Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2010/16028 E. 2013/6670 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/16028
- Karar No
- 2013/6670
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : 1- ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında; 765 sayılı TCK'nun 504/7, son, 522, 59, 31. maddelerine göre 5 yıl hapis, 4.152.270,80 TL adli para cezası, 2- ..., ..., ..., ..., ... hakkında; 765 sayılı TCK'nun 504/7, son, 522, 59, 31. maddelerine göre 5 yıl hapis ve 3.175.618,35 TL adli para cezası, 3- ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında; 765 sayılı TCK'nun 339, 80, 59, 31. maddelerine göre 3 yıl 10 ay 20 gün hapis cezası, 4- ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında; 765 sayılı TCK'nun 342/1, 80, 59. maddelerine göre 2 yıl 11 ay hapis cezası, Bir kısım sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin hükmolunan cezaların türü ve süresine göre koşulları bulunmadığından 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 318. maddesi uyarınca reddine oybirliğiyle karar verildikten sonra, incelenerek gereği görüşüldü: 1- 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a yüklenen “dolandırıcılık” suçunun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suç tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeksizin hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken, 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8 maddeleri gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, 2- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik müdafilerin temyiz itirazlarına gelince: 1999 yılında meydana gelen deprem sonrası Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü ile İller Bankası arasında müştereken imzalanan 26.08.1999 tarihli protokol ve 15.03.2001 tarih ve 10/156 sayılı Yönetim Kurulu kararı ile uygun görülen ek protokol çerçevesinde; Afet İşleri Genel Müdürlüğü tarafından tespit edilen mahallerden olan Düzce ilinde yapılacak “Kalıcı Konutlar Teknik Alt Yapı İnşaat İşlerini” ihale yolu ile alan firmaları temsil ve imzaya yetkili olan sanıkların, kazı artığı malzemenin kesin depo mahalline taşınması işlemi konusunda Kanalizasyon İnşaatlarına ait Özel ve Teknik Şartnamenin 26 ve İçme Suyu İnşaatlarına ait Özel ve Teknik Şartnamenin 9. maddelerinde “kontrol mühendisliği tarafından gösterilen yerden başka bir yere yapılan taşımaların bedeli ödenmez” hükmü yer almasına rağmen, olay tarihinde, İller Bankası Genel Müdürlüğü’nün 11.05.2000 gün ve 4182 sayılı oluru ile Düzce (Merkez) iletim hattı ile Kalıcı Konutlar Teknik Altyapı İnşaatlarına “kontrol mühendisi” olarak görevlendirilen sanıklar .... ..., ..., ... ve ... ile bu işlerden kontrol amiri olarak sorumlu olan ve İller Bankası Kanalizasyon Dairesi Başkanlığı’nda başkan yardımcısı olarak görev yapan sanık ...’in, yerel yönetim yetkilileri ve kontrol teşkilatınca belirlenen kesin depo yerine taşınmayan kazı artığı malzemelerini taşınmış gibi gösterildiği hak ediş raporlarını bu sıfatları ile imzaladıklarının iddia olunması ve büyük miktarda kazı artığı malzemenin kesin depo yerine taşınmayıp kalıcı konutlar çevresine yakın mesafelerde bulunduğunun tespit edilmesi üzerine sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasında; sanıkların tüm aşamalarda kendilerine ait hak edişlerin gerçek olduğunu ve kendilerine düşen malzemeyi kesin depo mahalli olarak belirlenen yere taşındığını beyan etmeleri, yapılan soruşturma üzerine şartname gereği kesin depo yeri olarak belirlenen İstilli mevkiinde yapılan ölçüm ve inceleme sonucu tutulan 18.07.2003 tarihli tutanakta, belirtilen depoda yaklaşık 225.000 m3 dolgu olduğu ve hak ediş raporlarında belirtilen 5 milyon m3'ten fazla kazı artığının kesin depo mahalline taşınmadığının belirlendiği, yine 29.07.2003 tarihli tutanakla da Düzce Kalıcı Konutları Teknik Alt Yapı kazılarından çıkan kazı artığı toprağın kalıcı konutların batı kısmındaki DSİ kanalı boyunca yer yer 2-3 metre kalınlığında ve geniş arazilere serilerek tesfiye edildiğinin ve bazı tarlaların doldurulduğunun belirlendiği, ihaleyi