Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2012/4341 E. 2012/5636 K. – Sahte Fatura
Konu: Sahte Fatura Kullanmak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/4341
- Karar No
- 2012/5636
- Karar Tarihi
- Konu
- Sahte Fatura Kullanmak
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Sahte fatura kullanmak HÜKÜM : 213 sayılı Yasanın 359/1, 765 sayılı Yasanın TCK'nun 80/1. maddesi uyarınca 21 ay hapis cezası Yokluğunda verilen hükmün sanığa 17.12.2009 tarihli tebliğ işleminin, "muhatabın konutta bulunamaması sebebiyle mahalle muhtarına imza karşılığı teslim edilip 2 no'lu haber kağıdının kapısına yapıştırıldığı ve komşusuna haber verildiği" belirtilmek suretiyle yapıldığı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21. maddesi ve muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinin birinci fıkrasında; “muhatap veya adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste bulunmazsa, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclisi üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak kendisinin imzalaması gerekir.” hükmünü öngördüğü bu itibarla; Tüzüğün 28. maddesinde öngörülen şekilde ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları da alınmak suretiyle, imzadan çekinmeleri halinde bu husus da belirtilerek; muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebi ve tevziat saatlerinden sonra geleceği belgelendirilmeden, Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre yapılan tebligat işlemi geçersiz olduğu gibi Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 14.04.2009 gün ve 214/98 sayılı kararında da açıklandığı üzere hüküm ve kararlar da yasa yolu bildiriminin; yasa yolu, mercii, şekli ve süresini de kapsayacak şekilde açıkça anlaşılabilir ve her türlü yanıltıcı ifadeden uzak biçimde belirtilmesi zorunlu olup sanık hakkında kurulan hükümde hazır bulunmayanlar için yasa yoluna başvuru süresi “tebliğ” ile başladığından, sürenin başlangıcının yanılgıya yol açacak biçimde tefhimden başlayacak gibi gösterildiği ve yasa yolunun da bildirilmediği anlaşılmakla sanık tarafından verilen 15.02.2011 tarihli temyiz dilekçesinin süresinde kabulüyle yapılan incelemede; Gerekçeli karar başlığındaki suç tarihinin; sahte faturalar kullanılarak KDV ziyaına sebebiyet verilmiş olması nedeniyle 26.01.2002 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “2001 takvim yılında sahte fatura kullanmak” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği 26.01.2002 tarihinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiği ve iddianameye konu eylemin sahte fatura kullanmak olduğu gözetilmeden yargılamaya devamla sahte fatura düzenlemek suçundan yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanunun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 16.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.