Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2019/4125 E. 2023/2392 K. – Resmi Belgenin

Konu: Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2019/4125
Karar No
2023/2392
Karar Tarihi
Konu
Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan HÜKÜM : Mahkûmiyet Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakamesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.05.2015 tarihli ve 2014/669 Esas, 2015/311 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 206 ncı, 62 inci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezasına mahkûmiyet, hak yoksunlukları ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazı ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.04.2019 tarihli ve 16-2015/233387 sayılı, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiğine yönelik bozma görüşünü içeren tebliğnamesiyle dava dosyası temyiz incelemesi amacıyla Dairemize tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık temyiz dilekçesinde, herhangi bir temyiz sebebi bildirmemiştir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Emniyet güçlerince, Zührevi Hastalıklar ve Fuhuşla Mücadele Komisyonu Başkanlığının kararı uyarınca mühürlenen adresteki mührün bozulduğunun belirlenmesi üzerine yapılan incelemede, aralarında sanığın da olduğu üç kişinin içeride bulunduğunun tespit edildiği ve mühür bozma suçundan soruşturmaya başlandığı, üzerinde herhangi bir kimlik belgesi bulunmayan sanığın kendisini yeğeni olan ... Savaş'ın kimlik bilgileri ile tanıttığı, emniyete götürülen sanığın kimliğinin tespiti için Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğü'nden parmak izi ile kimlik tespiti yapılmasının istenildiği sırada gerçek kimlik bilgilerini açıkladığından bahisle hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır. 2. Sanık aşamalardaki savunmalarında, suçlamayı ikrar etmiş; 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesi uyarınca resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan ek savunması alınmıştır. 3. UYAP üzerinden yapılan incelemede; sanık hakkında gerçek kimlik bilgileri ile mühür bozma suçundan açılan kamu davasında, Ankara 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.01.2015 tarihli ve 2015/751 Esas, 2015/34 Karar sayılı ilamı ile beraatına karar verilmiş, bu hüküm 29.01.2015 tarihinde temyiz edilmeden kesinleşmiştir. 4. Mahkemece, sanık ...'ın görevli polis memurlarına kendisini ... Savaş olarak bildirip onunla ilgili kimlik bilgileri verdiği, belge ibraz etmediğinden görevlilerce araştırmaya başlandığında gerçek kimlik bilgisini bildirdiği, dolayısıyla sanığın eyleminin görevli memura belge düzenleme esnasında yalan beyanda bulunmak suçunu oluşturduğu gerekçesiyle hakkında temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE 1. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşması için, kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesi ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gerekir. Yalan beyanın tek başına kanıtlama gücünün bulunmadığı, bu beyana rağmen görevlinin, beyan edilen hususların doğruluğunu araştırıp da belgeyi sonra düzenlemesinin gerekli olduğu takdirde, belgeye dayanak oluşturan bilgi yalan beyan olmayıp görevlinin araştırması sonucu ulaştığı bilgi olduğundan yine beyan olunan bilgiler, ilgili memur ya da makamın başkaca araştırma yapmasını, belge incelemesini gerektirirse veya yalan beyan üzerine memurun kandırılamaması neticesinde doğru şekilde belge oluşturulması durumunda anılan suçun unsurları oluşmayacaktır. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) “Kimliği bildirmeme” başlığını taşıyan 40 ncı maddesinin birinci fıkrasının ise, “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idari para cezası verilir.” hükmünü haiz olup, bu kabahat fiili ile 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen suç arasındaki fark, beyanın resmi belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığıdır. Kamu görevlisine, görevi nedeniyle resmi belge düzenlediği sırada yalan beyanda bulunulması halinde, 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesi uygulanacaktır. Resmi belgenin düzenlenmesi sırasında olmayıp da, kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması ve kişinin kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunması halinde 5326 sayılı Kanun’un 40 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesi gereklidir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; olay tarihinde sanığın mühür bozma suçundan işlem yapılacağı sırada, görevli polis memurlarına hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla kendisini ... Savaş ismiyle tanıtarak bu kişiye ait kimlik bilgilerini verdiği, emniyete götürülen sanığın kimliğinin tespiti için Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğü'nden parmak izi ile kimlik tespiti yapılmasının istenildiği sırada gerçek kimlik bilgilerini açıkladığı, sanığın yalan beyanı ile ... Savaş adına herhangi bir resmi belge düzenlenmediği anlaşılmakla, sanığın eyleminin 5326 sayılı Kanun’un 40 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında kabahat niteliğinde bulunduğu ve 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. 2. 5326 sayılı Kanun'un kabahatlerde soruşturma zamanaşımını düzenleyen 20 nci maddesinin birinci fıkrasında, "soruşturma zamanaşımının dolması halinde kişiye idari para cezası verilemez." hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin ikinci fıkrasının (c) bendinde ise zamanaşımı süresi, "Ellibin Türk Lirasından az idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde üç yıldır." şeklinde düzenlenmiştir. Dosya kapsamına göre, eylemin gerçekleştiği 23.04.2014 tarihinden itibaren 3 yıllık zamanaşımı süresinin inceleme tarihine kadar dolduğu tespit edilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.05.2015 tarihli ve 2014/669 Esas, 2015/311 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, ancak sanığın lehine olan ve eylemine uyan 5326 sayılı Kanun'un 40 ncı maddesinin birinci fıkrasında öngörülen idari para cezasının miktarına göre, aynı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde düzenlenen zamanaşımının, eylemin gerçekleştiği tarihten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı Kanun'un 322 nci ve 5326 sayılı Kanun'un 24 üncü maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, 5326 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.04.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2019/4125, K. 2023/2392, T. 04.04.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2019-4125-e-2023-2392-k-5c7d21ef83f5