Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2008/18153 E. 2011/22809 K. – Memur Olmayan
Konu: Memur Olmayan Kimsenin Resmi Belgede Sahteciliği
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2008/18153
- Karar No
- 2011/22809
- Karar Tarihi
- Konu
- Memur Olmayan Kimsenin Resmi Belgede Sahteciliği
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği HÜKÜM : ...: 1-Zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma 2-765 sayılı TCY'nın 342/1, 59 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası 3-765 sayılı TCY'nın 342/1, 59 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası 4-765 sayılı TCY'nın 342/1, 80, 59 maddeleri uyarınca 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezasıNeticeten CMUK 326/son maddesi uyarınca 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası 1- Katılan vekilinin “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak”suçundan verilen zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak” suçunun kanunda öngörülen cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2 maddelerinde belirlenen dava zamanaşımının,suç tarihinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiği mahkemece dosya içeriğine uygun olarak gerekçeleri gösterilerek kabul ve takdir kılınmış olduğundan katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 2-Sanık müdafii ile katılan vekilinin “resmi belgede sahtecilik”suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarına gelince; Bozmaya uyulmak suretiyle yapılan yargılamaya, toplanan kanıtlara hükmün dayandığı gerekçe ve takdire göre sair itirazların reddine; ancak; 1-Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24.01.2001 tarihli iddianameyle, sanığın katılan şirkette çalıştığı süre içerisinde yaptığı satışların bir kısmında, müşterilerden sattığı malların bedelini peşin alarak tahsil etmesine, rağmen, sanki vadeli satışlar yapıyormuş gibi gösterip karşılığında gerçek kişiler adına sahte bonolar düzenlediğiiddiasıyla açılan kamu davasında bu süreç içinde düzenlenen tüm sahte bonoların dava konusu edildiği, kurulan ilk hükmün temyizi üzerine Yüksek 6. Ceza Dairesinin 30.03.2006 tarihli bozma ilamında da gerçek kişiler adına düzenlenen her bir sahteciliğin ayrı bir suç aynı gerçek kişi adına birden fazla bono düzenlenmişse bunun kendi içinde teselsül ettiği hususuna işaret edildiği gözetilerek, sanığın her bir gerçek kişi adına ayrı ayrı düzenlediği bonolarla ilgili belgelerin düzenlenip şirket defterlerine işlenerek kullanıldığı tarihler duraksamaya yer bırakmayacak şekilde araştırılıp saptanarak suç tarihleri belirlendikten sonra zamanaşımı hükümleride değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, 2-Kabule göre de; Adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nun 231/6. maddesi uyarınca belirtilen diğer şartların yanında, mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği gözetilmeden; "suç niteliği eylemin meydana geliş şekli itibariyle” şeklindeki yasal olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi. .