Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2024/6392 E. 2025/6928 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/6392
- Karar No
- 2025/6928
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/1085 Değişik İş SUÇLAR : Sahte fatura düzenleme, defter kayıt ve belgeleri gizleme İNCELEME KONUSU KARAR : İddianamenin iadesi kararına yönelik itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 03.07.2024 tarihli ve 2024/85871 Soruşturma, 2024/48093 Esas sayılı iddianamenin iadesine ilişkin, İstanbul Anadolu 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.07.2024 tarihli ve 2024/983 İddianame değerlendirme sayılı kararına vaki itirazın reddine dair mercii İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.08.2024 tarihli ve 2024/1085 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 06.08.2024'te kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 01.11.2024 tarihli ve 2024/27526 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.12.2024 tarihli ve KYB-2024/114253 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.12.2024 tarihli ve KYB-2024/114253 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Adı geçen şüpheli hakkında tanzim edilen iddianemenin, İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/03/2024 tarihli kararında yer alan "..şüphelinin alınan savunmasında iddianameye konu şirketi daha önce hiç duymadığı, ... isimli arkadaşı vasıtasıyla ... isimli şahsa 500 TL karşılığında vekalet verdiği, sahte olarak düzenlenen faturalarla herhangi bir ilgisinin olmadığı şeklinde beyanda bulunması rağmen soruşturma aşamasında bu hususun araştırılmaksızın doğrudan iddianame tazimi yoluna gidildiği, öncelikle sanığın imza yazı örnekleri ile şirketin kuruluş evraklarında ve iddianameye konu faturalarda yer alan imza yazı örneklerinin grafoloji alanında uzman bilirkişi marifetiyle incelenerek, söz konusu imza ve yazıların şüphelinin eli ürünü olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği ayrıca şüphelinin iddianameye konu şirketin işleyişine fiili olarak katılıp katılmadığının tespiti amacıyla şirketin fatura düzenlendiği firma yetkililerinin ve şüphelinin ifadesinde adı geçen ... isimli şahsın tanık olarak dinlenerek şüpheliyi tanıyıp tanımadıklarının, ticari ilişkide kiminle muhatap olduklarının araştırılması söz konusu eksiklikler giderildikten sonra şüpheli hakkında hukuki durumun yeniden değerlendirilmesi gerektiği, bu hususların suçun sübutuna doğrudan etki edebilecek delil mahiyetinde olduğu ,." şeklinde gerekçe ile iadesine karar verilmiş ise de; Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 19/12/2022 tarihli ve 2022/1372 esas, 2022/20556 karar sayılı ilâmında yer alan, "...5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca, Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekeceği, şüpheli hakkında kamu davasının açılması için yeterli şüphenin bulunduğu, iddianamenin iadesi kararında belirtilen gerekçelerin CMK’nin 174/1-b maddesi uyarınca suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mahiyette olmadığı anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce bu nedenle yerinde görüldüğünden..." şeklindeki, Yine anılan Dairenin 20/09/2021 tarihli ve 2021/12170 esas, 2021/6782 karar sayılı ilâmında yer alan, "...Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 15.01.2019 tarihli ve 2018/3659 esas, 2019/1297 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, bilirkişi raporu alınmasının mahkemenin takdirinde olduğu, bu hususun iddianamenin iadesi sebebi yapılamayacağı, gerek görüldüğünde mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/427 esas, 2018/517 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, vergi suçlarında fatura asıllarına ulaşarak duruşmada incelenmesi zorunluluğundan vazgeçilmiş olduğu, somut olayda iddianameye konu eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204. maddesinde düzenlenen sahtecilik suçunu değil, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/b maddesinde düzenlenen vergi suçunu teşkil ettiği, faturaların sahte olduğuna ilişkin dosyada mevcut vergi suçu raporu ve vergi tekniği raporu bulunduğu, mahkemenin bu hususta tekrar rapor alabileceği gibi iade gerekçelerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174. maddesinde sayılan iade sebepleri kapsamında da bulunmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle ... kararının, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA," şeklindeki, Düzenlemeler nazara alındığında; Şüpheli hakkında sahte belge düzenlemek suretiyle 213 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan düzenlenen iddianameye ilişkin soruşturma dosyasında, İstanbul Vergi Kaçakçılığı-4 Denetim Daire Başkanlığınca düzenlenen 19/02/2024 tarihli vergi tekniği raporunun, yine aynı tarihli vergi suçu raporunun, 01/03/2024 tarihli vergi inceleme tutanağı ile mütalaa formunun bulunduğu, olaya ilişkin yeterli anlatımın yapıldığı ve eksik olduğu düşünülen hususların yargılamanın her aşamasında mahkemesince giderilebileceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 170. