Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2008/4676 E. 2010/1315 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2008/4676
- Karar No
- 2010/1315
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08.05.2002 tarih ve 1998/2328 - 2002/472 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 26.01.2010 gününde davacı avukatı ...ile davalı avukatı ...gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı, davalı şirketin anasözleşmesinin 12. ve 36. maddelerine istinaden kuruluşunda kurucu ortaklarına dağıtılabilir karlardan %10’nu vermek üzere 2000 adet kurucu hissesi çıkardığını, kendisinin de 10 adet kurucu hisse sahibi olduğunu, davalının 1998 yılı içinde sahibi bulunduğu gayrimenkulü satarak safi 4.705.490.000.000 TL. kâr sağladığını, şirket anasözleşmesinin 36.maddesinin 2. bendinin (b) fıkrası uyarınca kurucu hisse senetlerine verilmesi gereken kâr payını ayırmadan kârın tamamının 20.11.1998 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında aldığı karar ile sermayesine ilave etmek suretiyle dolaylı olarak sermaye sahibi ortaklara dağıttığını, oysa kârdan önce kurucu hisse payını ayırıp, kalanını sermaye sahibi ortaklara dağıtması veya fevkalede ihtiyatlara alması gerektiğini, davalı şirketin 1991 yılı sonuna kadar kurucu hisseler payının dağıtıldığını, 1991 yılından 1997 yılına kadar 7 yıl süre ile kârını ihtiyatlara aldığını, sonra ihtiyatların sermayesine ilave suretiyle dolaylı olarak ortaklara dağıtıldığını, kuruculara hiç kârdan pay verilmediğini, kurucu pay sahiplerinin alacaklı üçüncü kişi olduklarından genel kurul kararına da ihtiyaç bulunmadığını ileri sürerek,davalı şirketin 1998 yılında şirket bilançosu aktifinde bulunan gayrimenkul satışından doğan kârdan sahibi bulunduğu 10 adet kurucu hisse senedine ödenmesi gereken 2.352.475.000 TL. kâr payı ve işleyecek faizin reeskont faizi ile davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İşbu dava dosyası ile birleşen Adana Asliye Ticaret Mahkemesinin 1999/661-2002/45 sayılı dava dosyasında ise, davalı şirketin 1998 kârından hissesine düşen 2.797.956.250 TL. kâr payı ve işleyen faizinin faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, 20.11.1998 tarihli genel kurulun iptali için açılan davanın derdest olduğunu, kâr dağıtımına genel kurulun karar vermesi gerektiğini, esasen şirketin 1972 yılında kurulmuş olup aradan 26 yıl geçtiğini, kurucu paylara süresiz kâr payı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kuruculara ilk kuruluş esas sermayesi ile sınırlı olarak kâr payının verilebileceğini, davacının müvekkili şirketin 1972 tarihinden 1998 yılına kadar görevli ve sorumlu murakıbı ve mali konularda baş danışmanı olduğunu, şirketin 1997 yılı genel kuruluna katılıp olumlu oy verdiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacının davalı şirketin kârın dağıtılmamasına dair 24.3.1998 tarihli genel kurul kararının iptalini talep etmediği, davalı şirketin emisyon priminin TTK.nun 466. maddesi gereği kanuni yedeklere ayrılacağı, iç kaynaklardan sermaye artırımına yol açan iştirak hisselerinin satışından elde edilen kazancın ticari kâr anlamında kabul edilemeyeceği ve TTK.nun 298. maddesinde öngörülen kazanç kavramına dahil olmadığı, genel kurulun kârın dağıtılmaması kararının iptali söz konusu edilmediği ve genel kurul kararının kesinleşmiş olması sebebiyle davacının sahibi bulunduğu kurucu senetlerin kâr payını talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Davacı taraf asıl davada davalı şirketin 20.11.1998 tarihinde yaptığı olağanüstü genel kurul toplantısında 1998 yılı içinde sattığı gayrımenkul satışından elde ettiği safi 4.705.490.000.000 TL kârın sermayeye ilave suretiyle dolaylı olarak sermaye sahibi ortaklara kâr dağıttığını, bu tutarın % 10' unun kurucu pay senedi sahiplerine ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, (2.352.475.000) TL'nin tahsili talebinde bulunmuştur. Mahkemece ise, yukarıda belirtildiği üzere davaya konu edilen emisyon primi ve iştirak hisselerinin satışından doğan kazancın TTK' nun 298 nci maddesi kapsamında kazanç kavramına girmediği ve kârın dağıtılmamasına ilişkin genel kurul kararının iptali hususunda dava açılmadığı şeklindeki hususları hem asıl hem de birleşen davanın reddine gerekçe yapmıştır. Asıl davaya konu edilen tutarın emisyon primi ve iştirak hisselerinin satışı ile ilgili olmayıp, şirkete ait taşınmazın satışı ile ilgili olması ve Dairemiz'in emsal nitelikte kararlarında (06.04.2001 T, 2001/431 E, 2001/2884 K) belirtildiği üzere sözleşmesel hak sahibi kurucu pay senedi sahiplerinin genel kurul kararı iptal edilmeden sözleşmeden kaynaklanan haklarını istemelerinin mümkün bulunması ve ayrıca iptal davası açmakta hukuki yararlarının bulunmaması nedeniyle mahkemenin asıl davayı ret gerekçeleri yerinde değil ise de, asıl davada istenen tutarın davalı şirketin ticari etkinliği neticesi oluşan kazanç olmayıp, şirkete ait taşınmazın satışından elde edilen tutar olması sebebiyle mahkemece asıl davanın reddine ilişkin karar sonucu itibariyle doğru bulunduğundan davacı vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Birleşen dava yönünden yapılan incelemeye gelince; Dava dilekçesinde de açıkça belirtildiği üzere davacı taraf davalı şirketin 06.04.1999 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında 1998 yılı kârının dağıtılmayarak fevkalade ihtiyatlara ayrılmasına karar verildiğini ileri sürerek, dağıtılmamasına karar verilen kârdan anasözleşme uyarınca kendisine verilmesi gereken tutarın tahsilini dava etmiştir. Yukarıda da açıklandığı üzere davacı tarafın iştirak hissesi ve emisyon primi ile ilgili bir talebi söz konusu değildir. Bu itibarla, mahkemece yukarıda (1) nolu bentte açıklandığı üzere kurucu pay senedi sahibi davacının 1998 yılı kâr payı ile ilgili olarak genel kurul iptal davası açmaya gerek olmadan koşulları oluştuğunda anasözleşme uyarınca ödenmesi gereken kâr payından hissesine düşen tutarı isteyebileceği nazara alınarak, şirketin kârı dağıtmayarak fevkalede ihtiyatlara ayırmasının ekonomik gerekliğinin bulunup bulunmadığı uzman bilirkişiler aracılığı ile incelettirilerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan ve yerinde bulunmayan gerekçelerle birleşen davanın da reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddiyle asıl davaya ilişkin kararın değiştirilen gerekçeye göre ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle birleşen dava ile ilgili kararın davacı yararına BOZULMASINA, 750,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.