Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/9864 E. 2025/14480 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/9864
- Karar No
- 2025/14480
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/130 E., 2025/2151 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/99 E., 2023/425 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Şirket ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil işçi, davalı iş yeri nezdinde 2015 yılının temmuz ayında çalışmaya başlamış olup, 26.03.2022 tarihinde iş akdi sebep gösterilmeksizin ve bildirilmeksizin feshedilinceye dek aralıksız çalıştığı, müvekkil, davalı iş yerine ait alt yay, gövde, siyah-beyaz conta, pul, havuç, somon, üst yay gibi yaklaşık 20-21 parçayı birleştirerek yağmurlama sulama sistemi-fıskiyesi haline dönüştürülmediği, işverence tedarik edilen söz konusu malzemelerin ve diğer iş aletlerinin seçiminde işverenin talimatları doğrultusunda hareket eden müvekkil, çalışmış olduğu yaklaşık 7 yıllık süreçte malzemeleri bir araya getirmek ve paketlemek suretiyle devamlı ve belirli bir faaliyet göstererek edimini ifa ettiği, 15.07.2015-26.03.2022 tarihleri arasında kesintisiz olarak hizmet akdine ilişkin davalı yanında 5510 sayılı Kanun kapsamında çalıştığının tespitine, müvekkil davacının prime esas kazancının aldığı ücret üzerinden kuruma bildirilmesi gerektiğini ile işbu davamızın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı Şirket aleyhine işbu davayı açmış olması davanın usulden reddini gerektirdiği, davacının dava dilekçesinde de belirttiği üzere davacı, dava dışı ... ile muhatap olmadığı, davacı ile emir komuta ilişkisi bulunan ve kendisinden talimat aldığını iddia ettiği kişi dava dışı ... olduğu, ancak davacı bu hususu göz ardı etmiş ve davada müvekkil şirketi taraf gösterdiği, müvekkil şirketin işbu dava bakımından taraf sıfatı bulunmadığı, bu bakımdan işbu davanın husumet yokluğundan davanın konusunu oluşturan işbu mesnetsiz ve hukuksuz iddiaları kabul etmemekle birlikte davanın reddini talep etmiştir. Fer'i müdahil SGK cevap dilekçesinde özetle; davacının dilekçede bahsi geçen döneme ilişkin hizmet tespiti talebi üzerine Kurum kayıtlarının incelenmesinde; davalı Şirket bünyesinde çalıştığına dair herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmamıştır. Bu nedenle davacının iddia ettiğinin aksine, dava edilen dönemlerde davacının sigortalı hizmeti bulunmadığı, Kurum işlemlerinde herhangi bir usul ve yasaya aykırı durum olmadığından işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasının kabulü ile davacının 15.07.2015-26.03.2022 tarihleri arasında kesintisiz olarak davalı nezdinde hizmet akdine dayalı olarak asgari ücret ile çalıştığının tespitine dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ve fer'i müdahil Kurum vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı şirket vekilin temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince dinlenen tanıkların dava konusu uyuşmazlığı aydınlatmaya yetecek nitelikte ve değerde olmadığını, tanık anlatımlarına bakıldığında davacının ücret alıp almadığı, eğer alıyorsa ne kadar ücret aldığı hususu da net olarak ortaya konamadığını, davacı tarafından yazılı mahiyette herhangi bir delil de sunulamadığını, ilk derece ve istinaf mahkemelerin her ikisi de sigortalılık koşullarını değerlendirme konusu yapmadığını, yasa koyucunun konut içerisinde yapılan işlerde çalışanların sigortalı sayılmayacağını düzenlediğini, davacının, parça başı ücret karşılığında