Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2008/14047 E. 2010/5651 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2008/14047
Karar No
2010/5651
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Van 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.05.2008 tarih ve 2002/127 - 2008/236 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin Etibank A.Ş. Van Şubesi’nde kredi ve mevduat hesaplarının bulunduğunu, bilgileri dışında banka müdürü olan dava dışı ...'ın 16.513,60 TL kredi çekerek mevduat hesaplarına aktardığını, oradan da kendi nam ve hesabına kullandığını, olayı davalı ihtarı üzerine öğrenmelerinden sonra banka müdürü olan anılan kişinin davacının bankaya borcu olmadığına dair belgeyi imzalayarak verdiği gün intihar ettiğini, bu olaylar sonrasında davacının anılan krediyi fer'ileriyle ödeyerek kapattığını, olay nedeniyle davacının zarar gördüğünü ileri sürerek, şimdilik 1.000,00 TL'nın davalıdan tahsilini istemiş, dahili davalı dilekçesi ile ....'ni davaya dahil etmiştir. Davalı ve dahili davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının kredi hesabından para çekildiğinden haberdar olmasına rağmen taksitlendirme talebinde bulunup, borcuna karşılık çek keşide ederek bankanın talep etiği meblağı ödediği, bu durumun çekilen kredinin davacı tarafından kullanıldığı sonucunu doğurduğu gerekçesiyle davalılardan BDDK aleyhine açılan davanın husumetten, dahili davalı bakımından ise esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davacının davalı banka şubesinde bulunan kredi ve mevduat hesapları üzerinde usulsüz işlemler yapıldığı iddiasına dayalı alacağın tahsili istemine ilişkin olup, davanın bu niteliğine göre husumetin Bayındır Bank A.Ş.'ne (Birleşik Fon Bankası'na) yöneltilmesi gerekirken BDDK ve TMSF'ye yöneltilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca, Türk Hukukunda, mecburi dava arkadaşlığı dışında dışarıdan davalı ithali mümkün değildir. Öte yandan, 18.06.1999 tarih ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 1. maddesinde, bu Kanun'un amacının, tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerini korumak, mali piyasalarda güven ve istikrarı ve ekonomik kalkınmanın gereklerini de dikkate alarak kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasını sağlamak üzere bankaların kuruluş, yönetim, çalışma, devir, birleşme, tasfiye ve denetlenmelerine ilişkin esasları düzenlemek olduğuna işaret edilmiş; 3/1. maddesi ile, bu Kanun ve ilgili diğer mevzuatın, Kanunda gösterilen yetkiler çerçevesinde düzenlemeler de yapmak suretiyle uygulanmasını sağlamak, uygulamayı denetlemek ve sonuçlandırmak, tasarrufların güvence altına alınmasını temin etmek ve Kanun’la verilen diğer görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak üzere kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip "Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu" (BDDK) kurulmuş; aynı Kanun'un 15. maddesinin, 1 numaralı fıkrasında, bankalardaki tasarruf mevduatının kamu tüzelkişiliğini haiz "Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu" tarafından sigorta edileceği ve Fon'un, 14. madde hükümlerine göre Kurum (BDDK) tarafından hisseleri ve/veya yönetim ve denetimi kendisine devredilen bankaların mali bünyelerinin güçlendirilmesi, yeniden yapılandırılması ve üçüncü kişilere devri ve bu Kanun ile kendisine verilen diğer işleri de yapmakla görevli ve yetkili olduğu belirtilmiş; aynı maddenin 4 numaralı fıkrasında, Fon'un, Kurulca hazırlanacak Fon Yönetmeliği dahilinde Kurum (BDDK) tarafından idare ve temsil olunacağı hükme bağlanmıştır. Anılan hükümlerden, Yasa'nın amacının gerçekleştirilebilmesi için idari ve mali özerkliğe sahip kamu tüzelkişiliğini haiz olarak kurulan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK)'nun, 14. maddeye göre hisselerinin ve/veya yönetimi ve denetiminin devrine karar verdiği bankaların mali bünyelerinin güçlendirilmesi, yeniden yapılandırılması gibi görev ve yetkilerini ayrı bir kamu tüzelkişiliğini haiz Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu eliyle yürüttüğü; bu Kanunda öngörülen idari faaliyetlere ilişkin olarak kamu gücüne dayanan, re'sen ve tek yanlı işlemler tesis ettiği anlaşılmaktadır. Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu karara bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b. maddesinde, idari eylem ve işlemlerden dolayı hakları ihlal edilenler tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Buna göre, kamu tüzelkişiliğini haiz Fon tarafından, kendisine devredilen bankaların mudileri hakkında kamu gücüne dayalı, re'sen ve tek yanlı olarak tesis edilen ve idari nitelik taşıyan işlemler nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların giderilmesi amacıyla Fon aleyhine açılan davada, olayda kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, zararın doğumunda hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının idare hukuku ilkelerine göre saptanması gerekmektedir. Bu durumda, davanın TMSF ve BDDK aleyhine açılan kısmının, 2577 sayılı Yasa'nın 2/1-b. maddesinde yer alan tam yargı davası kapsamında görüm ve çözümünde idari yargı yerlerinin görevli olduğu açıktır. Mahkemece, davalılardan BDDK ve TMSF hakkındaki dava dilekçesinin yargı yolu yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, BDDK bakımından husumet; dahili davalı .... bakımından işin esası yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ise de, açıklanan tüm bu gerekçelerle, yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş olduğu nazara alındığında, verilen kararın sonucu itibariyle doğru olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 20.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/14047, K. 2010/5651, T. 20.05.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2008-14047-e-2010-5651-k-40eb322b4e92