Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2010/10187 E. 2012/1851 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/10187
- Karar No
- 2012/1851
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 14.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.04.2010 tarih ve 2009/246 - 2010/141 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının müvekkili hakkında 2006 Şubat ile 2008 Ocak arası muhasebe ücreti için icra takibi yaptığını, takibin kesinleştiğini, davalı ile dava dışı Sihirli Kapım Eğitim Turizm İnşaat Gıda Sanayi Ticaret Ltd.Şti. arasında sözleşme imzalandığını, borcunda şirkete ait olduğunu, müvekkilinin şirket hisselerini devrettiğini, şirket muhasebecisi olan davalının bu durumu da bildiğini ileri sürerek müvekkilinin davalıya 19.743.23 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili ile yapılan sözleşmeye davacı ve dava dışı ...'in şirket kaşesini vurmadan imza attıklarını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre davacı ile dava dışı ...'un birlikte Sihirli Kapım Ltd.Şti.'ni kurdukları, şirketin tescil ve ilanının Ticaret Sicil Gazete'sinde yayınlandığı 26.02.2006 tarihinde tüzel kişilik kazandığı, bu tarihten iki gün önce davacı, dava dışı ... ile davalı arasında sözleşme imzalandığı, TTK'nun 512. maddesine göre şirketin Ticaret Sicil Gazetesi'ne tescili ile hükmü şahsiyet kazanacağı ve tescilden önce şirket namına muamelelerde bulunulmuş ise bunları yapanların şahsen sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Uyuşmazlığa uygulanması gereken TTK'nun 512. maddesi hükmüne göre şirket kuruluşu sırasında yapılan muamelelerin kuruluştan sonra şirket tarafından benimsenmiş olması halinde muameleyi yapanlar mesuliyetten kurtulur ve yalnız şirket mesul olur. Taraflarca ihtilafsız olduğu üzere davalı, şirketin kuruluşundan sonra da şirketin muhasebeciliğini yapmaya devam ettiğine ve bu suretle de şirket, kuruluştan önce imzalanan muhasebecilik sözleşmesini benimsediğine göre kurucuların şahsi mesuliyeti sona erer. Bu itibarla mahkemece şirketin muameleyi benimsemesi nedeniyle davacının şahsi mesuliyeti kalmadığı nazara alınarak davanın kabulüne karar vermek gerekirken, reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.