Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2010/11742 E. 2012/4900 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/11742
- Karar No
- 2012/4900
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi BİRLEŞEN DAVA : Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2004/325 Esas sayılı dosya. Taraflar arasında görülen davada Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/06/2008 tarih ve 2003/455-2008/252 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ek karar davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili asıl ve birleşen davada, elde edilen elektrik gelirinden TRT payını ödemekle yükümlü kılınan davalı şirketin, 2003/Nisan, 1 Mayıs 2003-11 Haziran 2003 döneminde tahakkuk eden TRT payını ödemediğini, yine yasa gereğince müvekkili kuruma gönderilmesi gereken tahakkuk cetvellerinin de gönderilmediğini ileri sürerek, 2003/Nisan dönemine ait tahakkuk eden TRT elektrik payının tespiti ile 577.000,00TL'nin 25/06/2003 tarihinden itibaren işleyecek, Mayıs dönemine ait 577.000,00 TL'nin 26/07/2003 tarihinden itibaren işleyecek, Haziran ayı için tespit edilecek miktarın 26/08/2003 tarihinden itibaren işleyecek 6183 sayılı yasada öngörülen gecikme zammı oranındaki gecikme faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının talebinin hukukun genel ilkelerine ve Anayasa'ya aykırı olduğunu, talep edilen miktarın haksız ve fahiş olarak hesaplandığını, taraflar arasında imzalanan protokolün 6. md. uyarınca ödemenin gecikmesi halinde temerrüt faizi uygulanmasının öngörüldüğünü, 3093 sayılı kanunun 4. ve 5. maddelerinin Anayasanın 2,10 ve 138. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptali için dosyanın Anayasa'nın 152. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesine gönderilmesini istediğini, müvekkili şirket ÇEAŞ ile Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı arasında imzalanan imtiyaz sözleşmesinin 12/06/2003 tarihinde Bakanlıkça tek taraflı olarak feshedildiğini, bu işleme karşı Danıştay'da açılan dava sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; 01 Nisan-11 Haziran 2003 arası dönemlere ait TRT fon payı tespiti ile ilgili davalı kuruluşun resmi defter ve kayıtlarına dayanan bilirkişi raporlarının nazara alındığı, yasa hükmü ve protokol hükümlerine göre davalı kuruluşun TRT'nin paylarını tahsilatı takip eden müteakip ayın 25'ine kadar ödemek zorunda olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, Nisan 2003 dönemi için 553.714,27 YTL, Mayıs 2003 dönemi için 563.355,74 YTL, 1-11 Haziran Dönemi için 190,87 YTL ki ...'an 1.117.260,88 YTL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, iş bu alacağın 553.714,27 YTL'sine 25/06/2003 tarihinden itibaren, 563.355,74 YTL'sine 25/07/2003 tarihinden itibaren, 190,87 YTL'sine 25/08/2003 tarihinden itibaren olmak üzere 6183 sayılı amme alacakları tahsili usulü hakkındaki kanun gereğince değişen oranlarda gecikme faizi yürütülmesine, karar verilmiştir. Kararı davalı vekili temyiz etmiş, temyiz harç ve masraflarının tamamlanması hakkında çıkarılan muhtıraya rağmen eksikliklerin tamamlanmadığı gerekçesiyle mahkemece kararın temyiz edilmemiş sayılmasına dair ek karar verilmiştir. Ek karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. Yerel Mahkemenin, davalı vekilinin temyiz talebinden vazgeçmiş sayılmasına ilişkin 06/07/2010 tarihli 2003/455 Esas 2008/252 sayılı ek kararının dayandırıldığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 434/3. maddesi “Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamı ödenir. Bunların eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren hakim veya mahkeme başkanı tarafından verilecek yedi günlük kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme kararının temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir...” hükmünü taşımaktadır. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 434/3. maddesi çerçevesinde eksik harç ve giderlerin tamamlanması istemiyle düzenlenecek bu muhtırada yapılması gereken işlemin ne olduğu açıkça ve ilgili tarafın yanılmasına neden olmayacak biçimde gösterilmeli; buna yönelik olarak da ikmal edilecek harç ya da giderin miktarı, yatırılma merci ve süresi, bunun yapılmamasının sonuçları net biçimde açıklanmalıdır. Mahkemece, HUMK.'un 434. maddesince davalı vekiline gönderilen muhtırada temyiz harcı yanında, bakiye karar harcının da yatırılması istenilmiştir. Harçlar Kanunu'nun 28. maddesinin birinci fıkrasının a bendindeki “Karar ve ilam harcı ödenmedikçe ilgiliye ilam verilmez” şeklindeki ikinci tümcesi Anayasa Mahkemesinin 14.01.2010 tarihli kararıyla iptal edilmiş Harçlar Kanunu'nda 6009 sayılı Yasa ile 23/07/2010 tarihinde değişiklik yapılarak anılan kanunun 28. maddesine göre, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel oluşturmayacağı açıkça düzenlenmiştir. Kararın Yargıtay inceleme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 302. maddesinde de benzer şekilde “Taraflar, harcının ödenmiş olup olmamasına bakılmaksızın ilamı her zaman alabilirler. Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez. 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu dâhil, diğer kanunların bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz...” hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda, anılan düzenlemeler dikkate alınarak, kararı temyiz eden davalı tarafa çıkarılacak muhtıraya bakiye karar harcının yazılmayarak, noksan ödenen temyiz harç ve giderinin ödemesi veya tamamlaması için süre verilmesi, ödenecek olan harç ve giderin miktarının da, kesin ve açık olarak bildirilmesi ve yerine getirilmemesinin sonuçlarının yazılması gerekmektedir. Somut olayda; bu gereklere uygun bir muhtıra çıkarılmadığından Yasa'nın aradığı biçimde ihtar yapıldığı kabul edilemez. Burum karşısında anılan muhtıra geçersiz olduğundan mahkemenin temyiz dilekçesinin reddi kararı usul ve yasaya uygun olmayıp, ek kararın temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkemenin ek kararının davalı yararına BOZULMASINA, 28/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.