Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2009/14787 E. 2011/16910 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/14787
- Karar No
- 2011/16910
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/10/2009 tarih ve 2008/255-2009/239 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13/12/2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı ... avukatı ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen davalılardan TPE vekili duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 29., 30., 31. ve 32. sınıfları kapsayan ‘DİDO’ ibareli markaların sahibi olduğunu, bu markanın davalı TPE tarafından tanınmış marka olarak kabul edildiğini, diğer davalının aynı ibareyi adına marka olarak tescil için başvuruda bulunduğunu, bu başvuruya yapılan itirazların emtialar ve hizmetlerin farklı olması nedeniyle reddedildiğini, müvekkili markasının 556 sayılı KHK’nin 7/1-i ve 8/4. maddeleri uyarınca tanınmış olduğundan tüm sınıflar itibariyle koruma sağlayacağını, kararın yerinde olmadığını ileri sürerek, TPE YİDK kararının iptaline, markanın tescili halinde hükümsüz sayılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı TPE vekili, tesis edilen kararın yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının markalarının ‘DİDO’, davalı şirketin tescilini istediği markanın ise, ‘Dido’ ibaresinden oluştuğu, farklığının davalı şirketin markasının ilk harfi dışına kalan kısmının küçük harfle yazılmış olduğu, ibarelerin aynı bulunduğu, kapsadıkları mal ve hizmetlerin tamamen farklı olduğu, 556 sayılı KHK’nin 7/1-b ve 8/1-b maddeleri uyarıca karıştırma ihtimalinin bulunmadığı, ancak davacı markasının tanınmış olduğu, özellikle çikolatalı gofret emtiasında tanınmışlığının üst seviyede bulunduğu, ibarenin başka bir alanda kullanılması halinde davacı markasını hatırlatacağı ve bağlantı kurulmasına neden olacağı, özellikle 43/02 ve 03 sınıf ve alt gruplardaki konaklama ve gündüz bakım hizmetleri yönünden haksız kazanç ve rekabete sebebiyet vereceği, 43/04 ‘hayvan bakım evleri hizmetleri’ bakımından kullanımının ise, tanınmışlığını zedeleyebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dava, marka tescil başvurusuna yapılan itirazın reddine dair TPE YİDK kararının iptali, markanın tescil edilmesi halinde hükümsüz sayılması istemine ilişkindir. 1086 sayılı HUMK.'nun 388 ve devamı maddelerinde tefhim edilen kısa karara uygun gerekçeli kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Anılan Kanun maddesinin son bendine göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir. Sonradan yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun'nun 297/2. maddesinde de gerekçeli kararın kapsamına ilişkin paralel bir düzenleme öngörülmüştür. Gerekçeli kararın, kanunun emredici kurallarına uygun yazılması kamu düzenine ilişkindir. Hüküm sonucu eksik bir kararın, tereddüte neden olacağı, infaz kabiliyetinin bulunamayacağı çekişmesizdir. Somut olayda temyiz incelemesine konu mahkeme kararında hiçbir hüküm sonucu yer almamakta, salt davanın kabul edildiğinden bahsedilmektedir. Oysa, kısa kararda hüküm sonucu açıkça tefhim edilmiş durumdadır. Bu durum karşışında, usulüne uygun olarak zorunlu unsurları içerir şekilde gerekçeli karar yazılmaması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarada (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13/12/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.