Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/36434 E. 2023/3335 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/36434
- Karar No
- 2023/3335
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/46 E., 2016/450 K. SUÇ : Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAMEDEKİ GÖRÜŞÜ : Ret, bozma Sanığa yüklenen suçtan doğrudan zarar gören ve 17.12.2015 tarihli duruşmada katılma talebinde bulunarak katılma iradesini ortaya koyan şikâyetçinin davaya katılan olarak kabulüne karar verilmesi gerekirken, talep hakkında herhangi bir karar verilmeden hüküm kurulması usûl ve yasaya aykırı olduğundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca, hükmü temyiz etme yetkisi bulunan şikâyetçi ...'ın aynı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılan olarak kabulüne karar verilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.02.2007 gün 5/46-39 sayılı kararında da açıklandığı üzere, Mahkemece 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 232 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca başvurulması olanaklı yasa yolunun, süresinin, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi zorunlu olup; hükümde başka suçtan hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunan sanığa Cezaevi idaresi aracılığı ile hükme karşı temyiz kanun yoluna başvurabileceği bildirilmediğinden temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede: Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, her ne kadar tebliğnamede sanığın ..., ..., ..., ..., ... ve ...'e yönelik eylemleri nedeniyle kurulan mahkûmiyet hükümlerine yer verilmiş ise de, bu hükümlerin ilk defa Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilmiş olması nedeniyle istinaf incelemesine tabi olduğu ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi'nin 10.04.2017 tarihli ve 2017/700 Esas, 2017/571 Karar sayılı kararı ile tefrik edildiğinden temyiz incelemesine tabi olmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.12.2016 tarihli ve 2013/46 Esas, 2016/450 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı ... Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 158 ... maddesinin birinci fıkrasının (f) ve (son) bentleri, 168 ... maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 ... maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanığın temyizi, vasisinin yaşlı olduğu için temyiz isteminde bulunamadığına, kendisine temyiz ... verilmesi gerektiğine, ilişkindir. 2. Katılanın temyizi, zararı giderilmediği halde sanık hakkında ceza indirimi uygulandığına, ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Sanığın, "www.sahibinden.com" adlı internet sitesine araç satış ilanı vererek, bu ilandan telefonla bağlantı kurduğu katılanla aracın satışı konusunda anlaştığı ve katılanın yatırdığı 290,00 TL kaporayı banka hesabından çekerek aracı teslim etmediği, katılan beyanı, banka kayıtları ve sanığın ikrarı uyarınca sabit kabul edilerek sanığın bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına dair temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükmünün kurulduğu anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, bozma gerekçesi dışında eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve katılanın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir, ancak; 1. Katılanın, sanık tarafından adına yatırılan paranın kendisine bildirilmediği için iade edilmiş olduğunu belirtmesi karşısında, bahse konu paranın akıbeti araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması, 2. Bozma öncesinde kurulan hükmün yalnızca sanık tarafından temyiz edildiği ve sanık lehine kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilmeksizin, bozma öncesi verilen cezadan daha fazla ceza verilmesi suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrasına aykırı davranılarak sanığın kazanılmış hakkının ihlal edilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.12.2016 tarihli ve 2013/46 Esas, 2016/450 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve katılanın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 ... maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.04.2023 tarihinde karar verildi.