Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2010/2618 E. 2011/20787 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/2618
- Karar No
- 2011/20787
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği, dolandırıcılık HÜKÜM : 765 sayılı TCK'nun 342/1. md. 3 yıl hapis cezası, 5237 sayılı TCK'nun 157/1, 52, 53. md. 1 yıl 6 ay hapis cezası güvenlik tedbiri uygulanması, 13.000 YTL a.p.c., Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 28.12.2004 gün ve 2004/173-228 sayılı kararında açıklandığı üzere; yüklenen dolandırıcılık suçunun bankanın maddi varlığı olan çek kullanılmak suretiyle işlendiğinin iddia ve kabul olunması karşısında, fiilin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nun 504/3, 522 (5237 sayılı TCK'nun 61, 158/1-f) maddelerinde öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağı, mahkemenin uygulaması da gözetilerek gerek 765 sayılı TCK'nun 504/3. maddesi uyarınca hükmolunacak temel cezanın, suça konu haksız menfaatin suç tarihindeki ekonomik koşullara ve yerleşik uygulamaya göre pek fahiş değerde bulunması karşısında aynı Yasanın 522. maddesi ile artırılması sonucu bulunacak ceza ile gerekse 5237 sayılı TCK'nun 61. maddesindeki kriterler gözetilerek aynı Yasanın 158/1-f maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenecek olan cezanın, CMK'nun 231/5. maddesinin uygulanmasına engel teşkil edeceği ve resmi belgede sahtecilik suçu nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 342/1. maddesinde öngörülen ceza 2 yıldan 8 yıla, 5237 sayılı TCK'nun 204/1. maddesinde de 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiş ise de mahkemece 5237 sayılı TCK'nun 204/1. maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, suça konu çekin tamamen sahte olarak üretilmiş oluşu gözetilerek sanığın takdiren ve teşdiden 3 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğinin belirtilmesi nedeniyle, 765 sayılı TCK'nun 29. maddesi de gözetilerek; 2-8 yıl hapis cezası öngören aynı Yasanın 342/1. maddesi uyarınca 3 yılın üzerinde bir süreyle hapis cezasına hükmolunması gerektiği gözetilmemesi ve sanığın eyleminin yukarıda açıklandığı üzere nitelikli dolandırıcık suçunu oluşturmasına karşın yazılı şekilde uygulama yapılarak eksik ceza tayini isabetsizlikleri karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, açıklanan nedenlerle tebliğnamedeki bozma isteyen düşüncelere iştirak edilmemiştir. Toplanan deliller karar yerinde incelenip, yüklenen suçların sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasıfları tayin, cezaları artırıcı ve azaltıcı sebebin bulunmadığı takdir kılınmış, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca mahkemece 765 ve 5237 sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkan verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe hüküm belirlenerek sonucuna göre karar verilmiş ve incelenen dosyaya göre hükümde eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin, sübutun bulunmadığına, soruşturmanın eksik yapıldığına, dolandırıcılık suçunun yasal unsurları itibariyle oluşmadığına, lehe yasanın hatalı tespit edildiğine ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 14.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.