Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2008/12252 E. 2010/3142 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2008/12252
- Karar No
- 2010/3142
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 9.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/04/2008 tarih ve 2007/166-2008/186 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilince nakliyat rizikolarına karşı sigortalanan muhtelif gıda emtiasının davalıya ait araç ile nakliyesi sırasında 03/01/2006 tarihinde hasar görmesi sebebiyle davacı tarafından sigorta ettirene ödenen 37.697,51 TL'nin ödeme tarihi olan 17/05/2006 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte rücuen davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, nakliye amacıyla davalıya teslim edilen emtianın araçtan çalınmasında davalının kusurunun bulunmadığını, hırsızlık olayını fark eden davacının kolluk güçlerine gerekli ihbarı yaptığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, rizikonun 03/01/2006 tarihinde gerçekleştiği, sigorta poliçesinin imzalandığı 05/01/2006 tarihi itibariyle sigortalı emtianın çalındığını bildiğinden, riziko meydana geldikten sonra yapılan sigorta mukavelesinin hükümsüz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, TTK'nun 1301. maddesi uyarınca açılan rücuan alacak davası olup, her ne kadar TTK'nun 1279. maddesi uyarınca spesifik poliçenin hasarın gerçekleşmesinden sonra düzenlenmesi nedeniyle sigorta akdi geçersiz ve bu nedenle davacının sigorta hukuku hükümleri uyarınca halefiyet elde etmesi mümkün değil ise de, dosya içerisinde bulunan ibraname başlıklı belgeden sigortalının zararın davacıdan tahsil ederek taşıma ilişkisinden kaynaklanan haklarını davacıya temlik etmiş olduğu anlaşıldığından ve bu suretle de davacı söz konusu ilişki nedeniyle dava açma hakkın haiz bulunduğundan mahkemece uyuşmazlığın esasına girilmek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.