Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2013/2203 E. 2013/5987 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/2203
- Karar No
- 2013/5987
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : 1) Resmi belgede sahtecilik suçu nedeniyle : 5237 sayılı TCK.nun 204/1, 62, 53. maddeleri gereğince sanığın 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına. 2) Dolandırıcılık suçu nedeniyle: 5237 sayılı TCK.nun 158/1-f-son, 62, 53. maddeleri gereğince sanığın 2 yıl 6 ay hapis cezası ve 20.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına. I- 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen "dolandırıcılık" suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken, 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca istem gibi DÜŞÜRÜLMESİNE, II- Sanık müdafiinin "resmi belgede sahtecilik" suçundan kurulan hükme yönelik temyizine gelince: 1- Ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.1992 gün ve 80/98 sayılı kararında da belirtildiği üzere, belgede sahtecilik suçlarında önceden verilen rıza üzerine borçlu yerine onun imzasının atılmasında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği cihetle; sanığın işletmeciliğini yaptığı şirketin sahibi gözüken ve suça konu 6 adet senet ve bir adet çek takibe konulduğunda imzaya itiraz edip takibi durduran annesinin mahkeme huzurunda sanık sıfatıyla verdiği ifadede, şirketi oğlunun işlettiğini, işlerle ilgilenmediğini, bu konuda bir vekaletname de vermediğini beyan ettiği, sanığın aşamalardaki savunmasında şirketi kendisinin idare ettiğini, 2 10 yıldır katılan ile mal alım-satımı yaptıklarını, senetlerdeki ciroların kendisine ait olduğunu belirtmesi, katılanın da bu ifadeyi doğrulaması, suça konu senetlerin sanık lehine düzenlenmiş müşteri senetleri olması ve takibin sadece sanık aleyhine yapıldığının anlaşılması karşısında, sanığın suç kastının tayini açısından, gerek katılan gerekse başka kişi veya şirketlerle ticari ilişkilerinde sanık tarafından imzalanıp ödenen başka senet veya çekler olup olmadığı bilirkişi aracılığıyla ticari defter ve belgeler üzerinde araştırılması, suça konu senetlerde borçlu gözüken İsmail Canertaş'ın da tanık sıfatıyla çağrılıp senetler hakkında bilgisine başvurulması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, 2- Kabule göre de; 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesinde yer alan "lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir" hükmü karşısında, suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanıp, leh ve aleyhteki hükümleri ayrı ayrı ele alınarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın tespiti gerekirken, bu ilkelere uyulmadan ve denetime olanak vermeyecek şekilde 5237 sayılı Yasa hükümlerinin lehe olduğunun kabulü ile yazılı şekilde uygulama yapılması, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 10.04.2013 gününde oybirliği ile karar verildi. S.T