Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2026/4508 E. 2026/5241 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/4508
Karar No
2026/5241
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/252 E., 2025/478 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 42. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/842 E., 2024/556 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyizsinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 09.12.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı ... adına Av. . ... .. ve Av. ... ile davacı asil ... ve adına Av. ... geldiler. Davalı ... adına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmişti. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesinden ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili özetle; meydana gelen kaza nedeniyle müvekkilinin yaralandığı, davalıların kusurlu olduklarından bahisle asıl dava dosyasında 1.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın, birleşen dava dosyasında 6.000.000 TL sürekli iş göremezlik tazminatının ve 6.000.000 TL bakıcı gideri tazminatının davalılardan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle davacının maddi tazminat istemlerinin kabulüne, davacı lehine 150.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkil belediyeye yalnızca %20 oranında kusur isnat edilmesine rağmen müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının kendi kusur oranı düşülmeksizin tazminata hükmedilmesinin taleple bağlılık ilkesine aykırılık oluşturduğunu, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğramış olmasına rağmen zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, davacı ile müvekkil belediye arasında iş ilişkisi, hizmet sözleşmesi veya asıl-alt işveren ilişkisi bulunmadığından belediyeye husumet yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının belediyeye yönelttiği hizmet kusuruna dayalı talepler bakımından görevli yargı yerinin adli yargı değil idari yargı olduğunu, hizmet kusuruna ilişkin değerlendirmelerin idare hukuku alanında uzman bilirkişiler tarafından yapılmadan karar verilmesinin hatalı bulunduğunu, faaliyet alanıyla ilgili diğer kamu kurumlarının sorumluluğu araştırılmadan belediyeye kusur yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunu, kusur, hesap ve diğer teknik konulara ilişkin itirazlarının karşılanmadığını ve yeni bilirkişi incelemesi yaptırılmadan hüküm kurulduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki kusur tespitleri, tazminat hesapları ve değerlendirmelerin eksik ve hatalı olduğunu, maddi tazminat hesabında ücret, aktif ve pasif dönem süreleri ile bakıcı gideri hesaplamalarının Yargıtay kriterlerine uygun olmadığını, ilk peşin sermaye değerinin mahsubu ve geçici iş göremezlik hesabına ilişkin bilirkişi hesaplamalarında hata bulunduğunu, davacının gerçek ücretinin belirlenmesinde kaza tarihindeki ücret yerine sonraki yıllara ait verilerin esas alınmasının hatalı olduğunu, emsal ücret araştırması yapılırken davacının yaşı, deneyimi ve yaptığı işin dikkate alınmadığını, bakıcı gideri hesabında aile içi bakım desteğinden yararlanılacağı hususunun gözetilmediğini ve hakkaniyet indirimi uygulanmadığını, müvekkil belediyeye kusur yüklenmesini gerektirecek somut, açık ve denetlenebilir herhangi bir veri bulunmadığını, kusur tespitlerinin varsayıma dayandığını ve illiyet bağı ile sorumluluk unsurlarının yeterince ortaya konulmadığını, maluliyet oranına ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını ve Adli Tıp Kurumu incelemesi yapılması yönündeki taleplerinin reddedildiğini, ... tarafından bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin zarar hesabında tam ve doğru şekilde mahsup edilmediğini, müvekkil belediyenin kusuru ve sorumluluğu bulunmadığından manevi tazminat taleplerinin reddi gerekirken aleyhine hüküm kurulduğunu, faizin kaza tarihinden başlatılmasının hatalı olup dava tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını ve davanın müvekkil belediye yönünden reddini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı sigortalının dava dışı ... Alüminyum ve İnşaat San. Tic. Ltd. Şti. sigortalısı olduğu, davalı ...'nın ise düğün salonu işlettiği, davalı ...'nın olay tarihinde sezon başlangıcı için düğün salonunun iç dekorasyonunu yaptırmakta olduğu, ikinci katta yer alan merdiven korkuluklarının alüminyum malzeme ile dekore edilmesi için davacının işvereni olan dava dışı ... şirketi ile anlaştığı, bu işin yapımı esnasında davacının elektrik akımına kapılarak yaralandığı, davacı vekilinin hem asıl dava dosyasını hem de birleşen dava dosyasını düğün salonu sahibi ... ile Belediye aleyhine açtığı, davalılar arasında davacının işvereninin veya işveren vekilinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesinde “(1) İş mahkemeleri; a) 5953 sayılı Kanun'a tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanun'a tabi gemiadamları, 22.5.2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'na veya 11.1.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına, b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu İş ve Sosyal Güvenlik Mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, c)Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere ....”düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda davalıların işveren sıfatlarının bulunmadığı açık olduğuna göre eldeki davanın kaza tarihinde yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiile ilişkin hükümleri çerçevesinde genel hükümlere tabi bir tazminat davası olarak görülüp çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Bu nedenle İş mahkemesince genel mahkemelerin görevli olduğu gözden kaçırılmak suretiyle davanın esası hakkında karar verilmesi yerinde görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalı Belediyenin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Davalı ... avukatı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2026/4508, K. 2026/5241, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2026-4508-e-2026-5241-k-a397190088c5