Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2009/10587 E. 2012/6989 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/10587
- Karar No
- 2012/6989
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Denizcilik İhtisas Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 24/03/2009 tarih ve 2008/503-2009/104 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin Nakliyat Emtea Sigorta poliçesini düzenlediği emteanın davalının taşıması esnasında hasarlandığını bildirerek Sigortalıya ödenen meblağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuş, 29.07.2008 tarihli ek cevap layihasında ise tahkim ve yetki itirazında bulunmuştur. Mahkemece, tahkim itirazının kabulüyle, dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- HMK'nun 297 vd. (HUMK'nun 388 vd.) maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında gerekçeli kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması ve ayrıca gerekçenin de hüküm fıkrasına uygun olması gerekmektedir. Somut olayda, gerekçede davalının yetki itirazının kabul edildiği ve bu nedenle yetkisizlik kararı verildiği halde kısa kararda tahkim itirazının kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle gerekçeli kararın hüküm fıkrasınında kısa, karara uygun olarak yazıldığı mahkemece kararın gerekçesinde belirtilmiş ve bu suretle gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşmuştur. Bu durum HMK'nun 297-298 nci (HUMK'nun 388-389) maddelerine açıkça aykırı olduğundan mahkemece yeni bir karar verilmesine imkân sağlamak için hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2- Kaldı ki, kararın gerekçesinde davalının yetki itirazı süresinde değil ise de davacının süresinde yapılmayan yetki itirazına muvafakat etmediğini belirterek karşı çıkmadığı için yetkisizlik kararı verildiği belirtilmiş ise de gerek hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan HUMK.'nun 187 nci maddesi gerekse sonradan yürürlüğe giren HMK'nun 116 ncı maddesi gereğince kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazı, ilk itirazlardan olup, esasa cevap süresi içinde ileri sürülmesi gerekir. Bu süreden sonra karşı yanın icazeti ile ileri sürülebilmesi def'i olmayıp ilk itirazlardan olduğundan mümkün değildir. Bu durumda mahkemece, süresinde olmayan yetki itirazının reddine karar vermek gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.