Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/14653 E. 2024/12332 K. – Sigorta Bedeli
Konu: Sigorta Bedelini Almak Amacıyla Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/14653
- Karar No
- 2024/12332
- Karar Tarihi
- Konu
- Sigorta Bedelini Almak Amacıyla Dolandırıcılık
İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Sigorta bedelini almak amacıyla dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafiileri Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 26.04.2012 tarihinde saat 21.16 sıralarında, sanık ... adına trafikte kayıtlı bulunan 35 AH 2541 plakalı araç ile sanık ...'ın kullandığı, sanık ...'nın da şoför yanında olduğu araç ile sanık ...'nın sevk ve idaresindeki 06 ZAS 05 plakalı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, sanık ...'nın aracının zorunlu mali sigortası olmadığından sanıkların polis çağırıp kaza tespit tutanağı tutturması gerekirken, önce 27.04.2012 tarihinde sanık ...'nın aracına Güneş Sigorta'dan zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırdıkları, daha sonra da kaza 30.04.2012 tarihinde gerçekleşmiş gibi sahte maddi hasarlı kaza tespit tutanağı tutup tutanağı sanıklar Süleyman ve Metin'in imzaladığı, bu tutanak ile birlikte araç maliki görünen sanık ...'nın katılan ... şirketinden sigorta bedelini talep ettiği, sanıkların bu suretle nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia olunan somut olayda; Dosya kapsamına göre, sanık ...'nın olaydan sonra kendi aracı için 27.04.2012 zorunlu mali sigorta yaptırdığı sigorta şirketine değil de sanık ...'ın aracının olay zamanı zorunlu mali sigorta şirketine başvuru yaptığı, şirketin kaza tarihinin daha önce olduğunu tespit etmesi üzerine tazminat ödemediği, ancak sanık ...'nın 06.06.2012 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonu'na kaza tarihinin doğru tarihini vererek başvurusu sonrası talebinin kabul edilip katılan ... şirketinin sanığa 02.11.2012 tarihinde 6.395,00 TL ödediği, bu bağlamda sanık ...'nın olay sonrası kendi sigorta şirketine değil sanık ...'ın sigortasına başvurması, sanıkların kaza tarihine ait tutanak tutup sanık ...'nın aracına ait olay zamanı zorunlu mali sigorta olmasa dahi tazminata hak kazanması birlikte değerledirildiğinde sanıkların atılı suçtan beraati yerine mahkumiyet hükümleri tesisi, Yasaya aykırı, sanıklar müdafiilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca Tebliğnameye aykırı olarak sayın ... ve ...'ın karşı oyları ile oy çokluğuyla BOZULMASINA,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.10.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 28/08/2012 tarih ve 2012/27161 Esas sayılı iddianamesi ile sanıklar ... ve ... haklarında özel belgede sahtecilik, sigorta bedelini almak amacıyla dolandırıcılık suçlarını işledikleri iddiasıyla TCK'nın 207/1, 158/1.k, 37/1, 35, 53/1 inci maddeleri gereğince, sanık ... hakkında özel belgede sahtecilik, sigorta bedelini almak amacıyla dolandırıcılık suçlarını işlediği iddiasıyla TCK'nın 207/1, 158/1.k, 37/1, 35, 38/1, 53/1 inci maddeleri gereğince cezalandırılmaları istemiyle Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. Anılan mahkemenin 11/12/2012 tarih 2012/344-401 E-K sayılı kararı ile sanıkların üzerlerine atılı suçlardan ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir. Katılan şirket vekili ile Cumhuriyet Savcısının verilen beraat hükümlerini temyiz etmesi üzerine hüküm Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 17.10.2017 tarih 2017/1783-20486 Esas ve karar sayılı ilamında ile; sanık ... adına trafikte kayıtlı bulunan, herhangi bir geçerli zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmayan 35 AH 2541 plakalı araç ile sanık ... seyir halinde iken, 26.04.2012 tarihinde saat 21:16 sıralarında, diğer sanık ...'ın sevk ve idaresindeki 06 ZAS 05 plakalı araç ile maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, aracın sigortasız olması nedeni ile polis çağırıp kaza tespit tutanağı tutulması gerekirken, önce 35 AH 2541 plakalı araca Güneş Sigorta'dan 27.04.2012 tarihinde zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırdıkları, daha sonra da kazanın 30.04.2012 tarihinde gerçekleşmiş gibi sahte maddi hasarlı kaza tespit tutanağı tuttukları, bu tutanak ile birlikte araç maliki görünen sanık ...'nın katılan ... şirketinden sigorta bedelini talep ettiği, sanıkların bu suretle nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını işledikleri iddia olunan somut olayda, 5237 sayılı TCK'nın 36/1 inci maddesinde düzenlenen “gönüllü vazgeçmenin” özgür iradeye ve pişmanlığa dayalı olması, iradeyi zorlayıcı dış etken bulunmaması gerekir. Başka bir anlatımla fail suçu tamamlama imkanına sahip olmasına rağmen tamamen iradi ve gönüllü olarak icra hareketlerine son vermeli suçun tamamlanmasını yada neticenin gerçekleşmesini istememeli ve bunun için elinden gelen gayreti göstermelidir. Bu durumda gönüllü vazgeçmeden bahsedebilmek için suçun, suçun teşebbüs aşamasında kalması, vazgeçmenin iradi ve gönüllü olması, suçun tamamlanmamasının yada neticenin gerçekleşmemesinin, sanığın iradi ve gönüllü vazgeçmesine bağlı olması, dış etkenlere bağlı olmaması gerekmektedir. