Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2013/1664 E. 2013/16769 K. – Resmi Belgenin
Konu: Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/1664
- Karar No
- 2013/16769
- Karar Tarihi
- Konu
- Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan HÜKÜM : Mahkumiyet Tebligat Tüzüğünün 28. maddesi uyarınca, adres araştırılması yapılmadan ve daha önce geçerli bir tebligat yapılamayan adrese 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre gerekçeli kararın 23.02.2010 tarihinde yapılan tebliği geçersiz olup, daha sonra mahkemece mernis adresine 06.07.2010 tarihinde usulüne uygun olarak yapılan tebligat üzerine 09.07.2010 tarihinde yapılan temyiz isteminin süresinde olduğu ÜYE ...'IN muhalefeti ve oy çokluğuyla kabul edilerek yapılan incelemede gereği görüşüldü: Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Sanığın adli sicil kaydında yer alan hükümlülüğünün tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden koşulları bulunmadığı halde TCK'nun 58. maddesinin uygulanması, Yasaya aykırı ise de; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Yasanın 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından TCK’nun 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmın çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık; hükmün sanığa usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği dolayısıyla temyiz talebinin süresinde olup olmadığının belirlenmesi noktasındadır. Mahkemece savunmasından önce kimlik tespiti esnasında beyan ettiği ve CMK.nun 106/2. maddesindeki ihtarata rağmen adres değişiklik başvurusunda bulunmaması nedeniyle yeni adresi bilinmeyen sanığa bu adrese önceden yapılmış bir tebligat olup olmadığı aranmadan 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre yapılan tebligat geçerli olup temyiz isteminin reddine karar vermek yerine tebligatın geçersiz sayılarak temyizin süresinde kabul edilmesi yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım. Yakalamalı olarak aranan sanığın, 25.08.2009 tarihinde yakalanması üzerine yargılamasının devam ettiği mahkemeye getirilerek alınan savunması esnasında iddianamedeki adresinden farklı olarak “Deniz mah. ..... Merkez/Antalya” adresinde ikamet ettiğini beyan etmiştir. Mahkemece bu beyanından sonra kendisine “CMK.nun 106/2. maddesi gereğince ve kovuşturmanın sona erdirileceği tarihe kadar yeniden beyanda bulunmak suretiyle veya iadeli taahhütlü mektupla yukarıda bildirdiği adresindeki her türlü değişiklikleri bildirmesi bu ihtara uygun hareket etmediğinde önceden bildirdiği adrese tebligatın yapılacağı hususları sanığa ayrı ayrı bildirildi” şeklinde ihtarat yapılmıştır. Mahkemece sanığın yokluğunda hüküm kurulduktan sonra beyan ettiği bu yeni adresine gönderilen gerekçeli karar 26.01.2010 tarihinde bila tebliğ iade edilmesi üzerine mahkemece bu kez kararın aynı adrese Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca tebliğine karar verildiği, 23.02.2010 tarihinde 35. madde uyarınca 6 nolu örnek formül sanığın savunmasında bildirdiği adresine asılıp bir komşusuna da haber verilmek suretiyle tebliğ olunduğu, süresinde temyiz başvurusu olmaması üzerine karar kesinleştirilip infaza verildikten sonra infaz C. savcısı hükümde yer alan mükerrirlik durumunun şartları gerçekleşmediğinden dolayı yazılı emir yoluna müracaatı üzerine, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ise hükmün hem sanığa tebligatın usulüne uygun olarak yapılmadığından hem de yokluğunda verilen kararın son kısmında kanun yolu süresinin başlangıcının tefhim veya tebliğden hangisinin esas alınacağı ve kanun yolunun ise ismi belirtilmeden sadece “Yargıtay yolu” denilmek suretiyle