Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2023/2471 E. 2024/6920 K. – Güveni Kötüye

Konu: Güveni Kötüye Kullanma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2023/2471
Karar No
2024/6920
Karar Tarihi
Konu
Güveni Kötüye Kullanma

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/326 E., 2022/466 K. SUÇ : Güveni kötüye kullanma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bözüyük 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.04.2014 tarihli ve 2014/60 Esas, 2014/178 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin ikinci fıkrası 62, 52, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis, 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. 2. Bözüyük 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.06.2014 tarihli ve 2014/60 Esas, 2014/178 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 08.10.2019 tarihli ve 2017/23918 Esas, 2019/9592 Karar sayılı kararı ile, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen uzlaştırma kapsamında kalan güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini zorunluluğu nedeniyle bozma kararı verilmiştir. 3. Bozma sonrası Bözüyük 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.12.2019 tarihli kararı ile dosyanın Uzlaştırma Bürosuna gönderilmek üzere yargılamanın durmasına karar verilmiş, taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığından dosyanın yeniden Mahkemeye gönderildiği anlaşılmıştır. 4. Bözüyük 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.11.2022 tarihli ve 2020/326 Esas, 2022/466 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62, 52, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz istemi, verilen cezanın haksız olduğuna, bu nedenle temyiz hakkını kullanmak istediğine ilişkindir. III. GEREKÇE Mahkemece dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesinden sonra ilk uzlaştırma teklifinin yapıldığı 01.09.2020 tarihinden, uzlaşmanın sonuçsuz kaldığı tarihe kadar 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin yirmibirinci fıkrası ve Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 34 üncü maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin durduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanığın katılana ait araç kiralama şirketinden araç kiralayarak süresinde teslim etmemesi şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın kira konusu aracı ticari bir işletmenin faaliyetleri çerçevesinde kiralamamış olması karşısında eylemin, 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfını belirleyen Yargıtay bozma ilamına uyma kararı verildiği halde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması, yasaya aykırı ise de zamanaşımının olumsuz muhakeme şartı olarak yargılamaya engel olduğu anlaşılmıştır. 1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 03.04.2014 tarihli mahkûmiyet kararı olduğu ve durma süresi de dikkate alındığında, bu tarihten hüküm tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleştiği gözetilmeden yargılamaya devamla mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Bözüyük 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.11.2022 tarihli ve 2020/326 Esas, 2022/466 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.05.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2023/2471, K. 2024/6920, T. 21.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2023-2471-e-2024-6920-k-fa7904c63b39