çalıştığını, davacının yaptığı işin sürekli ve kesintisiz nitelik taşımadığını, davacının çalışmasının kendi konutunda gerçekleşmiş olduğunu, bu nedenle taraflar arasında bağlılık unsurunun varlığından söz edilemeyeceğini, hizmet sözleşmesinin unsurlarının oluşmadığını beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurumun, davacının sigortalı çalışmalarından haberdar olmasının mümkün olmadığını, Kurum tarafından yapılan tüm işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu, dosyada dinlenen tanık beyanlarının çelişkili ve davacının hizmet tespiti için yeterli olmadığını, Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu, eksik inceleme ve değerlendirme neticesinde karar verildiğini beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 1.Gelişen teknoloji, insan ihtiyaçlarındaki çeşitlilik ve artış, insanların geçim kaynağı sağlama konusundaki yeni yaklaşımları, değişen sosyo-ekonomik yapı; yeni istihdam ilişkilerinin doğmasına ve çalışma hayatında atipik sözleşmelerin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Anayasada temelini bulan kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirme, sözleşme yapma ve çalışma hakkı karşısında kural olarak taraflar ekonomik menfaatlerinin gerektirdiği şekilde sözleşme yapabilirler. Yapılan sözleşmelerin nitelendirilmesi; tarafların hak ve borçlarının mevcut hukuk kuralları kapsamında belirlenmesi yönünden önemlidir. Sosyal güvenlik mevzuatının emredici ve kamu düzeni karakterli olması nedeniyle, sosyal güvenlik davalarında, sözleşmelerin nitelendirilmesi daha da önemlidir. Zira sözleşmenin hizmet akdi olarak kabul edilip edilmemesi sigortalılık statüsünün belirlenmesinde farklılık yaratacaktır. Son yıllarda internet üzerinden sadece mal alışverişi olanaklı hale gelmemiş, bunun yanında hizmet alımı veya eser alımı sözleşmeleri de mümkün hale gelmiştir. Söz konusu atipik yeni çalışma modellerinin, teknolojinin süratle gelişmesi karşısında, geleceğin çalışma biçimleri olduğu ileri sürülmektedir. İhtiyacı olan herkes bu yöntemle internet üzerinden anlaşma yapıp hizmet veya eser alma imkânına sahiptir. Bu tür atipik ilişkiler gelecekte daha da artarak hayatımızda yerini alacaktır. 2.Hizmet akdini, konusu iş görme borcu doğuran diğer borçlar hukuku sözleşmelerinden ayırt etmek bazen oldukça zor olabilmektedir. Bu sözleşmelerde ortak yön, bir iş görme borcunun mevcut olmasıdır. İş Kanunu m.8’de, “…bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir…” diyerek iş sözleşmesini tanımlamıştır. 818 sayılı BK m.313’de “Hizmet akdi, bir mukaveledir ki onunla işçi, muayyen veya gayri muayyen bir zamanda hizmet görmeği ve iş sahibi dahi ona ücret vermeği taahhüt eder…” şeklinde tanımlanmıştır. 01.07.2012’de yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK m.393’de ise “…işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanım yapılmıştır. Bu şekilde hizmet akdinin kanuni unsurları, “iş görme”, “ücret” ve “bağımlı çalışma” olarak ortaya çıkmaktadır. 