Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2009/23365 E. 2012/21737 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/23365
- Karar No
- 2012/21737
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık, memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği, hırsızlık HÜKÜM : 1- Sanık ...: Beraat 2- Sanık ..., Sanık ..., Sanık ..., Sanık ..., Sanık ...: 1-5237 sayılı TCK'nun 204/1, 204/3, 43, 62, 53/1. maddeleri gereğince 3 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına 2-5237 sayılı TCK'nun 158/1-d, 62, 53/1. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 20.000 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına 3- Sanık ...: 1-5237 sayılı TCK'nun 142/2-d, 62, 53/1. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına 2-5237 sayılı TCK'nun 204/1, 204/3, 43, 62, 53/1. maddeleri gereğince 3 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına 3-5237 sayılı TCK'nun 158/1-d, 62, 53/1. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 20.000 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına Sanık ...: Davanın tefrikine Katılan vekilinin temyizinin tüm sanıklar hakkında kurulan bütün hükümlere yönelik olduğu görülerek yapılan incelemede; Suça konu belgelerden sonuncusu olan sahte vekaletnamenin 13.01.2005 tarihinde düzenlenmiş olması ve araç satışı karşılığı son menfaatin de bu tarihte temin edildiği cihetle, gerekçeli karar başlığına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçları bakımından 05.01.2005 olarak yanlış yazılan suç tarihinin 13.01.2005 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür. 1-Katılan vekilinin sanık ... hakkında verilen kamu davasının tefrikine, sanık ... müdafinin ise sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanık ... müdafinin sanığın, yokluğunda verilip 7201 sayılı Tebligat Kanununun 29, 30, 31. maddelerine uygun olarak tebliğ edilen hükmü, karar tarihinde yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 310. maddesinde belirlenen bir haftalık yasal süresinden sonra 17.02.2010 havale tarihli dilekçe ile temyiz ettiği, sanık ... hakkında verilen tefrik kararının ise 5271 sayılı CMK’nun 223. maddesinde sayılan davayı sonlandıran hüküm niteliğinde bulunmadığından temyiz yasa yoluna tabi olmadığı anlaşıldığından, katılan vekilinin sanık ... hakkında verilen tefrik kararına, müdafiinin ise sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik vaki temyiz istemlerinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 2-Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan, sanık ... hakkında “resmi belgede sahtecilik ve hırsızlık” suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Dosya kapsamına göre sanık ...' Usta’nın mağdur ...'ya ait aracın anahtarını mağdurun rızası dışında, bir anlık dalgınlığından faydalanarak elinden çekip alarak aracı kaçırmış olması ve mahkemenin de bu yöndeki kabulü karşısında, olayda 765 sayılı Yasanın 491/3. maddesinde tanımlanan “hırsızla malı çalınan arasında hizmet veya bir iş yapmak veya bir yerde muvakkat olsun birlikte oturmak yahut karşılıklı nezaket icaplarından ileri gelen itimadı suistimal neticesi olarak sıyanetine terk ve tevdi olunmuş eşya hakkında” işlenmiş olması şartının gerçekleşmediği, mahkemenin kabul ve uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla tebliğnamedeki bu yönden bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. Verilen ceza miktarı nedeniyle 5728 sayılı Yasayla değişik CMK’nun 231. maddesinin uygulanması olanağı bulunmayan sanıklar hakkında yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere göre, sanıklara yüklenen suçların sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı arttırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü uyarınca mahkemece 765 ve 5237 sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkan verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasa belirlenerek sonucuna göre hükümler kurulmuş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan katılan vekilinin (sanık ... dahil tüm sanıklarla ilgili olarak yaptığı) ve sanıklar ..., ..., ..., ... müdafileri ile sanık ...'nın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ancak; Suça konu sahte belgelerin akıbeti hakkında bir karar verilmemesi, Yasaya aykırı, ise de, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına “suça konu sahte belgelerin dosyada delil olarak saklanmasına” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3- Mağdur ...'ye karşı “dolandırıcılık” suçundan; katılan vekilinin sanık ... hakkında kurulan beraat, sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet, sanıklar ..., ..., ..., ... müdafileri ve sanık ...'nın bu sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen “dolandırıcılık'' suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanıklar lehine olan 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve katılan vekili ile sanıklar ..., ..., ..., ... müdafileri ve sanık ...'nın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, 13.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.