alan şirketler ile İller Bankası arasında görülen hukuk ve tespit davalarında ise bu konuda birbirinden farklı bilirkişi raporlarının alındığı, yine bu dosyalarda yapılan keşiflerde bir kısım şirketlere ait toprağın şahıs arazilerine döküldüğüne, kesin depo mahalline dökülen toprağın ise bir kısmının Melen Çayı tarafından sel suları ile bir kısmının ise köylüler ve dolgu malzemesi olarak ildeki deprem sonrası yapılaşma sebebiyle farklı tarihlerde başka şirket, kurum veya kişilerce alınıp götürüldüğüne ilişkin iddia, bilirkişi ve tanık beyanlarına yer verildiği, 30.01.2009 tarihli bilirkişi raporuna göre ise, kesin depoda bulunması gerekli 5.444.942 m3 toprağın ise bulunmadığının belirtildiği, İller Bankası Genel Müdürlüğü Kanalizasyon Dairesi Başkanlığı'nın 30.11.2005 tarihli yazısından “taşınan kazı malzemesi miktarı, taşındığı tutanakla belirtilen ve Bölge Müdürlüğünce tasdik edilen tutanaktaki metreküp cinsinden miktarı olduğunun” ifade edildiği, mahkemece 15.06.2007 tarihli yazı ile Yrd. Doç. Dr. ...'den olay mahallinde keşif yapılması düşünüldüğünden inşaat alanlarında inşaatın başlangıcı ve bitişi itibariyle hafriyat yapılıp yapılmadığının, ya da herhangi bir hafriyat yapılmaksızın kazı malzemesinin mevcut inşaat alanına yedirilip yedirilmediğinin tespitinin teknik anlamda mümkün olup olmadığı, böyle bir keşifte hangi uzman bilirkişilerden yararlanılması gerektiği ve katılan ... vekili tarafından Harita Genel Komutanlığından davaya uygun yerin ölçekli ve yükseltilerini de gösterir hassas haritaların mevcut olduğu ve bu haritalar getirtilip zemine uygulandığında hassas bir şekilde herhangi bir hafriyat yapılıp yapılmadığının ortaya çıkabileceği yönündeki beyanı dikkate alınarak böyle bir hususun teknik olarak mümkün olup olmadığı konusunda görüş bildirmesinin istenmesi üzerine; anılan bilirkişi tarafından 17.07.2007 tarihli ön rapor verildiği, ancak mahkemece ön raporda belirtilen nitelikteki 5 kişilik bilirkişi heyeti tespit edilmesine ve bu 5 kişi ile keşif yapılmasına ilişkin ara karara rağmen 4 kişilik bilirkişi ile keşif yapılıp 3 kişi tarafından imzalı 30.01.2009 tarihli bilirkişi raporunun alındığı ve anılan bilirkişi raporunda da 17.07.2007 tarihli ön bilirkişi raporunda belirlenen inceleme yöntem ve araştırmanın yapılmadığı, diğer yandan bir kısım sanıkların savunmalarında ihaleyi aldıktan sonra toprak taşıma işini İller Bankasının onayı ile taşeron taşıyıcı firmalara verdiklerini ve bu firmaların yaptıkları iş gereği kendilerine fatura kestiklerini ve bunun bedelini de ödediklerini, yapılan işte kendi sorumluluklarının bulunmadığını beyanla dosyaya taşeron sözleşmesi ve taşıyıcı firmaya yaptıkları ödemelere ilişkin fatura ibraz etmeleri, dosyada mevcut hak ediş tutanaklarının ise şantiye şefleri tarafından imzalandığının anlaşılması ve dosyada her biri kendisine ait ayrı bölgelerde çalışan şirket yetkilisinin/yetkililerinin sanık durumunda olup bu sanıkların ortak noktasının yetkili oldukları veya taşerona verdikleri firmaların kazı artığı malzemeyi taşıyacakları kesin depo mahallinin aynı olması, kesin depo mahallinde bulunan malzemenin ise ne kadarının hangi firma tarafından taşındığının tespitinin mümkün olmaması, ayrıca kesin depo mahallinden toprak alınıp götürülmüşse bunun da miktarının tayin edilememesi ve bazı firmaların taşıdığını beyan ettiği hak ediş miktarlarındaki kazı artığı malzemenin kesin depoda bulunan malzeme miktarından az olduğunun anlaşılması ve kendi taşıması gereken artık malzemenin tamamını kesin depo mahalline taşıyan yüklenici firmayı taşınan ve taşınmayan malzeme miktarını birbirine oranlayıp o firmayı da bu malzemenin bir kısmını taşımamış sayarak yetkilileri hakkında mahkumiyet hükmü tesisinin ceza adaletinin ve cezaların şahsiliği ilkesine aykırı olacağı gözetilerek gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi açısından; öncelikle suç faili/faillerinin tespiti yönünden ihale alan şirketlerin İller Bankasının onayı ile kazı artığı malzeme taşıma işini taşeron firmalara verip vermediklerinin her bir şirket açısından ayrı ayrı