tereddüte yer verecek şekilde gösterilmesi nedeniyle tebligat işlemlerinin geçersiz olduğu bu nedenle kararın henüz kesinleşmediğinden yazılı emir talebini reddetmesi üzerine mahkemece mernis üzerinden belirlenen “Muratpaşa Mah...... Muş” adresine gerekçeli kararın 06.07.2010 tarihinde tebliği üzerine hükmün sanık tarafından 09.07.2010 tarihinde temyizi üzerine dairemize gelen dosya üzerinde yapılan incelemede sayın çoğunluk tarafından sanığın mahkeme huzurunda kendi beyanı ile bildirdiği adresine yapılan tebligat geçersiz sayılarak esastan incelemesi yapılmıştır. Öncelikle sanığın mahkeme aşamasında bildirdiği adrese önceden usulüne uygun bir tebligat yapılmayan adresine Tebligat Kanunu 35. maddeye göre yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığından temyizin süresinde olduğuna dair düşünceye katılmak şu nedenlerle mümkün değildir: 1- Sanığın mahkeme aşamasında kendi beyanı ile bildirdiği adrese yapılan tebligat geçerlidir. Çünkü sanık mahkemece savunması alınmadan önce CMK.nun 106/2. maddesi uyarınca yapılan ihtarata rağmen adres değişikliğini hiçbir surette mahkemeye veya resmi mercilere bildirmemiştir. Ceza Muhakemeleri Kanunundaki düzenleme Tebligat Kanununa göre özel bir düzenleme olup yapılan bu ihtarata rağmen sanık değişen yeni adresini bildirmemiş ise artık mahkeme huzurunda bildirdiği bu adrese Tebligat Kanununun 35. maddesine göre önceden usulüne uygun yapılmış bir tebligat olup olmadığı aranmaksızın yapılan tebligatlar usulüne uygun kabul edilmelidir. Aksi düşünce kanun koyucunun amacına aykırı olacağı gibi mahkemelerce tespiti yapılan hususları tartışılır hale getirecektir. Ayrıca CMK.nun 106/2. maddesi uyarınca yapılan ihtarata uyulmamasının hiçbir müeyyidesi olmayacak gibi bir sonuç ortaya çıkmaktadır. 2- Diğer bir husus ise 35. maddenin 4. fıkrasındaki "Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, ... resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adresler... hakkında da bu madde hükümleri uygulanır." Düzenlemesi karşısında; acaba biz mahkemeleri resmi bir merci olarak kabul etmiyor muyuz ki; hakim tarafından icra edilen ve sonunda kendisi ve katip tarafından imzalanmak suretiyle resmileştirilen duruşma tutanağındaki sanığın kendi hür iradesi ile beyan ettiği adresine yapılan tebligatı geçersiz kabul ediyoruz. 3- Sorgu veya savunma sırasında mahkeme huzurunda bildirilen adrese kararı Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca yapılan tebligat/tebligatların geçerli olduğu yönünde Yüksek 11. Ceza dairesi ile beraber bir çok Yüksek dairelerin kararları bulunmaktadır: Yüksek 11. Ceza Dairesinin; -01.11.2013 gün ve 2012/30158-2013/15832, -01.11.2013 gün ve 2012/30327-2013/15826, -24.10.2013 gün ve 2013/17445-2013/15250, -08.10.2013 gün ve 2012/20487-2013/14535, -07.10.2013 gün ve 2012/15690-2013/14470, -04.10.2013 gün ve 2012/16420-2013/14389, -23.09.2013 gün ve 2012/27595-2013/13390, Yüksek 5. Ceza Dairesinin; -08.10.2007 gün ve 2007/9383-2007/7294, Yüksek 4. Ceza Dairesinin; -10.03.2008 gün ve 2007/13202-2008/2793, Kararlarında açıkça sorgu/savunmada bildirilen adreslere Tebligat Kanununun 35. maddesine göre yapılan tebligatların geçerli olduğu kabul edilmektedir. Sonuç olarak; mahkemece savunmasından önce kimlik tespiti esnasında beyan ettiği ve CMK.nun 106/2. maddesindeki ihtarata rağmen adres değişiklik başvurusunda bulunmaması nedeniyle yeni adresi bilinmeyen sanığa, beyan ettiği bu adrese önceden yapılmış bir tebligat olup olmadığı aranmadan 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre yapılan tebligatın geçerli olduğunun kabulü ile temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.