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, sanıkların sahte olarak oluşturdukları kaza tespit tutanağı ile katılan ... şirketinden sigorta bedelini talep ettikleri, sigorta başlangıç tarihi ile kaza tarihinin yakın olması nedeni ile sigorta şirketi tarafından olaya ilişkin inceleme başlatılması ve kazanın gerçekte 26.04.2012 tarihinde yapıldığına ilişkin maddi delillere dayalı tespitler yapılması üzerine sanıkların suçlamalardan kurtulmak üzere tevil yollu ikrar içeren beyanlarda bulundukları, dolayısıyla vazgeçmenin gönüllü ve iradi olmadığı, dış etmenlere dayanması karşısında, sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından mahkumiyet hükmü verilmesi yerine, yasal olmayan gerekçe ile yazılı şekilde beraat hükmü verilmesinden dolayı bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yürütülen yargılama sonunda, sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyetlerine ve özel belgede sahtecilik suçlarından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri sanıklar müdafilerince temyiz edilmesi üzerine, bu kez sanıkların beraatlerine karar verilmesi gerektiğinden bahisle oy çokluğu ile hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir. Sayın çoğunluk ile görüş ayrılığımız, yerel mahkemenin bozmaya uyularak verdiği mahkumiyetine ilişkin kararının yerinde olduğu, sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi yönünde hüküm tesis eden çoğunluk görüşünün ise isabetli olmadığına yöneliktir. Şöyle ki; Sanık ... adına trafikte kayıtlı olup herhangi bir geçerli zorunlu mali sorumluluk ya da kasgo sigortası bulunmayan araç ile sanık ... seyir halinde iken, 26.04.2012 tarihinde diğer sanık ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile maddi hasarlı trafik kazası meydana yaptığı, aracın sigortasız olması nedeni ile kolluğa başvurup kaza tespit tutanağı tutulması gerekirken, kazadan sonra 35 AH 2541 plakalı araca Güneş Sigorta'dan 27.04.2012 tarihinde zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırdıkları, bilahare trafik kazası 30.04.2012 tarihinde gerçekleşmiş gibi sahte maddi hasarlı kaza tespit tutanağı tuttukları, bu tutanak ile birlikte araç maliki görünen sanık ...'nın katılan ... şirketinden sigorta bedelini talep ettiği, sigorta yetkililerinin sigorta poliçelerinin yakın tarihli olması nedeni ile yaptıkları araştırma neticesinde çevredeki güvenlik kamera kayıtlarının tetkikinde belirtilen yerde 30/04/2012 tarihinde herhangi bir kazanın gerçekleşmediği, sanıların araçlarına ait kazanın 26/04/2012 günü saat 21:20 sıralarında vuku bulduğunun tespit edildiği, yine cep telefonu hafıza kartlarında yer alan resimlerin 26/04/2012 tarihinde çekildiğinin tespit edildiği, yukarıda belirtilen hususlar nedeni ile Sompo Japan sigorta tarafından şüpheli Gonca ÖZTÜRK'e hasar talebinin karşılanamayacağı bildirip sanıklar hakkında suç duyurusunda bulunması üzerine dolandırıcılık suçuna teşebbüs ve sahtecilik suçundan 28.08.2012 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, Davaya konu olayın yukarıda izah edildiği şekilde gerçekleştiğine dair bir uyuşmalık bulunmadığı, mahkemenin ilk hükümdeki kabulünün de bu yönde olduğu, ancak yargılama sırasında sigorta bedelinin karşı tarafın mali sorumluluk sigortasından tahsil edildiğinin anlaşılması üzerine ‘ gönüllü vazgeçme’ gerekçesiyle verilen beraat hükmünün yukarıda açıklanan gerekçeyle bozulduğu, bozma üzerine sanıklar hakkında mahkumiyet hükmü tesis edildiği, Öncelikle belirtmek gerekir ki, iddianame tanzim edilmeden önce fikir ve eylem birliği çerisine hareket eden sanıkların, sahte kaza tutanağı hazırlayıp, kazadan sonra herhangi bir sigortası olmayan araca sigorta poliçesi tanzim ettirmek suretiyle tüm icra hareketlerini tamamlayıp sigorta bedelini tahsil etmek amacıyla sigorta şirketine başvurdukları, sigorta şirketinin şüphesi sebebiyle sigorta bedelinin ödenmediği, iddianamenin düzenlenmesinden sonra yargılama aşamasında sigorta bedelinin kazaya karışan diğer aracın sigorta şirketinden tahsil edilmesinin taraflar arasında rucuen alacak davasına konusu olabilecek hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu, sanıkların suç işleme kastını ortadan kaldırmayacağı, iddianame düzenlenmesine kadar gerçekleşen eylemler nedeniyle sanıkların cezalandırılması gerektiği, Öte yandan; Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 17.10.2017 tarih 2017/1783-20486 Esas ve Karar sayılı ilamı sanıklar hakkında verilen beraat kararının mahkumiyete yönelik bozulması ve yerel mahkemenin bozma ilamına uyularak yürüttüğü yargılama sırasında sanıklar lehine herhangi bir yeni delil ortaya çıkmadığı, olayın oluş ve kabulünde bir değişiklik bulunmadığı,bu nedenle sanıkların üzerlerine atılı dolandırıcılık suçunun sübut bulduğu ancak sanıklar tüm icra hareketlerini tamamladıktan sonra sigorta şirketinin dikkati sayesinde sigorta bedelinin ödenmediği, böylelikle sanıkların eylemlerinin teşebbüs aşamasında kaldığı, Bu bakımdan; sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyet hükmü kurulup , TCK'nın 35 inci maddesi uyarınca suçun teşebbüs aşamasında kalması nedeniyle cezadan indirim yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasından dolayı hükmün bozulması gerektiği düşüncesi ile farklı gerekçeyle sayın çoğunluğun beraat yönündeki bozma görüşüne katılmıyoruz. 23.10.2024