Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2009/106 E. 2010/8500 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/106
- Karar No
- 2010/8500
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.06.2008 tarih ve 2007/85-2008/76 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, “...” ibaresinin 1974 yılından beri kesintisiz ve fiilen müvekkili şirket tarafından “...Mağazaları”nda kullanıldığını, bu ibarenin 16.01.1997 tarihinden itibaren de müvekkili adına 35 nci sınıfta marka olarak tescil ettirilmiş olduğunu, davalının ise “...Bebe” ibaresini 18,24 ve 25 nci sınıflarda tescil ettirmiş olup, sözkonusu markanın kullanım hakkının anılan sınıflardaki bebek iç ve dış giyim ürünlerinin imalatı ile sınırlı bulunduğunu, ancak davalının müvekkili adına tescilli bulunan “...” markasını mağazalarında ve e-ticaret yaptığı sanal mağazasında haksız olarak kullandığını, davalının mağazacılık faaliyetlerinde müvekkili şirkete ait markayı kullanmasının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek asıl davada, davalının “...Bebe” markasını müvekkili şirkete ait “...” markası ile iltibas oluşturacak şekilde kullanması eyleminin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine ve men’ine, müvekkili şirket markasına tecavüzün giderilmesine, davalının müvekkiline ait markayı iltibas yaratacak şekilde kullanımının haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile men’ine ve dava dilekçesindeki diğer istemlerin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise “...” ibaresinin 1969 yılından beri tescilli şekilde işletme adı, ticaret unvanı, ayırıcı unsur olarak müvekkili şirket ve ortakları tarafından mağazacılık faaliyetlerinde kullanılmakta olduğunu, davalının “...-...Bebe Giyim” olarak tadil ve tescil ettirdiği ticaret unvanının müvekkili yönünden markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, davalının unvanında yer alan “...” ibaresini kullanmasının müvekkili şirketin tescil edilmiş marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile tecavüzün giderilmesine, müvekkili şirketin markası ve unvanı ile karıştırıldığından sözkonusu unvandan “...” ibaresinin terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkiline ait markanın ve ticaret unvanının 1983 yılından beri tescilli olduğunu, davacının iddialarının hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu savunarak, asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davanın kısmen kabulü ile davalının kendi tescilli markasının ayırt edici unsuru olan “...” ibaresini tescili bulunmayan 35 nci sınıfta baskın biçimde, öne çıkarmak suretiyle yaptığı markasal kullanımın markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, tecavüzün önlenmesine, giderilmesine, buna bağlı istemlerin kabulüne, birleşen davada ise davalının ticaret unvanında kendi adının ayırt edici unsur olarak yer aldığı, bu nedenle karışıklık ve marka hakkına tecavüz oluşmayacağından ticaret unvanının terkini ile haksız rekabet ve markaya tecavüze yönelik istemlerin reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davalının tescilli ticaret unvanını TTK’nun 41 nci maddesi uyarınca tescil ettirdiği hali ile bir bütün olarak ticari işletmesinde kullanmadığının anlaşılmasına göre asıl davaya yönelik temyiz itirazları ile davalının 1983 yılından beri tescilli bulunan ticaret unvanında “...” ibaresinin yer alması nedeniyle birleşen davaya yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 20.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.