Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2009/12604 E. 2011/4924 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/12604
Karar No
2011/4924
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23.06.2009 tarih ve 2006/411-2009/437 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı banka vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka şubesinde bulunan internet bankacılığına açık hesaplarından, davalının gerekli güvenlik önlemini almaması nedeniyle birkaç işlemle 58.750,00 TL’nın müvekkilinin bilgisi haricinde internet şifreleri kırılarak diğer davalının hesabına aktarılarak çekildiğini ve davalının özen yükümlüğünü yerine getirmediğini ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. vekili, işlemin davacıya ait şifre kullanılmak suretiyle gerçekleştirildiğini, müvekkilinin tüm güvenlik önlemlerini eksiksiz aldığını, şifre ve bilgilerin sorumluluğunun davacıya ait olduğunu ve müvekkilinin sisteminden ele geçirilmesinin mümkün olmadığını, davacını şifre ve bilgilerin korumak için gereken güvenlik önlemlerini almadığını, müvekkiline yüklenecek kusur bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ..., davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, internet şifre ve kişisel bilgilerini korumada özensiz davranması ve internet bankacılığı işlemlerini bizzat yapmayarak oğlu aracılığıyla yapması nedeniyle %30 oranında, davalının ise, davacının hesabına birkaç kez yanlış şifreyle girilmeye çalışılmasına rağmen davacının sistemde kayıtlı olan cep telefonu aracılığıyla bildirim yapılmaması ve ek güvenlik önlemlerini almaması nedeniyle %70 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 41.125,00 TL’nın değişen oranlardaki yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı ve davalı banka vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir. 1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2) Dava, banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK’nun 306 ve 307. maddeler uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Somut olayda mahkemece, kişisel bilgilerinin korunmasında özensiz davranması ve bilgilerini işlem yapmak üzere oğluna vermesi nedeniyle davacının %30 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Oysa davacıya ait para, haklarında kamu davası açılan suç örgütünce davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile hesaplardan çekilerek başka hesaplara havale edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, ispat yükü kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının veya adına işlem yapan oğlunun kusuru ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır. Bu itibarla, somut olayda davacının hesabında bulunan paraların başka hesaplara havale edilmesinde davacıya atfedilecek her hangi bir kusurun ispat edilememesi nedeniyle tüm kusurun davalı bankada olduğunun kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile tarafların birlikte kusurlu olduğunun kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. 3) Diğer yandan, davacının alacağı mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte tahsilini istediğine göre, isteminin 3095 sayılı Kanunun 2/son maddesine göre değerlendirilerek, davacının bu maddeye uygun bir istemi varsa buna göre yoksa, 3095 sayılı Kanunun 2/2. maddesindeki avans faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.887,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 25.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/12604, K. 2011/4924, T. 25.04.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2009-12604-e-2011-4924-k-660a7713b2c2