Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2023/4185 E. 2025/3396 K. – Güveni Kötüye
Konu: Güveni Kötüye Kullanma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/4185
- Karar No
- 2025/3396
- Karar Tarihi
- Konu
- Güveni Kötüye Kullanma
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/1340 E., 2023/278 K. SUÇ : Güveni kötüye kullanma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 1.5271 sayılı CMK'nın 253/21. maddesi ve Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 34. maddesi gereğince şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten, uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı tarihe kadar dava zamanaşımının durduğu ve uzlaşmanın sağlanamadığı gözetilerek yapılan incelemede; Sanığın üzerine atılı, 5237 sayılı Kanun'un 155 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalan güveni kötüye kullanma suçu yönünden uzlaştırma girişiminde bulunulduğu ancak söz konusu uzlaştırma girişimlerinin usulüne uygun olmadığı belirlenmiştir. Şöyle ki 05.08.2017 tarihli ve 30145 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 7 nci maddesinin on ikinci fıkrasında yer alan; "Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma veya kovuşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye, sanığa veya kanunî temsilcisine ulaşılamaması hâlinde soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili uzlaştırma yoluna gidilmez." şeklindeki ve aynı Yönetmelik'in 29 uncu maddesinin yedinci fıkrasında yer alan; "Uzlaşma teklifinde bulunmak için çağrı; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, bu çağrı uzlaşma teklifi anlamına gelmez." şeklindeki, yine anılan Yönetmelik'in 29 uncu maddesinin altıncı fıkrasında yer alan; "Uzlaştırmacının uzlaşma teklifinde bulunacağı şüpheli, sanık, katılan, mağdur veya suçtan zarar gören ya da kanunî temsilcilerine iletişim araçlarıyla ulaşılamaması hâlinde açıklamalı uzlaşma teklifi büro aracılığıyla yapılır." şeklindeki, bahsi geçen Yönetmelik'in 29 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, "Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini büro aracılığıyla açıklamalı tebligat, istinabe veya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yoluyla da yapabilir." şeklindeki ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan; "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır." şeklindeki, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan; "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır." şeklindeki düzenlemeler hep birlikte değerlendirildiğinde; kendisine uzlaştırma işlemlerini gerçekleştirmek üzere dosya tevdii edilen uzlaştırmacının öncelikle uzlaştırma teklifi yapılacak ilgililere telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle uzlaştırma teklifi yapmak üzere çağrı yapması, şayet belirtilen şekilde çağrı yapılamaz ise bu defa uzlaştırmacının ilgili savcılık nezdinde kurulmuş uzlaştırma bürosundan uzlaşma teklifi yapılmasını talep etmesi gerektiği, böyle bir taleple karşılaşan büronun da öncelikle 7201 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca muhatabın bilinen son adresine tebliğ yapması, tebligatın iade gelmesi durumunda bu defa aynı Kanun'un 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince muhatabın Merkezî Nüfus İdare Sisteminde (MERNİS) kayıtlı adresinin tespitini yaparak tebligat zarfı üzerine adresin MERNİS adresi olduğu ve 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca işlem yapılması belirterek tebliğ yapması gerektiği; somut olayda, sanığa hiç ulaşılmaya çalışılmadığı, müştekiye ise tebligat yolu ile değil dosya içerisinde aslı bulunan müzekkere uzlaştırma formunun iletilmeye çalışıldığı ve verilen adresten ayrıldığı için iletişim sağlanamadığından bahisle uzlaştırma işleminin gerçekleşmediği belirtilmiş ise de, yukarıda belirtildiği şekilde taraflara ilişkin tebligatın usulüne uygun yapılmadığı, buna bağlı olarak da uzlaştırma işlemlerinin usulüne uygun bir şekilde gerçekleştirilmemesi nedeniyle dosyanın yeniden uzlaştırma bürosuna gönderilmesi gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması, 2.Sanığın adli sicil kaydında yer alan Aydın 2.Sulh Ceza Mahkemesinin 18.06.2007 tarih 2006/952 Esas ve 2007/567 Karar sayılı erteli adli para cezasına ilişkin ilamın infazının suç tarihinde tamamlanmadığı, inceleme sırasında henüz uyarlama yargılaması da yapılmadığı gözetildiğinde TCK.nun 58. maddesi uyarınca tekerrüre esas olduğu, sabıka kaydında tekerrüre esas başka bir ilamı bulunmadığı gerekçesi ile sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanık ve Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,13.03.2025 tarihinde karar verildi.