Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2012/19104 E. 2013/19125 K. – Sahte Fatura
Konu: Sahte Fatura Düzenlemek
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/19104
- Karar No
- 2013/19125
- Karar Tarihi
- Konu
- Sahte Fatura Düzenlemek
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Sahte fatura düzenlemek HÜKÜM : 31.12.2003 - 31.12.2004 - 31.12.2005 - 31.12.2006 Uygulama : Sanığın ( 4 kez ) 213 sayılı VUK.nun 359/b-1; TCK.nun 62, 53. maddeleri gereği 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına dair. I-Sanık müdafiinin “2003 ve 2004 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek” suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde: 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “2003 ve 2004 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek” suçunun yasada gerektirdiği cezalarının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, en aleyhe kabul ile suçların işlendiği 21.12.2003 ve 21.12.2004 tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, II-Sanık müdafiinin “2005 ve 2006 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek” suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise: 1-Sarıgazi Vergi Dairesine 17.11.2003 tarihinde reklamcılık faaliyeti ile ilgili mükellefiyet kaydı yaptıran sanığın gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasında bulunmaksızın sahte faturalar düzenlediğinin iddia olunduğu, sanığın iş vaadiyle kendisi adına şirket kurulduğunu işyerinde iki ay kadar çalıştıktan sonra ayrıldığını sahte fatura düzenlenmesi ile ilgisinin bulunmadığını savunduğu, davanın dayanağını oluşturan İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 30.05.2007 gün VDENR-2007-1580/60 sayılı vergi tekniği raporunda sanığın işyeri adreslerinde bulunamadığı ve tanınmadığı, faaliyette olduğuna dair hiçbir verinin elde edilemediği, defter tasdiki yaptırdığına, fatura ve sevk irsaliyesi bastırdığına dair bir belgenin bulunmamasına rağmen Katma Değer Vergisi Beyannamelerinin verilmeye devam edildiğinin belirtildiği, sanığın sahte düzenlediği iddia olunan faturaların aslı veya onaylı örneklerinin dosya içinde bulunmadığı gibi faturaları kullanan kişi veya şirketler ile düzenlenen faturaların bilgilerinin de yer almadığı anlaşılmakla; maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenebilmesi bakımından; sahte olduğu iddia olunan faturaları kullanan kişi veya şirketler hakkında karşıt inceleme yapılıp yapılmadığı araştırılıp, yapılmış ise haklarında düzenlenen vergi inceleme ve sair raporların onaylı suretleri getirtilerek incelenmesi, kamu davası açılıp açılmadığının sorulması, açıldığının tespiti halinde dava dosyasına intikali sağlanarak ayrıntılı özetinin tutanağa geçirilmesi ve bu davayı ilgilendiren bilgi ve belgelerin onaylı örneklerinin alınarak dosyaya konulması, gerektiğinde faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişiler dinlenerek sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak aldıkları ve sanığı tanıyıp tanımadıkları saptanıp, tarh dosyasındaki beyannameler ile yoklama fişlerindeki imzaların kimin eli ürünü olduğunun tespiti bakımından imza ve yazı incelemesi yaptırılıp toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 34, 230 ve 289/1-g maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak biçimde açık olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirebilmesi için, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, açık olarak gerekçeye yansıtılması gerektiği gözetilmeden, bu ilkelere uyulmadan gerekçeden yoksun olarak eksik araştırma sonucu yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi, 2-Kabule göre de; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 05.03.2002 gün ve 28/179 sayılı kararında açıklandığı üzere; aynı takvim yılında farklı dönemlerde birden çok sahte faturanın düzenlendiğinin tespiti halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkının saklı tutulmasına 16.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.