Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2012/9353 E. 2013/14374 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık Ve Resmi Belgede Sahtecilik
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/9353
- Karar No
- 2013/14374
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık Ve Resmi Belgede Sahtecilik
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik HÜKÜM: Sanığın sahtecilik suçundan 765 sayılı TCK.nun 342/1, 59. maddeleri gereği 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı TCK.nun 157, 62, 53. maddeleri gereği 10 ay hapis ve 80 gün apc ile cezalandırılmasına dair. 1- Sanık hakkında “dolandırıcılık” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “dolandırıcılık" suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık olağanüstü dava zamanaşımının, yüklenen suç tarihi olan 22.01.2003’ten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, 2- Sanık hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan kurulan hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.1992 gün ve 80/98 sayılı kararında da belirtildiği üzere, belgede sahtecilik suçlarında önceden verilen rıza üzerine borçlu yerine onun imzasının atılmasında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği gibi rızanın açık veya zımni olabileceği cihetle; sanığın aşamalarda babası Ali Sakinci’nin kendisine verdiği vekaletnameye istinaden çek hesabı açıp suça konu çeki keşide ederek müştekiye verdiğini savunması, dosyada mevcut Sungurlu Noterliğince düzenlenen 19.11.1998 tarihli genel vekaletname ile sanığa her nevi resmi belgeye imza atabilmesi konusunda yetki verdiğinin anlaşılması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti ve suç kastının tayini bakımından, sanığın daha önce başka şahıslara da çek keşide edip etmediği ve çek karnesini veren bankadan bu yolla keşide edilen çeklerin daha öncesinde ödenip ödenmediği sorularak araştırılmasından sonra, sanığın sahtecilik kastıyla hareket edip etmediği de değerlendirilerek sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 04.10.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.