Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/17292 E. 2022/20177 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/17292
Karar No
2022/20177
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik ... ... A)Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde; 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. Bozmaya uyularak yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün ONANMASINA, B)Resmi belgede sahtecilik ve özel belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde; 1)Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hüküm yönünden; a)Belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının takdirinin hâkime ait olduğu gözetilerek 5271 sayılı CMK'nin 217/1 maddesi de dikkate alınarak, suça konu bono aslının icra dosyasından celbedilerek adli emanete aldırılması, daha sonra duruşmaya getirtilip denetime olanak verecek şekilde dosya içine konularak incelenmek suretiyle, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ve aldatıcılık niteliği olup olmadığı belirlenerek kararda tartışılması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine, eksik inceleme ile karar verilmesi, B)Kabule göre de; sanığın olayda kullandığı katılan ...'a ait sürücü belgesi aslının ele geçirilemediğinin anlaşılması karşısında, aldatıcılık niteliğinin olup olmadığının tespit edilememesi nedeniyle zincirleme suç hükümleri uygulanırken sahte sürücü belgesine dayanılamayacağının gözetilmemesi, 2)Özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hüküm yönünden; Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; a)Sanığın, katılan ...'ın kimlik bilgilerini kullanarak, katılanın bilgisi ve rızası dışında katılan adına ...'dan 1 adet GSM hat aboneliği sözleşmesi düzenlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; suç ve hüküm tarihinden önce 10.11.2008 tarih ve 27050 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren, 6518 sayılı Kanun’un 104 ve 105. maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 63. maddesinin 10. fıkrası ile yaptırıma bağlanan, aynı Kanun’un 56. maddesinin 2. fıkrasındaki "İşletmeci veya adına iş yapan temsilcisine abonelik kaydı sırasında abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verilemez" ve 5. fıkrasındaki "Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz" hükümleri ile TCK'nin 7. maddesi karşısında; sanığın eyleminin özel hüküm niteliğinde bulunan, lehe olan ve basit yargılama usulü ile önödemeye tabi 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 56. maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden özel belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet kararı verilmesi, b)Hükümden sonra 05.07.2022 tarih ve 31887 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun'un 52. maddesi ile 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'na eklenen "dava ve cezaların ertelenmesi" başlıklı geçici 7 madde ile "kovuşturma evresinde kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir" hükmü gereğince sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 3)Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesi gerekliliği, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından aynı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 08.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/17292, K. 2022/20177, T. 08.12.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2021-17292-e-2022-20177-k-712d0af5555d