Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2011/12107 E. 2012/3469 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2011/12107
- Karar No
- 2012/3469
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kişi hüviyet veya sıfatına ilişkin yalan beyanda bulunma HÜKÜM :5237 sayılı TCK'nun 7/2. maddesi uyarınca aynı sayılı TCK'nun 206/1, 62/1, 53. maddeleri gereği 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin. 06.01.2005 tarihinde otodan mazot hırsızlığı suçundan yakalanan sanığın ismini soruşturma sırasında ... olarak beyan edip anılan hakkında kamu davası açılmasına neden olduğunun, bu suretle kimliği konusunda memura yalan beyanda bulunmak suçunu işlediğinin iddia ve kabul olunmasına, 08.01.2005 günlü parmak izi sicilinin ve 02.02.2005 günlü iddianamenin bu isme göre düzenlenip 13.09.2005 günü bir başka hırsızlık suçunun şüphelisi olarak yakalanan sanığın parmak izi incelenmesinden 06.01.2005 tarihindeki olayla ilgili beyanda bulunanın sanık olduğunun ortaya çıkartılıp kamu davası açılmış olmasına, sanığın beyanda bulunduğu kişiyi tanımadığını, gerçekte var olan kişi olup olmadığını bilmediğini savunmasına, mahkemece de bu yönde bir araştırma yapılmadığının anlaşılmasına göre, ... isminde gerçek kişi bulunup bulumadığı araştırılıp, bulunduğunun belirlenmesi halinde 5237 sayılı TCK.nun 268. maddesi delaletiyle 267/1, 43, 62. maddeleri ile 765 sayılı TCK. nun 343/2, 80, 59, 81/1. maddelerinin karşılaştırılması suretiyle lehe yasa belirlenerek hüküm kurulması gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak lehe yasa karşılaştırmasınıın 343/2/, 59. maddeleri ile yapılıp yazılı şekilde 5237 sayılı Yasanın 206. maddesinin uygulanması isabetsizliği aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, sanığın gerek görevsizlik kararı veren Sulh Ceza Mahkemesi, gerekse Asliye Ceza Mahkemesi tarafından istinabe yoluyla tespit edilen savunmaları sırasında duruşmadan vareste tutulmayı talep ettiği anlaşılmakla tebliğnamedeki bozma düşüncelerine iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, 5237 sayılı TCK. nun 7 ve 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddeleri uyarınca uygulanması gereken 765 ve 5237 sayılı TCK. hükümleri olaya uygulanarak lehe yasa belirlendikten sonra karar verilmiş, CMK.nun 231. maddesinin uygulanmama gerekçeleri gösterilmiş ve verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanığın lehe hükümlerin ve CMK.nun 231. maddesinin uygulanmadığına ilişen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak: Sanığın 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasındaki tüm haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, c bendinde yer alan sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin haklardan ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmaları gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, Yasaya aykırı ise de; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Yasanın 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasında yer alan 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılarak yerine, “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan sanığın kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1.fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle eleştiri dışında sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.