3.Hizmet akdini, diğer iş görme borcu olan sözleşmelerden ayıran temel unsur “bağımlılık” unsurudur. Bağımlılık; işçinin, işverenin talimatına göre ve onun denetiminde çalışmasını ifade eder. İşçinin, iş yerinde çalıştığı tüm yönetimin işverence belirlendiği iş ilişkilerinde “bağımlılık” unsurunu tespit etmek daha kolaydır. Uygulamada şu hallerde bağımlılık unsurunun bulunduğu kabul edilir: a- İşin işyerinde yapıldığı, b- Malzemenin işveren tarafından sağlandığı, c- İş görenin işin görülme tarzı bakımından iş sahibinden talimat aldığı, d- İşin iş sahibi veya yardımcısı tarafından kontrol edildiği e- Sermaye koymadan kendisine ait iş organizasyonu olmadan faaliyet gösterdiği f– Ücretin ödeniş şekli… Bu durumlarda dahi çalışanın iş yerinde üretim araçlarına sahip olup olmamasına, kar ve zarara katılıp katılmamasına, karar verme özgürlüğüne sahip olup olmamasına göre “bağımlılık” unsurunun somut verilere göre değerlendirilmesi gerekir. “Bağımlılık” unsurunu mutlak ve her hukuki ilişkide birebir aynı ölçütlerde tespit etmek mümkün değildir. Atipik hizmet ilişkilerinde ise “bağımlılık” unsuru değişmiş, esnek çalışmaya dönüşmüştür. Fakat bu ilişkilerde de hizmet akdinde bulunması gereken “bağımlılık” ilişkisinin, esnek de olsa mevcut olup olmadığı araştırılmalıdır. Bu belirleme “işçinin işverene ait iş organizasyonu kapsamında çalışmasına” göre yapılmalıdır. 4.Freelance çalışmanın kelime karşılığı, “serbest çalışma” veya “serbest meslek” anlamına gelmektedir. Bu yöntemle yazarlık, editörlük, tercümanlık, ders alma, bilgisayar programı yapma v.b internet üzerinden alınabilecek ve/veya yapılabilecek hizmetler “evde çalışma” yöntemiyle görülebilmektedir. Kural olarak bu tarz çalışma biçiminde, taraflar arasında bağımsızlık vardır. İş gören riskleri kendisine ait olmak üzere aldığı işi; istediği yerde, istediği zamanda görebilecektir. İşi kabul edip etmemekte serbesttir. İşin yapılmasını isteyen ile arasında bağımlılık ilişkisi zayıftır. İşverenin denetim ve talimat yetkisi oldukça sınırlı düzeydedir. Kısa süreli bir ilişki olup işini yapmakla aradaki ilişki sona erecektir. Kendisine ait organizasyon kapsamında çalışacaktır. Bu çalışma biçiminde kural olarak çalışan, kendi adına bağımsız olarak iş gören durumundadır. Fakat yeni tip sözleşmeler hakkında yorum yapılırken, taraflar arasındaki ilişkinin özelliklerine ve mahiyetine göre değerlendirme yapılmalı, ilişkinin “kendi adına bağımsız çalışmayı” aşan ve “işverene hizmet sözleşmesi ile bağımlı” çalışma niteliği kazanıp kazanmadığı belirlenmelidir. Bu konuda peşin hüküm vermek mümkün değildir. Sayısız şekilde ortaya çıkabilecek ilişkiler; her somut olayda, taraflar arasındaki ilişkilere, olayın özelliğine göre ayrı ayrı değerlendirilmeli ve mevcut mevzuat hükümlerine göre nitelendirilmelidir. Bu nedenle ilişkinin niteliği araştırılıp, kendi adına bağımsız çalışmayı aşan hizmet akdi boyutu kazanan bir ilişki olup olmadığı incelenmelidir. 5.Dava, 5510 sayılı Kanun m. 86/9 hükmüne dayalı sigortalı hizmetlerin tespiti hakkındadır. Bu davaların kamu düzeniyle ilgili olması nedeniyle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi gerekir. Hak kayıplarının ve gerçek dışı sigortalılıkların önlenmesi amacıyla tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, Mahkemece re'sen gerekli deliller toplanmalı ve tüm deliller serbestçe değerlendirilmelidir. Hizmet tespiti davalarının amacı, hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip iş yerinin kanun kapsamında olup olmadığı belirlenmeli; iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi iş yerinde ne işinin yapıldığı, iş yerinin kapsam, kapasite ve niteliği; çalışmanın sürekli veya kısmi zamanlı olup olmadığı eksiksiz biçimde açıklığa kavuşturulmalıdır. Tanıkların ifadeleri değerlendirilirken inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları; işveren, işçi ve işyeriyle ilişkileri, uzun yıllar öncesine ait bilgileri nasıl hafızalarında korudukları üzerinde durulmalıdır. Re'sen araştırma kapsamında taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün olduğunca işyeri yetkilileri ve işyerinde çalışan diğer kişiler ile başka bilebilecek tanıklar dinlenerek beyanlar denetlenmeli, böylece çalışma olgusu hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. 