Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2009/12519 E. 2010/1750 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/12519
- Karar No
- 2010/1750
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Uşak 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/05/2008 tarih ve 2005/941-2008/921 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının üstlenmiş olduğu taşıma işi nedeniyle müvekkilinden gerçekte 6.046.04 YTL alacaklı olduğu halde başlattığı icra takibi ile müvekkilinden 7.626,93 YTL tahsil ettiğini ileri sürerek, fazladan tahsil edilen 1.580,89 YTL’nin ödemeden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ve kötüniyet tazminatı ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dava, navlun alacağı bulunmadığı halde davalı tarafından başlatılan takip sonucu ödenmek zorunda kalındığı iddia edilen paranın istirdatı istemine ilişkindir. Taraflar arasında süre gelen taşıma ilişkisinin mevcut olduğu ve davalı tarafından yapılan taşıma nedeniyle davacının bir kısım ödemelerde bulunduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık davalı tarafından yapılan taşıma sonucu düzenlenen ve takibe konu fatura bedellerinin davacı tarafından ödenip ödenmediği, yani bu fatura bedellerinin ödendiği halde davalı tarafından yapılan takip sonucu mükerrer ödeme yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, alacağın varlığının tesbiti için taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak sonuca gidilmiş ise de, alınan rapor eksik incelemeye dayalıdır. Zira bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere davacı defterlerinin kapanış tasdikleri süresinde yapılmadığı, davalı defterlerinin de usulüne uygun tutulmadığı ve davalı tarafından düzenlenen bir kısım faturaların yine davalı defterlerine kaydedilmediği belirlenmiştir. Ticari defterlerin ispat kuvveti leh ve aleyhe olmak üzere önem kazanmaktadır. Defterlerin tacir lehine delil olabilmesi için tarafların tacir olması, uyuşmazlığın ticari işten çıkması ve tacirin tuttuğu bütün defterlerin birbirini teyit etmesi gerekir. Defterlerin sahibi aleyhine delil olarak kabulü için kanuna uygun olarak tutulmalarına gerek yoktur. Usulüne uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin içeriği sahibi aleyhine delil oluşturur. Somut olayda, taraf defterleri kanunun aradığı usulde tutulmadığı ve süresinde kapanış tasdikleri yaptırılmadığı bilirkişi raporunda açıkça belirtilmiştir. Bu durumda bu defter kayıtlarından sahipleri lehine sonuç çıkarmak mümkün değildir. Ancak usulüne uygun tutulmayan bu defterlerdeki karşı taraf lehine olan kayıtlar sahibi aleyhine sonuç doğurabilir. Bu itibarla, davaya konu 3 fatura bedelini davacı taraf daha önce ödediğini iddia ederek iş bu davayı açtığına göre mahkemece, taraf şirketlerin temsilcilerinin isticvabı sağlanarak, taraflar arasındaki ilişkinin nasıl başladığı ve nasıl devam ettiği, ödemelerin nasıl yapıldığı, nakliye bedellerinin hangi esasa göre belirlendiği ve buna göre ne miktar taşıma yapılıp ne miktar ödeme yapıldığı sorularak, alınan cevaplar doğrultusunda ve ayrıca davacı tarafından davalı şirketin ortağı olduğu iddia edilen ...’e yapılan ödemenin davalı tarafından inkar edilmesi nedeniyle ödemenin davalı adına yapıldığının da davacı tarafça ispat edilmesi gerektiği gözetilerek, uyuşmazlığa konu olay hakkında uzmanlığı olan bilirkişi veya kurulundan rapor alınmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir hüküm tesis edilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 3- Dava taşıma sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, TTK’nun 3, 21 ve 3095 sayılı Yasa'nın 2/2. maddeleri uyarınca ticari nitelikteki bu ilişkiden kaynaklanan alacak yönünden istenebilecek ticari temerrüt faiz oranının, TCMB’nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı olmasına karşın, yazılı şekilde reeskont oranında temerrüt faizine hükmedilmesi de doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 16.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.