-2010/193 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkiline nakliye sigorta sözleşmesi ile sigortalı emtianın davalılar tarafından taşınması sırasında alıcısına hasarlı olarak teslim edildiğini, hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini, alacağın tahsili için başlatılan takibe davalıların haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiklerini ileri sürerek, davalıların itirazının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekilleri, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nın 1067. maddesi hükmüne göre teslimden itibaren 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davacı ... şirketi nezdinde nakliyat rizikolarına karşı sigortalı emtianın davalının donatanı olduğu gemi ile Türkiye’den Fransa’ya taşınması sonrasında bir kısım emtianın hasarlı olarak alıcısına teslim edildiği iddiasına dayalı, alacağın rücuen tazmini amacıyla girişilen takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda, mahkemece, bir yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılmadığı, icra takibine başlanılmasının dava açma olarak nitelendirilemeyeceği, Yargıtay’ın son içtihatlarının da bu yönde olduğu gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, TTK’nun 1067. maddesinde “…bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde..." ifadesi kullanılmış olup, “mahkemede dava açılması” deyimine yer verilmemiştir. Bu hususta uygulamada ortaya çıkan tereddütleri gidermek açısından Dairemizce eski tarihli uygulamalarının isabetli olacağı ve TTK’nun 1067. maddesindeki “mahkemeye müracaat” ibaresinin mahkemede dava açılması deyiminden farklı anlamı bulunduğu ve mahkemeye müracaat deyiminin daha geniş kapsamlı olduğu, bu deyimin icra takibinde bulunma iflas masasına alacağın yazdırılması gibi hususları da kapsadığı kabul edilmektedir. Bu itibarla, mahkemece, dava konusu olayda hak düşürücü süre içinde icra takibine başlanıldığı ve dolayısı ile hak düşücücü sürenin geçmediği gözetilerek işin esasına girilmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.