Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2008/9894 E. 2010/1059 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2008/9894
- Karar No
- 2010/1059
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.03.2008 tarih ve 2006/526-2008/137 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında imzalan 19.06.2003 tarihli acentelik sözleşmesinin feshedildiğini, acentelik sözleşmesinin 14. maddesinde ve Sigorta Murakabe Kanunun 7. maddesinde acentenin bir hafta süresince tahsil ettiği primlerin komisyon ve ilgili vergiler düşüldükten sonra kalan kısmını en geç ertesi hafta son iş günü bitimine kadar sigorta şirketine intikal ettirme zorunluluğu bulunmasına rağmen davalının aracılık yapıp tanzim ettiği sigorta poliçeleri dolayısıyla müvekkiline ödemede bulunmadığını, davalı hakkında Üsküdar 2. İcra Müdürlüğü’nde başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, acentelik ilişkinin kurulması ve devamı için müvekkilinin teminat olarak sahibi olduğu taşınmazda davacı şirket yararına ipotek tesis edildiğini, bu teminatın kayıtsız şartsız bir para borcunu güvenceye almak için konulmadığını, davacının alacaklı olmadığı halde hem ipoteğin paraya çevrilmesi için takip başlattığını, hem de Kadıköy 6. İcra Müdürlüğü’nün 2005-15608, 2005-15607, 2005-15608 E. sayılı dosyaları ile icra takibi başlattığını, müvekkilinin sigorta sözleşmesinden doğan bir borcu bulunmadığını, borç miktarının bir kısmının davacı tarafından sigortalıların kredi kartlarından çekildiğini, bir kısım poliçeler iptal edildiği halde bunların bedellerinin de müvekkilinden talep edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından gönderilen ihtarname ile acentelik sözleşmesinin 06.11.2006 tarihi itibarı ile tek taraflı olarak feshedildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 15. maddesinde uyuşmazlık halinde şirket defter ve kayıtlarının ispat belgesi olacağının kararlaştırıldığı, davacının ticari defter ve dayanakları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda davacının davalıdan 30.000,00 YTL alacağı bulunduğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulü itirazın iptaline, takibin 30.000,00YTL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa icra takip tarihi olan 27.12.2005 tarihinden başlayarak ve faizin cinsi yönünden istemle bağlı kalınarak 2/2 maddesi hükmünce yıllık % 30 ve sonradan değişen oranlarda, avans faizi cinsinden direnim faizi yürütülmesine, takip tarihi itibari ile alacak likit olduğundan İİK’nun 67/2. maddesi uyarınca % 40 oranına göre davalının davacıya 12.000,00 YTL icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı ile davalı arasında imzalanan 19.06.2003 tarihli acentelik sözleşmesinin 15 nci maddesiyle taraflar arasında çıkabilecek uyuşmazlıklarda, davacının defter ve ticari kayıtlarının münhasır delil teşkil edeceği yolunda bir delil anlaşması yapıldığı anlaşılmaktadır. Kural olarak, taraflar arasındaki acentelik ilişkisinin fesihle sona ermesinden sonra davacının alacak iddiasından kaynaklanan uyuşmazlığın çözümünde, davacıya ait defter ve kayıtların esas alınacağı asıl ise de, bu husus aynı konuda davalının yasal delilerini karşı delil olarak sunma olanağını ortadan kaldırmaz. Somut olayda davalı vekili bilirkişi raporuna itirazında davacı tarafından talep edilen borç miktarının bir kısmının bizzat davacı tarafından sigortalıların kredi kartlarından çekilmek suretiyle tahsil edildiği halde tekrar müvekkilinden tahsil edilmeye çalışıldığını, delil listesinin 3. sırasında sunulan 38 sayfalık belgede sigortalıların ismi, işlem tarihi, meblağ gibi bilgilerin yer aldığını, yine müvekkili tarafından tahsil edilemeyen primlerin de davacı ... şirketince tahsil edilmiş gibi gösterilerek müvekkilinden tekrar tahsile çalıştığını bildirilmiştir. Bu bakımdan davalı vekilinin bildirdiği itirazlar ile ibraz ettiği delil ve belgelerin, davacı şirket kayıtları üzerinde yaptırılacak yeni bir bilirkişi incelemesi suretiyle karşılaştırılması ve sonucuna göre uyuşmazlığın çözüme bağlanması gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 2- Bozma neden ve şekline göre de davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.