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; kamu davasını açma görevinin Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği ve soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde Cumhuriyet savcısının iddianame düzenlemekle yükümlü olduğu; aynı maddenin üçüncü fıkrasında iddianamede nelerin gösterilmesinin gerektiği, dördüncü fıkrasında ise; iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olayların, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanacağı ve yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmeyeceği belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “İddianamenin iadesi” başlıklı 174/1. maddesi; “(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle; a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen, b) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen, ...“ İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir." Şeklinde düzenlenmiştir. 3. İstanbul Anadolu 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.07.2024 tarihli ve 2024/983 İddianame değerlendirme sayılı kararı ile "...şüphelinin üzerine atılı suçun yasal unsurunun, gerçeğe aykırı olarak sahte belge düzenlemek olduğu, şüphelinin bu suçtan dolayı cezalandırılabilmesi için sahte belge düzenleme eylemine bizzat iştirak etmesi gerektiği, bir kişinin resmiyette şirket yetkilisi olarak görülmesinin tek başına atılı suçu işlediğine yönelik yeterli şüphe olarak kabul edilemeyeceği, bu kişinin şirketin işleyişine fiili olarak katılıp katılmadığının, düzenlenen belgelerden bilgisinin olup olmadığının, sahte belge düzenleme fiiline iştirak iradesi ile hareket edip etmediğinin araştırılması gerektiği, kaldı ki günümüzde suç işleme kastı ile hareket eden kişilerin bu amaçla kurdukları şirketi başka şahısları kandırarak, bu şahıslar adına şirket kurmalarına, fiiliyatta adına şirket kurulan şahısların şirketin işleyişinden haberdar olmadıklarına hatta şirketin yerini dahi bilmediklerine sıklıkla rastlanıldığı, ceza yargılamasında amacın maddi hakikatin ortaya çıkarılması olduğu ayrıca kişilerin lekelenmeme hakkının anayasal bir hak olduğu bu açıklamalar ışığında; şüphelinin alınan savunmasında iddianameye konu şirketi daha önce hiç duymadığı, ... isimli arkadaşı vasıtasıyla ... isimli şahsa 500 TL karşılığında vekalet verdiği, sahte olarak düzenlenen faturalarla herhangi bir ilgisinin olmadığı şeklinde beyanda bulunması rağmen soruşturma aşamasında bu hususun araştırılmaksızın doğrudan iddianame tazimi yoluna gidildiği, öncelikle sanığın imza yazı örnekleri ile şirketin kuruluş evraklarında ve iddianameye konu faturalarda yer alan imza yazı örneklerinin grafoloji alanında uzman bilirkişi marifetiyle incelenerek, söz konusu imza ve yazıların şüphelinin eli ürünü olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği ayrıca şüphelinin iddianameye konu şirketin işleyişine fiili olarak katılıp katılmadığının tespiti amacıyla şirketin fatura düzenlendiği firma yetkililerinin ve şüphelinin ifadesinde adı geçen ... isimli şahsın tanık olarak dinlenerek şüpheliyi tanıyıp tanımadıklarının, ticari ilişkide kiminle muhatap olduklarının araştırılması söz konusu eksiklikler giderildikten sonra şüpheli hakkında hukuki durumun yeniden değerlendirilmesi gerektiği..." şeklindeki gerekçeyle, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.07.2024 tarihli ve 2024/85871 Soruşturma, 2024/48093 Esas sayılı iddianamesinin, 5271 sayılı Kanun'un 174/1-b maddesi uyarınca iadesine karar verilmiştir. 4. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün ... vergi kimlik numaralı mükellefi ... ... İnşaat Ticaret Ltd. Şti.'nin yetkilisi olan şüpheli hakkında, "2022 takvim yılında sahte fatura düzenleme" ile "defter, kayıt ve belgeleri gizleme" suçlarını işlediğinden bahisle Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı İstanbul Vergi Kaçakçılığı-4 Denetim Daire Başkanlığının, 19.02.2024 tarihli ve 2024-(2014-1-210)/28 sayılı Vergi Suçu Raporunun düzenlendiği, dosya içerisinde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 367. maddesi uyarınca dava şartı olan mütalaanın, 28.07.2023 tarihli ve E-12178747-000-(2014-1-210)-70409 sayılı isteme yazısı, tebliğ mazbatası ve bir kısım e-fatura suretlerinin mevcut olduğu, ilgili vergi tekniği raporunda düzenlenen sahte faturalar yönünden ayrıntılı açıklamalara yer verildiği, şüphelinin İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığında 22.05.2024 tarihinde alınan ifadesinde, ... isimli arkadaşı vasıtasıyla tanıştığı ...'ya 500,00 TL para karşılığında vekalet verdiğini, adı geçen şirketten haberdar olmadığını, düzenlenen sahte faturalar ile ilgisinin bulunmadığını beyan etmesi ile dosya kapsamına göre yakın tarihlerde kurulan 3 adet daha şirkette daha ortak ve yetkili sıfatlarının bulunduğunun anlaşılması karşısında; İstanbul Anadolu 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.07.2024 tarihli ve 2024/983 İddianame değerlendirme sayılı kararında belirtilen nedenlerin, 5271 sayılı Kanun‘un 174/1-b. maddesi uyarınca suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mahiyette olmadığı, toplanan deliller ışığında şüpheli hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunduğu ve belirtilen diğer delillerin Mahkeme tarafından yargılama sırasında da toplanabileceği cihetle, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.08.2024 tarihli ve 2024/1085 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.06.2025 tarihinde karar verildi.