araştırılarak varsa sözleşmelerinin celbi ile iddiaya konu kazı malzemesinin idare tarafından belirlenen kesin depo mahalline taşınması ve buna ilişkin hak ediş raporu düzenlenmesinden kontrol mühendisi sanıklar ile taşeron firma yetkilileri ve taşeron firma bulunmaması halinde ihaleye alan şirketin iş mahallindeki kesin depo tespit tutanağı ile diğer hak ediş belgelerini imzalayan firmaların şantiye şefleri veya yetkililerinin sorumlu olacağı, haklarında dava açılan şirketin sorumlu temsilcilerinin ise anılan kişilerin eylemlerine iştirakleri söz konusu ise bu kişilerin de sorumlu tutulması gerekeceği cihetle varsa taşeron firma ile ihaleyi alan şirketin iş mahallinde bulunan ve hak ediş belgelerini imzalayan sorumluları tespit edilerek bu kişiler hakkında açılmış dava bulunup bulunmadığı, açılmış ise eldeki dava ile birleştirmeleri diğer yandan her bir firmanın hak ediş tutanaklarında belirtilen miktarda toprak taşıyıp taşımadığı veya taşımasına rağmen taşınan kazı malzemesinin idarece belirtilen kesin depo mahalline döküp dökülmediklerinin tespiti bakımından bilirkişi ...'in 17.07.2007 tarihili ön raporunda belirtilen vasıftaki bilirkişi ve yöntem izlenerek kazı yapılan alanlarda her bir kısımdaki hafriyatın ihaleyi alan şirketler yönünden ayrı ayrı hesaplanarak bulunan miktarın her bir şirketin hak ediş tutanaklarındaki miktar ile uyumlu olup olmadığının belirlenmesi ile gerçekte yapılan ölçüm ve inceleme sonucunda bulunan miktarın düzenlenen hak ediş tutanaklarındaki miktardan az olması halinde yani her bir şirket yönünden ayrı ayrı kazı mahallinden çıkarılması gereken malzeme miktarının tespiti ile bulunan bu miktarın hak ediş tutanaklarında gösterilen miktardan az olması durumunda bu firmalar yönünden taşımadıkları halde kazı mahallinden tutanaklarda belirtilen miktar kadar malzemeyi taşımış gibi içeriği itibariyle sahte hak ediş tutanakları düzenlenmiş olacağından bu kişiler yönüyle suçun oluşacağı, diğer yandan yapılan ölçüm sonucu bulunan miktar ile hak ediş tutanaklarındaki miktarı uyumlu olanlar yönünden ise Kanalizasyon İnşaatlarına ait Özel ve Teknik Şartnamenin 26 ve İçme Suyu İnşaatlarına ait Özel ve Teknik Şartnamenin 9. maddelerinde “kontrol mühendisliği tarafından gösterilen yerden başka bir yere yapılan taşımaların bedeli ödenmez” kuralı gereğince kalıcı konutlar çevresinde bulunan söz konusu kazı artığı malzemeli toprak yığınlarının bulunduğu arazi sahipleri ve sakinleri ile özellikle Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/35 sayılı talimat dosyasındaki keşifte dinlenen davalı tanıklarından toprağı dökenlerin kimler olduğu sorularak, buna göre söz konusu toprağı döken firmalar yönünden de kazı mahallinden çıkan malzemeyi sözleşme gereğince kesin depo mahalline nakli sağlanmadığından yüklenen suçun tüm unsurları ile sübuta ereceği gözetilip hak edişleri imzalayan kontrol amiri olan sanık ...'in soruşturma dosyası kapsamından anlaşıldığı üzere deprem nedeniyle birçok ilde kalıcı konut inşaatları ile ilgili aynı mahiyetteki işlerin kontrol amiri olarak sorumlusu olduğu, mahallinde kontrol mühendislerince düzenlenen hak ediş tutanaklarını amir sıfatıyla imzaladığı anlaşılmakla bu sanığın diğer sanıkların eylemlerine bilerek iştirak ettiğine dair delillerin nelerden ibaretolduğu ve sanık ...'in eyleminin görevi kötüye kullanmak veya görevi ihmal suçlarına uyup uymadığı da tartışılarak sonucuna göre tüm sanıkların hukuki durumlarının takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme sonucu yazılı şekilde mahkûmiyet hükümleri kurulması, Kabule göre: 2- Kontrol amiri ve kontrol mühendisi olan sanıkların eylemlerine iştirak eden firma yetkilisi sanıkların eylemlerinin 765 sayılı TCK'nun 339.(5237 sayılı TCK'nun 204/2.) maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden anılan şirket yetkilisi sanıklar hakkında 765 sayılı TCK'nun 342/1. maddesi ile hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, firma yetkilisi sanıklar yönünden kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 18.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.