Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/32352 E. 2024/9305 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/32352
Karar No
2024/9305
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/197 E., 2016/243 K. SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.07.2016 Tarihli ve 2015/197 Esas, 2016/243 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; 1. Nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62, 52, 51 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis ve 16.860,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine ve hak yoksunluklarına, 2. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62, 51 ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının ertelenmesine ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; usul ve yasaya aykırı olduğuna, yeterli araştırma yapılmadığına, lehe hükümlerin uygulanmadığına, ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Şikayetçi ... ile sanık ... 'i aralarında bulunan ticari ilişki nedeniyle daha önceden tanıştıkları, olay tarihinden önce sanığın müştekiden 695 kasa elma satın aldığı, karşılığında müştekiye herhangi bir ücret ödemediği, müştekinin ısrarları doğrultusunda sanıktan 4.000,00 TL nakit para ile 03.12.2013 keşide tarihli 13.500,00 TL bedelli çeki aldığı, çekin bankaya ibraz edilmesi ile sahte olduğunun belirtildiği, bu şekilde sanığın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. 2. Suça konu çekin ön yüzündeki yazılar ile arka yüzündeki "..." isim yazısı ile çekin arka yüzünde "..." isim yazısı ve ikinci ciranta imzasının sanık ... 'in eli ürünü olduğuna dair BLG-2013/0717 sayılı ekspertiz raporu ile imza ve yazıların taraflara aidiyetine ilişkin düzenlenen diğer ekspertiz raporunun dosyada mevcut olduğu anlaşılmıştır. 3.Katılan ...'in şikayet dilekçesi ve soruşturma aşamasında verdiği ifadesinde, "Sanığın kendisinden üç kamyon elma istediğini, 15 gün içerisinde üç kamyon elma gönderdiğini, toplam 695 kasa elma olduğunu, ancak kendisinin hiç ödeme yapmadığını, normalde yanına gelip ödeme yapacağını, ancak sanık gelmeyince kendisinin Antakya'ya gittiğini, sanığın kendisini karşıladığını 4.000,00 TL nakit para verdiğini ve geri kalan kısmı için suça konu çeki verdiğini, çeki tahsil etmek istediğinde sahte olduğunun söylendiğini, bunun üzerine sanığın yanına giderek geri kalan malları aldığını", beyan etmesine rağmen mahkeme huzurunda "Sanığın farklı tarihlerde üç ayrı müştekiden elma aldığını, suça konu çek karşılığında alınan malların sahibinin ... olduğunu, ... ve ...'in parasını kendisinin ödediğini, üçüncü çekten dolayı zararın olmadığını, çünkü malları sanığa teslim etmediklerini" beyan ettiği anlaşılmıştır. 4. Sanığın savunmasında, suçlamaya bir diyeceğinin olmadığını, yaş meyve ve sebze ticareti ile uğraştığını, müştekiyi daha önceden tanıdığını, meyve ve sebze komisyonculuğu yapan ...'den iş talep ettiğini, ...'ın on beş gün sonra kendisine üç adet çek verdiğini, bu çeklerle ...'dan malları alıp kendisine getirmesini istediğini, çeklerin sahte olduğunu bilmediğini, müşteki ...'nın yanına gittiğini ve elma satın alma konusunda anlaştıkları, üç adet çeki ...'ya aynı anda verdiğini, 4.000,00 TL parayı daha sonra elmaları yüklerken verdiğini, çekleri daha önce katılana verdiğini, katılan ... komisyoncu olduğu için elmaları bulup kendisine gönderdiğini, en son kamyonu katılanın getirdiğini, ..., ... ve ... isimli şahısları tanımadığını, bu çeklerin tamamını ...'ya verdiğini, ...'nın da aldığı elmalar karşılığında çekleri adı geçen kişilere verdiğini ifade etmiştir. 5. Tanık ... beyanında, müşteki ...'nın köylüsü olduğunu, sanık ...'ı müşteki aracılığı ile tanıdığını, köyde elma bahçelerinin olduğunu, elmaların satışı için daha önceden müştekinin kendilerini sanık ... ile tanıştırdığını, sanığın almış olduğu elmalar karşılığında çek verdiğini, elmaları kamyonla Hatay'a götürdüklerini, sanığın çeki gece yarısı verdiğini, çekin sahte olduğunu sabah bankaya gidince öğrendiklerini, sanığın daha önce başka bir çek daha verdiğini, o çekinde sahte olduğunu, bu çek ile ilgili davanın devam ettiğini, bu olayların birbirini izleyen haftalarda gerçekleştiğini, ifade etmiştir. 6. Sanık ... hakkında tanık ...'ya yönelik işlemiş olduğu nitelikte dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına ilişkin bilgi ve belgelerin dosya içerisinde olduğu görülmüştür. 7.Yapılan yargılama neticesinde, Mahkemece sanık ...'nin katılan ...'e karşı işlediği nitelikte dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçları işlediği kabul edilerek mahkumiyet kararlarının verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE 1.Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Bu hukuksal olgular ışığında somut olay incelendiğinde, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve mükerrer yargılamaya sebebiyet verilmemesi açısından, öncelikle Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.03.1998 tarihli ve 6/8-69 sayılı kararında açıklandığı üzere, önceden doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması hâlinde, borç hileli davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı nazara alındığında; katılan ...'in suça konu çekleri elmaları gönderdikten sonra teslim aldığına dair beyanı dikkate alınarak tarafların ve tanığın tekrar dinlenmesi suretiyle suça konu çekin ne zaman verildiği, menfaatin ne zaman elde edildiği hususunun açıklığa kavuşturulması, sonucuna göre, Olay ve Olgular bölümünde yer verilen çelişkili beyanlar ile Dairemizin 2021/19450 esasına kayıtlı sanık ... hakkında mağdur ...'ya karşı nitelikli dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının içeriği de nazara alınarak, taraflar arasındaki ticari ilişkide ...'in hukuki durumunun irdelenerek hileli davranışlarla yanılgıya düşürülüp menfaat temin edilen dolandırıcılık suçunun mağdurunun katılan ... mi, yoksa tanık ... mı olduğu hususunun açıklığa kavuşturulması, suçun mağdurunun ... olduğunun anlaşılması halinde, dosya kapsamından tanık ...'ya ait elmaların karşılığında değişik zamanlarda suça konu 03.12.2013 keşide tarihli çek ile birlikte başka soruşturmanın konusu 12.550,00 TL bedelli, B-6019907 seri numaralı çekin de verildiği gözetilerek aynı mağdura yönelik gerçekleştirilen nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik eylemleri nedeniyle açılan kamu davalarının birleştirilmesi suretiyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun tartışılarak toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirilip sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme neticesinde hüküm kurulması, 2. Belgelerde sahtecilik suçlarında, belgenin nesnel olarak aldatıcılık yeteneğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatma yeteneğinin varlığını göstermeyeceği nazara alındığında; sahte belge aslının denetime imkan verecek şekilde yargılama dosyası arasına alınmadığı, belge üzerinde mahkemece herhangi bir gözlem yapılmadığının anlaşılması karşısında; aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının takdirinin hakime ait olduğu gözetilerek; mahkumiyet hükmüne dayanak oluşturulan belge aslının denetime imkan verecek şekilde dosya arasına alınarak aldatıcılık kabiliyetini haiz olup olmadığı da tespit edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması, Nedenleriyle hükümlerde hukuka aykırılık görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ilk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.07.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/32352, K. 2024/9305, T. 09.07.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2021-32352-e-2024-9305-k-a9a2f2d84437