Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2023/6085 E. 2024/8826 K. – Resmi Belgenin

Konu: Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2023/6085
Karar No
2024/8826
Karar Tarihi
Konu
Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/260 Esas, 2023/288 Karar SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.İzmir 38. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.01.2016 tarihli ve 2015/852 Esas, 2016/45 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. 2.İzmir 38. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.01.2016 tarihli ve 2015/852 Esas, 2016/45 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 29.03.2022 tarihli ve 2020/4404 Esas, 2022/5219 Karar sayılı kararı ile; " Sanığa isnat edilen ve üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması", gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 3.Bozma sonrası, İzmir 38. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.04.2023 tarihli ve 2023/260 Esas, 2023/288 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık atılı suçu işlemediğini belirterek kararı temyiz etmiştir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Suç tarihinde, sanık ...' in durumundan şüphelenerek kendisini durduran polis memuru görevlilere kendisini ... olarak tanıttığı, sanığın bu şekilde başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmak suçunu işlediği iddiası ile kamu davası açılmıştır. 2.Sanık savunmasında, suçunu tevil yollu ikrar etmiştir. 3.Sanığın suç tarihinde önce ... kimliği ile ifadesinin alındığı, sonra ifadesinin ... olarak alındığı, en son ... olarak ifadesinin alındığı, sanığın çelişkili beyanları üzerine ... kimliği ile parmak izlerinin alındığı, parmak izi incelemesi sonucunda sanığın gerçek kimliğine ulaşıldığı anlaşılmıştır. 4.Yapılan yargılama sonunda, suç tutanağı içeriğine göre sanık hakkında herhangi bir suç teşkil eden eylem nedeniyle soruşturma bulunmadığı, bu nedenle kendisini gerçek bir şahıs olan ... olarak veya ... olarak tanıtmasında atılı suçun unsurlarının bulunmadığı, sanığın kendisi hakkındaki yakalama kararının infazını engellemek amacıyla gerçek bir kişi olan ...'in kimlik bilgilerini verip bu kişi adına parmak izi kayıt formu düzenlenmesine neden olduğu, bu haliyle eyleminin TCK.206. Maddesinde tanımlanan resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturacağı sonucuna varılarak, sanığın bu suçtan mahkûmiyetine karar verilmiştir. 5.Bozma sonrası basit yargılama usulü uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği, akabinde seri muhakeme usulü işlemlerinin yapılması amacıyla durma kararı verilerek dosyanın İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildiği, seri muhakeme usulü uygulanmak suretiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmıştır. 6.Mahkemece tüm dosya kapsamından sanığın resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu işlediği kabulü ile hakkında temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE 1. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşması için, kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesi ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gerekir. Yalan beyanın tek başına kanıtlama gücünün bulunmadığı, bu beyana rağmen görevlinin, beyan edilen hususların doğruluğunu araştırıp da belgeyi sonra düzenlemesinin gerekli olduğu takdirde, belgeye dayanak oluşturan bilgi yalan beyan olmayıp görevlinin araştırması sonucu ulaştığı bilgi olduğundan yine beyan olunan bilgiler, ilgili memur ya da makamın başkaca araştırma yapmasını, belge incelemesini gerektirirse veya yalan beyan üzerine memurun kandırılamaması neticesinde doğru şekilde belge oluşturulması durumunda anılan suçun oluşmayacağı açıktır. 2. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) “Kimliği bildirmeme” başlığını taşıyan 40 ncı maddesinin birinci fıkrasında ise “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idari para cezası verilir.” hükmünü haiz olup bu kabahat fiili ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 206 ncı maddesinde düzenlenen suç arasındaki fark, beyanın resmi belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığıdır. 3. Kamu görevlisinin, görevi nedeniyle resmi belge düzenlediği sırada yalan beyanda bulunulması halinde 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesi uygulanacaktır. Resmi belge düzenlenmesi sırasında olmayıp da kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması ve kişinin kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunması halinde 5326 sayılı Kanun’un 40 ncı maddesinin birinci maddesi uyarınca idari para cezası verilmesi gereklidir. 4. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; olay günü durumundan şüphelenilerek durdurulan sanığın kolluk görevlilerine kendisini ... olarak tanıtıp kimliği konusunda tereddüte düşüldüğünden parmak izi incelemesi sonucu gerçek kimliğinin tespit edildiği olayda; sanığın yalan beyanı ile ... adına herhangi bir adli veya idari resmi belge düzenlenmediği anlaşılmakla; sanığın eyleminin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40 ncı maddesinin birinci fıkrasına uyduğu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 206 ncı maddesinde düzenlenen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 38. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.04.2023 tarihli ve 2023/260 Esas, 2023/288 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, ancak sanığın lehine olan ve eylemine uyan 5326 sayılı Kanun'un 40 ncı maddesinin birinci fıkrasında öngörülen idari para cezasının miktarına göre, aynı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde düzenlenen zamanaşımının, eylemin gerçekleştiği tarihten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 5271 sayılı Kanun'un 322 nci ve 5326 sayılı Kanun'un 24 üncü maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, 5326 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2023/6085, K. 2024/8826, T. 27.06.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2023-6085-e-2024-8826-k-dc5f2e53734f