6.Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında davalı işverenin iş organizasyonunun niteliği ve faaliyet alanı ile davacının iddiasına konu çalışma şekli gözönünde bulundurulmak suretiyle; davacıdan iddiasına konu çalışmayla ilgili hizmet alınmasıyla ilgili olarak bir sözleşme olup olmadığı; verilen işin spesifik bir iş yapımı (eser) hakkında mı yoksa düzenli olarak işverenin faaliyeti ile ilgili rutin işleri hakkında mı olduğu; işin kontrol ve denetiminin nasıl yapıldığı, işverence beğenilmeyen çalışmalar olduğunda düzeltmenin nasıl sağlandığı, çalışanın bilgi ve cevap verme yükümlüğü olup olmadığı; işin teslimi/yapılması için sürenin nasıl belirlendiği, süresinde teslim edilmemesi/yapılmaması halinde yaptırımının ne olduğu; çalışmanın düzenli olarak her gün yapılıp yapılmadığı, günde kaç saat çalışıldığı; ilişkinin sona erme sebebinin ne olduğu; iş görenin başka kişilere de aynı yöntemle hizmet verip vermediği; evden çalışma şeklinde de olsa kendisine ait bir iş organizasyonu olup olmadığı, iş görenin başkasını çalıştırıp çalıştırmadığı; ilişkilerin bozulmasına dair bir risk söz konusu olmadan verilen işi reddedip edemeyeceği; ücretin nasıl belirlendiği, telif ücreti mi, aylık mı olduğu, ekstra ödeme yapılıp yapılmadığı konuları ve davacının talebe konu dönemde dava dışı başka bir iş yeri nezdinde çalışmasının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Bu konuda yeteri kadar iş yeri ve taraf tanıkları da dinlenmelidir. Bu sebeplerle tüm deliller birlikte değerlendirilerek ilişkinin kendi adına bağımsız çalışma mı yoksa hizmet akdi ile davalı işverene bağımlı bir çalışma mı olduğu belirlenerek sonucuna göre karar verilmelidir. Somut uyuşmazlıkta; davacı taraf evde çalıştığı ve davalı şirkete fıskiye üretimi yaptığı iddiasıyla yaklaşık 7 yıllık bir süre için hizmet tespiti talep etmiş olup, Mahkemece tanık beyanlarına göre davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir. Öncelikle davanın somutlaştırılması kapsamında davacının yaptığı iş ve her yıl aynı üretimi yapıp yapmadığı davacı taraftan detaylıca sorulmalı, buna göre davacının günlük kaç malzeme ürettiği, her bir malzeme üretimi için ne kadar süre gerektiği, aile fertlerinin kendisine işin yapımında yardım edip etmediği, ücretlerini her ay ayrı ayrı alıp almadığı, ücretlerini kimden aldığı belirlenmeli, buna ilişkin deliller toplanmalı ve ardından çalışmanın hizmet akdine dayalı olup olmadığı unsurlarıyla tartışılıp değerlendirilmeli, hizmet akdinin varlığı tespit edilirse, davacının iş ve aile hayatının iç içe geçtiği de dikkate alınarak üretime göre kısmi alışmanın varlığı tartışılmalı, 2016 yılına kadar davacıya dosya kapsamında dinlenen davalı tanığı ...'ün malzeme getirdiği anlaşılsa da sonrasında malzemelerin kimin tarafından getirildiğinin de tespiti ile sonuç itibariyle işin kapsam ve kapasitesine göre çalışmanın niteliği, süresi, şekli belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile Mahkemece verilen hüküm usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeple, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgili davalı Şirkete iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.