Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2009/5875 E. 2010/11490 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/5875
- Karar No
- 2010/11490
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.01.2009 tarih ve 2007/1332-2009/18 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin Yapı ve Kredi Bankası İskenderun Şubesi’nde hesabının bulunduğunu, müvekkilinin daha önce görevli bulunduğu Batman’dan tayini çıktığı için Batman’daki hesabını 2004 yılında kapattırdığını, davalı bankanın Koçbank’la birleştiğini, 2006 Eylül ayında müvekkilinin izni ve iradesi dışında, davalı bankaca Batman’daki hesabın aktif hale getirildiğini, davalı tarafından 23.11.2006 tarihinde ...isimli birinin transferine izin vermek suretiyle para çıkışı yapıldığını, kaldı ki birleşme esnasında müvekkilinin onayı ve bilgisi olmadan hesap numaralarının ve şifrelerinin dahi değiştirildiğini, müvekkilinin hesabında 1.100,00 TL olduğunu, müvekkilinden habersiz esnek hesap açıldığını, bu hesaptan da 301,00 TL para çıkışı yapıldığını, davalının birleşme sonrası uyguladığı güvenlik sisteminin yetersiz olduğunu, önceki sistemde onay şifresi varken birleşmeden sonra kaldırıldığını, bu durumdan müvekkilinin haberdar edilmediğini, yazılı muvafakati alınmadan hesap numaralarını değiştirmek suretiyle yeni sisteme dahil edildiğini, bankaların gördükleri hizmetin gereği olarak tüm önlemleri düşünmek ve hizmetlerini yüksek düzeyde bir güvence ortamı içinde yürütmekle yükümlü olduklarını, bankaların mevduat üzerinde muhafaza ve denetim sorumluluklarının mevcut olduğunu, bankaların güven kurumu olduğunu, basiretli tacir olarak yeterince güvenlik önlemleri almayan bankanın hafif kusurundan dahi sorumlu tutulacağını ileri sürerek müvekkilinin hesaplarından kaybolan 1.401,00 TL’nin 23.11.2006 (olay) tarihinden itibaren en yüksek Merkez Bankası reeskont faiziyle, yaşadığı psikolojik bunalım ve depresyon nedeniyle 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı bankadan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın sebepsiz zenginleşmeye dayandığını, bu nedenle müvekkiline yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacının uğradığını iddia ettiği zarara kendi kusurlu davranışı ile sebebiyet verdiğini, müvekkiline yöneltilerek kusur bulunmadığını, müvekkili bankanın teleweb sitesinin güvenliğini sağlamak için tüm önlemleri aldığını, manevi tazminat talebinin yasal olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın birleşme öncesi birleşme sonrasına göre daha fazla güvenlik tedbiri aldığı, birleşme sonrasında ise güvenlik önlemlerinin düşük olduğu, mudilerinin hesaplarından internet yoluyla para çekme olayları artınca 22.04.2007 tarihinde birleşme öncesindeki güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına tekrar başlandığını, olay tarihi itibariyle davalı bankanın güvenlik zaafının mevcut olduğu, davalı banka tarafından davacının hesabından çekilen paranın dava açıldıktan sonra (dava devam ederken) davacıya ödendiği, meydana gelen olayın davalı bankanın kusurundan kaynaklandığı, paranın ödenmesiyle bankanın kusurunu kabul ettiği, bankaların gördükleri hizmetin bir gereği olarak tüm önlemleri düşünmek ve yüksek düzeyde bir güvence ortamı içinde işlemleri yürütmekle yükümlü olduğu, bankaların mevduat üzerinde muhafaza ve denetim sorumluluklarının bulunduğu, bu sorumluluğun objektif sorumluluk niteliği taşıdığı, asıl alacağın davacıya ödendiği bu konuda davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına, asıl alacağa ilişkin 391,91 TL faiz alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminata ilişkin talebin ise kısmen kabulü ile 2.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Kararı, davalı banka vekili temyiz etmiştir. 1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı banka vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2) Davacı, olay nedeniyle şok yaşadığını, bankacılık sistemine duyduğu güvenin yıkıldığını, iddia ederek manevi tazminat isteminde bulunmuş; mahkemece, davacının olay nedeniyle buhran ve depresyon yaşadığı, bankacılığa duyulan güvenin sarsıldığı gerekçesiyle manevi tazminata hükmedilmiş ise de, somut olayda TMK’nın 24. maddesi anlamında davacının doğrudan kişilik haklarına tecavüz olmadığı, dosyada davacının depresyon geçirdiğine dair herhangi bir delil ve belge bulunmadığı gibi, bankacılık sistemine duyulan güvenin sarsılması manevi tazminat sebebi olarak kabul edilemeyeceğinden, mahkemece manevi tazminata ilişkin, kanıtlanamayan talebin reddine karar verilmek gerekirken yazılı gerekçelerle manevi tazminat isteminin kabulü bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı banka vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, tarihinde oybirliğiyle karar verildi.