Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/15365 E. 2023/2406 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/15365
- Karar No
- 2023/2406
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 291 inci maddesinin birinci fıkrasının Bölge Adliyeleri Mahkemeleri tarafından verilen kararlara ilişkin temyiz süresini düzenlediği, daha önce Yargıtay incelemesinden geçen dosyalara ilişkin temyiz süresinin 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesine göre 1 hafta olduğu, ancak hükümde temyiz süresi 15 gün olarak gösterilmek suretiyle tarafların yanıltıldığı anlaşılmakla, sanığın, 03.01.2019 tarihli temyiz dilekçesinin süresinde kabul edildiği, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, 06.02.2013 tarihli ve 2012/1011 Esas, 2013/50 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci, 52 nci, 58 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 6 ay hapis ve 40,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. 2. Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, 06.02.2013 tarihli ve 2012/1011 Esas, 2013/50 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 23.01.2017 tarihli ve 2014/14233 Esas, 2017/767 Karar sayılı kararı ile sanığın eylemine uyan, hükümden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin delillerin takdiri ve değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Bozma üzerine Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, 10.10.2017 tarihli ve 2017/185 Esas, 2017/1044 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dosya Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. 4. Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, 08.11.2018 tarihli ve 2018/261 Esas, 2018/401 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci, 58 inci ve 53 üncü maddeleri ile 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca neticeten 6 ay hapis ve 40,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz dilekçesi, herhangi bir gerekçe içermemektedir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Şikâyetçi ...'ya ait 0542 (...) (..) (..) numaralı telefonu, 0545 (...) (..) (..) numaralı telefondan arayan ve kendisini Komiser ... ismiyle tanıtan, ancak aşamalarda gerçek kimlik bilgileri tespit edilemeyen kişinin, hesabından terör örgütüne para transferi yapıldığını söylemesi üzerine, katılanın bu kişinin telefondaki talimatları doğrultusunda 8.360,00 TL parayı sanığın T.C. Halkbankası A.Ş. Adana Şubesinde bulunan hesabına yatırdığı, banka görevlilerinin parayı çekmeye gelen sanığın hareketlerinden şüphelenmesi nedeniyle parayı çekemeden şubeden ayrıldığı ve bir süre sonra yakalandığı anlaşılmıştır. 2. Sanık aşamalardaki savunmalarında özetle; ... ... isimli açık kimlik ve adres bilgilerini bilmediği kişinin yanında çalıştığını, onun isteği üzerine bankada hesap açtırdığını ve hesabına yatan parayı çekmeye gittiğini, yine bu kişinin kendisini telefonla araması üzerine şubeden ayrıldığını beyan ederek suçlamaları kabul etmemiştir. Sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi uyarınca teşebbüs hükümlerinin uygulanmaması yönünden, 22.10.2018 tarihli celsede ek savunma ... verildiği görülmüştür. 3. Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, 08.11.2018 tarihli ve 2018/261 Esas, 2018/401 Karar sayılı kararı ile oluş ve kabule göre sanığın müştekiyi dolandırdığının sabit olduğu, sanığın üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, olay tarihinde patronu olan ... ... isimli şahıs istediği için banka hesabı açtırdığını, bu şahsın yönlendirmesiyle bankaya gittiğini, hesabına gelen parayı araba satış bedeli olarak bildiğini beyan etmiş ise de sanığın beyanlarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarına itibar edilemeyeceği, ancak eyleminin suç tarihi itibarıyla 6763 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesinde açıkca lehine olan basit dolandırıcılık suçu kapsamında kaldığı, 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi uyarınca basit dolandırıcılık suçu uzlaşmaya tabi olduğundan uzlaşma hükümlerinin değerlendirilmesi açısından dosyanın Adana Cumhuriyet Başsavcılığı Uzlaştırma Bürosuna gönderildiği, uzlaşmanın teklif aşamasında kaldığı, sanık hakkında dolandırıcılığa teşebbüs suçlamasıyla kamu davası açılmış ise de; para sanığın hesabına geçtiği anda sanığın menfaat temin ettiği, sanık parayı çekememiş olsa dahi suçun müştekinin sanığın hesabına parayı gönderdiği anda tamamlandığı anlaşılmakla sanık hakkında teşebbüs hükümlerinin uygulanmadığı gerekçesiyle, dolandırıcılık suçundan temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen ve herhangi bir gerekçe içermeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, 08.11.2018 tarihli ve 2018/261 Esas, 2018/401 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.04.2023 tarihinde karar verildi.