Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2012/3927 E. 2012/12070 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2012/3927
Karar No
2012/12070
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Sahte mühür kullanmak, motorlu araç trafik belgesinde sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet Motorlu araç trafik belgesinde sahtecilik suçundan sanık ... Algül’ün 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 350, 80. maddeleri gereğince 1 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, verilen hapis cezasının 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 6. maddesi gereğince ertelenmesine dair, Kartal 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.12.2007 tarihli ve 2003/718 esas, 2007/981 sayılı kararına karşı temyiz talebinin reddine ilişkin, anılan mahkemenin 17.01.2008 tarihli ve 2003/718 esas, 2007/981 sayılı ek kararının; Dosya kapsamına göre; kararın sanığın yüzüne karşı temyiz yolu açık olmak üzere verildiği tutanağa yazılmış ise de, 25.12.2007 tarihli duruşma tutanağı incelendiğinde, duruşmaya gelenin olmadığının duruşma tutanağına geçirilmesi, son sözün sanığa verildiğine dair ibarenin bulunmaması ile sanık hakkında erteleme kararı verildiğinde 765 sayılı Kanun’un 94. maddesi uyarınca “ihtarat yapılmasına,” yapılamadı şeklinde tutanağa yazılmış olması karşısında, kararın sanığın gıyabında verildiğinin anlaşılması gerektiği, bu sebeple adı geçen sanığın 14.01.2008 tarihli temyiz dilekçesinin, öğrenme üzerine süresinde verilmiş temyiz dilekçesi olarak kabulü gerektiği gözetilmeden, temyiz talebinin süre yönünden reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 06.05.2008 gün ve 2008/25890 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.06.2008 gün ve KYB.2008-110810 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü: Dosyanın incelenmesinde; Sanık hakkında Kartal Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 30.03.2001 gün ve 10276/3151/1662 sayılı iddianamesi ile “sahte mühür kullanmak” ve “motorlu araç trafik belgesinde sahtecilik” suçlarından 765 sayılı TCK.nun 333, 80, 350/1-son, 80, 36, 40. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı, Kartal 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2001/395 Esas sırasına kayıt edilip görülen davanın yapılan yargılaması sonucunda 27.12.2001 gün ve 395/1753 sayılı hüküm ile sanığın “sahte mühür kullanmak” suçundan 765 sayılı TCK.nun 333 ve 80. maddeleri uyarınca 2 yıl 4 ay hapis ve 166.093.200 TL ağır para cezasına, “motorlu araç trafik belgesinde sahtecilik” suçundan ise 765 sayılı TCK.nun 356 ve 80. maddeleri uyarınca 8 ay hapis cezasına, mahkumiyetine karar verildiği Sanığın vekâletnameli müdafii Av. ...’ın temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesince “sahte mühür kullanmak” suçundan kurulan hükmün adli para cezasının 166.092.000 TL’ye indirilmesi suretiyle düzeltilerek onandığı, “motorlu araç trafik belgesinde sahtecilik” suçundan kurulan hükmün ise bozulduğu, Bu suretle; sanık hakkında “sahte mühür kullanmak” suçundan kurulan hükmün temyizde onanarak kesinleştiği, “motorlu araç trafik belgesinde sahtecilik” suçundan kurulan hükmün ise temyizde bozulmakla yargılamasına devam olunduğu, Bozma üzerine mahkemenin 2003/718 Esas sırasına kayıt edilen davada sanığın bu kez 25.12.2007 gün ve 718/981 sayılı karar ile “motorlu araç trafik belgesinde sahtecilik” suçundan 765 sayılı TCK.nun 350, 80. maddeleri uyarınca 1 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmolunan hapis cezasının 647 sayılı Yasanın 6. