Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2008/9622 E. 2010/910 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2008/9622
- Karar No
- 2010/910
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Asliye 3.Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Konya Asliye 3.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.03.2008 tarih ve 2005/63-2008/61 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin sahibi bulunduğu ... markasını beş ayrı biçimde düzenleyerek TPE nezdinde tescil ettirmiş olduğunu, anılan markanın kullanılması için müvekkili ile marka sözleşmesi yapılması gerektiğini, davalının bu sözleşmeyi akdetmeksizin imal ettiği ve satmakta olduğu katı yakıtlı kazanların üzerinde ... markasını kullandığını, davalının söz konusu eylemi ile müvekkilini maddi ve manevi zarara uğrattığını ileri sürerek, ... markasına vaki tecavüzün önlenmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3.850,00 YTL maddi ve 3.850,00 YTL manevi tazminatın davalıdan ticari reeskont faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin ... markasını kullanmadığını, yapılan tespitte numune alınmamış olduğunu, yapılan tespit ve tutulan tutanağın usulsüz ve yetersiz bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davalının davacı Türk Standartları Enstitüsü ile herhangi bir sözleşme akdetmeksizin ve hakkı olmadan davacıya ait markayı üretimini yaptığı kazanlarda izinsiz olarak kullanmak suretiyle 556 sayılı KHK’nin 9 ve 61 nci maddeleri ile Türk Standartları Enstitüsü Belgelendirme Talimatının marka ve belgelerin haksız kullanılmasını düzenleyen 29 ncu maddesini ihlal etmiş olduğu sonucuna varılarak, markaya tecavüze ilişkin olarak açılan davanın kabulü ile davalının davacıya ait baklava dilimi tescilli markasının üretimini yaptığı kazanlarda izinsiz kullanımı biçimindeki vaki tecavüzünün önlenmesine, davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 1.290,33 YTL maddi ve taleple bağlı kalınarak 3.850,00 YTL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Dava, davacıya ait ... markasının davalı tarafından bu konuda akdedilmiş bir sözleşmeye dayalı olmaksızın haksız olarak kullanımı nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.Davacıya ait ... markasının davalı tarafından üretilen katı yakıtlı kazanlarda kullanılmak üzere davalının davacı Kurum nezdinde yaptığı başvurunun ürünler üzerinde yapılan deneylerin olumsuz sonuçlanması üzerine davacı Kurum tarafından reddedildiği, buna rağmen davalının anılan ürünlerde ... markasını kullandığı tespit edilmiştir.Davalının bu haksız kullanımı nedeniyle davacı Kuruma ödemekle yükümlü olduğu maddi tazminatın davalının hakkı olmadığı halde üzerinde ... markasını kullandığı ürünlerin yıllık brüt satış tutarları esas alınarak hesaplanması gerekmektedir.Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise davalının davaya konu ürün dışında kalıp da satışını yaptığı diğer tüm ürünlerin de brüt satış tutarlarının esas alınması suretiyle hesaplamanın yapıldığı, davalının bu yönde itirazda bulunmuş olmasına rağmen mahkemece bu husus üzerinde durulmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, davalının ödemekle yükümlü olduğu maddi tazminat tutarının tespitinde davalının davaya konu katı yakıtlı kazan ürününe ilişkin yıllık brüt satış tutarının belirlenerek buna göre maddi tazminatın hesaplanması gerekirken açıklanan şekilde yapılan hesaba dayalı olarak bulunan maddi tazminatın hüküm altına alınması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir. 3- Öte yandan, davacı istediği tazminatların ticari-reeskont faiziyle hüküm altına alınmasını istemiştir.Markaya tecavüzden kaynaklanan işbu dava TTK’nun 4 ncü maddesi uyarınca mutlak ticari dava niteliğinde olduğundan davacının ticari faiz istemi yerinde olup, 3095 sayılı Yasanın 2/2 nci maddesi uyarınca arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde uygulanacak temerrüt faizinin T.C.Merkez Bankasının kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı olacağının belirtilmesi karşısında davacı yararına hüküm altına alınan tazminatların avans faiz oranı ile tahsiline karar verilmesi gerekirken, infazda tereddüt yaratacak şekilde ticari-reeskont faizine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı; (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ise davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı taraf yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 28.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.