Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2009/12747 E. 2011/8324 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/12747
- Karar No
- 2011/8324
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.11.2008 tarih ve 2006/613-2008/686 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi.....düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin ortaklarından olan ...'na 28.02.2001 tarihinden 19.10.2001 tarihine kadar şirket hesabından para verilerek bir kısım şahsi ödemelerinin şirketçe yapıldığını, ortağın ölümüyle davalının tek mirasçı olarak kaldığını, ihtara rağmen ödenmeyen 1.287.752,70 TL’nın tahsili amacıyla başlatılan takibe davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiş, 07.01.2008 tarihli ıslahla takibin 1.710.572,77 TL üzerinden devamını istemiştir. Davalı vekili, murisin yurt dışında bulunduğu sırada hesabına borç olarak yazılan miktarın gerçeği yansıtmadığını, tüzel kişiliği bulunan şirketlere verilen paranın murisin hesabına borç kaydedildiğini, yapıldığı iddia edilen bir kısım ödemelerin davacı tarafından yapılıp yapılmadığının belgelerden anlaşılamadığını, şirket yönetimince faiz konusunda alınmış bir karar bulunmadığından faiz istenemeyeceğini, alacağın likit olmadığını ve müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının murisinin davacı şirketin ortağı olduğu, değişik zamanlarda şirketten para aldığı, şirketçe murisin borçlarının ödenerek hesabına borç kaydedildiği, borç kaydedilen asıl alacak miktarının 287.573,87 TL olduğu, tacirin işlerinin ticari olması nedeniyle verdiği borç para nedeniyle ticari faiz isteyebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile itirazın 287.573,87 TL asıl alacak ve 1.000.178,83 TL işlemiş faiz üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, 515.101,08 TL inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, şirket ortağına verilen borç paranın tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı taraf, davalının murisine verilen ve bu kişi tarafından şirkete ödenmeyen 580.007,63 TL asıl alacak, 600.446,07 TL işlemiş faiz ve 107.299 TL ihtarname tebliğinden itibaren işlemiş temerrüt faizi olmak üzere toplam 1.287.757,70 TL'nin tahsili için icra takibi başlatmış, davalı borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine icra takibi durmuş, bunun üzerine davacı tarafından işbu dava açılarak davalının itirazının iptaline ve icra inkar tazminatınakarar verilmesi istenilmiş, davacının 25.12.2007 tarihli dilekçesi ile dava ıslah edilerek 287.573,87 TL asıl alacak, 1.357.368,35 TL işlemiş faiz, 65.630,55 TL temerrüt faizi olmak üzere toplam 1.710.572,77 TL üzerinden takibin devamına karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece de 287.573,87 TL asıl alacak, 1.000.178,83 TL işlemiş faiz olmak üzere 1.287.752,70 TL üzerinden itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmiştir. Ancak, dava İİK'nun 67. maddesine dayalı itirazın iptali davası olup ve davacı yanca ıslah yoluyla alacak davasına çevrilmediğinden işin takip hukuku açısından değerlendirilmesi gerekir. İcra takibine konu yapılmayan alacaklar ıslahla dava konusu yapılamazlar. Her ne kadar mahkemece icra takibinde istenilen toplam bedele göre değerlendirme yapılmış ve hüküm kurulmuş ise de, takip talebinde davacı açıkça istemini asıl alacak ve faiz olarak ayrı ayrı belirtmiştir. Bu itibarla, mahkemece her bir istek yönünden taleple bağlı kalınarak hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır. 2- Öte yandan, davalı taraf davacının sunduğu ve alacağına dayanak yaptığı bir takım belgelerdeki imzayı kabul etmediğini savunduğuna göre, mahkemece davalının altındaki imzaları kabul etmediği belgelerin tek tek belirlenmesi, kabul edilmeyen imzaların ilgilisine ait olup olmadığı yönünde imza incelemesi yaptırılması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. 3- Diğer yandan, davalının murisi dışında bazı şirketlere yapılan ödemeleri davacı şirket kayıtlarında davalının murisinin cari hesabına borç kaydedilmesi ve bu şirketler ile davalının murisinin doğrudan bağlantılı olduğu gerekçesiyle davalının sorumlu tutulması, ödeme yapılan şirketlerin ayrı tüzel kişiliklerinin bulunması ve bu şirketlerin borçlarından dolayı ortaklarının sorumluluğunun bulunmadığı göz önünde bulundurulmadığından doğru olmamıştır. 4- Ayrıca, mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda, davalının murisine davacı şirket tarafından ödendiği kabul edilen paranın temerrüt faizi hesaplanırken, faizin başlangıç tarihi vergi mevzuatına göre belirlenmiştir. Oysa taraflara arasındaki ilişki özel hukuk ilişkisidir. Bu durum karşısında, mahkemece davalının ya da murisinin BK ve TTK hükümleri gereğince hangi tarihte temerrüde düşürüldüğü araştırılmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken vergi mevzuatı esas alınarak belirlenen temerrüt tarihine göre hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.