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, kararının sanık ve müdafiinin yokluğunda verilmesine rağmen tutanağa sehven sanığın yüzüne karşı verildiğinin yazıldığı ve tebliğ yapılmadan kesinleştirildiği, Sanığın “sahte mühür kullanmak” suçundan hükümlü olarak kaldığı cezaevinden mahkemeye gönderdiği 14.01.2008 tarihli dilekçesi ile mahkemenin 19.08.2005 tarihli ve 1 yıl 3 ay 1 gün hapis cezasına ilişkin kararının kendisine tebliğ olunmadığından bahisle infazının durdurulmasını talep ettiği ve temyiz hakkını kullanmak istediğini belirttiği, Mahkemece bu dilekçe 25.12.2007 gün ve 718/981 sayılı karara yönelik temyiz istemi olarak kabul edilip 17.01.2008 gün ve 718/981 sayılı Ek Karar ile hükmün tefhim kılındığı tarihten itibaren yasanın aradığı bir haftalık süre geçtikten sonra temyiz talebinde bulunulduğu gerekçesi ile temyiz isteminin reddine karar verildiği, kararın 23.01.2008 tarihinde cezaevinde sanığa tebliğ olunduğu ve temyiz edilmeksizin kesinleştiği, Adalet Bakanlığınca mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin 17.01.2008 gün ve 718/981 sayılı Ek Kararının; sanığın yokluğunda karar verilmesine rağmen tutanağa yüzüne karşı verildiğinin yazıldığının anlaşılması karşısında 14.01.2008 tarihli dilekçenin öğrenme üzerine süresinde verilmiş temyiz dilekçesi olarak kabulü gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde temyiz talebinin süre yönünden reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle; kanun yararına bozulmasının talep edildiği, Dairemizce 28.05.2009 gün ve 9682/6620 sayılı karar ile hükümlünün 14.01.2008 tarihli dilekçesinin 25.12.2007 gün ve 718/981 sayılı kararla bir ilgisinin bulunmadığının anlaşılması karşısında, hükümlü hakkında 1 yıl 3 ay 1 gün hapis cezasına ilişkin başka bir karar bulunup bulunmadığının araştırılarak temyiz isteminin hangi davaya ilişkin olduğunun belirlenmesi ve 25.12.2007 gün ve 718/981 sayılı kararın cezaevinde iken hükümlüye tebliğ olunup olunmadığının araştırılması ve tebligat yapılmış ise buna ilişkin belgelerin eklenerek gönderilmesi için dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na tevdiine karar verildiği, Dairemizin Tevdii kararı üzerine yapılan araştırmada hükümlünün 14.01.2008 tarihli dilekçesinde belirtiği kararın “sahte mühür kullanmak suçundan” kesinleşen cezasının uyarlanmasına ilişkin 19.08.2005 gün ve 395/1753 sayılı Ek karar olduğunun belirlendiği, mahkemece hükümlünün dilekçesinin belirtilen karara yönelik temyiz istemi olarak işleme konulduğu, 25.12.2007 gün ve 718/981 sayılı kararla ilgili kesinleştirme işleminin iptaline, cezanın adli sicil kaydından çıkartılmasına, kararın yasa yollarına başvurabilmesi için sanığın tebliğine karar verildiği, sanığa 25.12.2007 gün ve 718/981 sayılı kararın cezaevinde 18.05.2010 tarihinde tebliğ olunduğu ve temyiz edilmediği, anlaşılmıştır, Kanun yararına bozma, hâkim veya mahkemeler tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelenmesinden geçmeksizin kesinleşen hüküm ve kararlardaki hukuka aykırılıkların giderilmesi için kabul edilen olağanüstü bir kanun yoludur. 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. Kanun yararına bozma konusu karar veya hükmün hukuka aykırı olmakla birlikte hukuken geçerli bir karar veya hüküm olması gerekir. Hukuki geçerliği bulunmayan yok hükmündeki kararlar aleyhine kanun yararına bozma isteminde bulunulamaz. Bu bilgi ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Mahkemenin kanun yararına bozulması talep edilen 17.01.2008 gün ve 718/981 sayılı Ek Kararının; hükümlünün karara konu 14.01.2008 tarihli temyiz dilekçesinin başka bir davaya ilişkin olduğu, 25.12.2007 gün ve 718/981 sayılı karara yönelik bir temyiz talebi bulunmadığı, var olmayan temyiz talebinin süreden reddine dair verilen kararın hukuki geçerliliğinin olamayacağı, yok hükmünde sayılması gerekmesi karşısında; kanun yararına bozma inceleme konusu olamayacağı sonucuna varılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle; kanun yararına bozma istemi yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca REDDİNE, 25.12.2007 gün ve 718/981 sayılı kararın 7201 sayılı Tebligat Kanunun 11. maddesi hükmü gözetilerek sanık müdafiine usulüne uygun şekilde tebliği hususunun mahkemesince takdir ve ifasına, sanığın 19.08.2005 gün ve 395/1753 sayılı Ek karara yönelik temyiz isteminin incelenebilmesi için dosyanın tebliğname düzenlendikten sonra Özel Daireye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2012/3927, K. 2012/12070, T. 21.06.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2012-3927-e-2012-12070-k-1da1e7f10e14