Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/9331 E. 2025/13837 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/9331
Karar No
2025/13837
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/38 E., 2025/95 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı asıl dava dilekçesinde; davacının emekli talebinde bulunmadan önce davalı Kuruma müracaat ederek emekli olup olamayacağını sorduğunu, davalı Kurumun verdiği cevapta emekli olabileceğini belirttiğini, bunun üzerine emeklilik talebinde bulunduğunu, ancak Kurumun daha sonraki yazışmada 1968 yılına ait işe giriş bildirgesi olmadığından 1968 yılındaki 30 günlük çalışmasının sayılamayacağını söylediğini, 1994 tarihinden beri işten ayrıldığını, açıkta kaldığını, davalı Kurumun oluru üzerine emeklilik talebinde bulunduğunu, bir daha işe dönmesinin mümkün olmadığını, davalı işverenin 1968 yılında çahştığına dair resmi belge düzenlediğini, bu belgeyi ibraz etmesine rağmen davalı Kurumun emekli etmekten imtina ettiğini beyanla 1968 yılında 30 gün davalı işyerinde çalıştığının tespitine, açıkta kaldığı süreye ilişkin olarak 80.000.000 TL.'sinin faiziyle birlikte ödenmesine, davalı Kurumun işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; yetki ve zamanaşmına itirazında bulunduğunu, yanında çalıştırdığı işçiyi bir aylık süre içerisinde Kurumlarına bildirme yukümlülüğünün işverene ait olduğunu davalı işverenin bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği nedeniyle kesintili olup olmadığını, işverenle işçi arasında hizınet akdine davalı bir çalışmanın bulunup bulunulmadığının araştırılması gerektiğini, davacının 80.000.000-TL. olarak belirlediği zararın Kurumlarının eyleminden kaynaklanmadığını beyanla davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... (Köy Hzimetleri Genel Müdürlüğü) vekili cevap dilekçesinde; dava konusu tarihlerde davacının 30 gün süreyle çalıştığının tespit edildiğini, bu hususta iki adet belgenin ibraz edildiğini, davanın açılmasına müvekkili idarenin sebebiyet vermediğini beyanla davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 24.09.2013 tarihli kararı ile davacının isminin yer aldığı ... 12. Mıntıka Amirliğine ait işyerinden verilen ek bordroya davacı adının sahtecilik sureti ile eklendiği, davacının hizmetinin gerçeği yansıtmadığı değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı Mahkemenin 24.09.2013 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince "-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı, davalı Köy Hizmetleri 8. Bölge Müdürlüğü'nde geçen 30 gün çalışmasının tespiti, bu sürenin emekliliğe dahil edilmesini ve emekli olamadığı dönemlere ait maaşlar için 80.000,0000 TL'nin faiziyle tahsilini talep etmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının dava dışı ...'da 1974-1992 tarihleri arasında 6536 gün SSK'lı hizmetinin bulunduğu, davacı adına ilk işe giriş bildirgesinin dava dışı işyerinden 01.03.1974 tarihinde verildiği ve daha öncesine dair hizmetin bildirilmediği, 01.04.1994 tarihinde emekli olmak için verdiği dilekçenin Kurum tarafından reddedildiği, Köy Hizmetleri 8. Bölge Müdürlüğü tarafından verilen üç aylık hizmet primleri bordrosunun dosya arasında onaylı örneğinin bulunduğu, bu bordroda davacı adına 1239 s.s. numaralı....12. Mıntıka Kontrol(Köy Hizmetleri) unvanlı işyerinden 1968/2 dönemi için davacı adına 30 gün hizmet bildiriminde bulunulduğu ve ödeme yapıldığı, ancak davacı için Köy Hizmetleri 8. Bölge Müdürlüğü tarafından işe giriş bildirgesinin verilmediği, Kurumca 08.12.1995 tarihli müfettiş raporuna istinaden davacı adına bildirilen bu hizmetin sahte olduğu ve sahtecilik suretiyle sonradan oluşturulduğu gerekçesiyle kabul edilmediği, söz konusu bordroda farklı karakter ve kalemlerle yazıların mevcut olduğu, bordro üzerindeki tahrifatlarla hizmet sürelerinin geriye götürülmesi planlandığı ve davacının 30 günlük hizmetinin iptali gerektiği bildirilmiştir. Mahkemece 10.03.1995 tarihinde açılan davada Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarına ilişkin ceza dosyaları uzun bir süre bekletici mesele yapıldığı, ancak ağır ceza dosyasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırıldığı ve sanıklar arasında davacının isminin mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Davacının 506 sayılı Kanun kapsamında Köy Hizmetleri 8. Bölge Müdürlüğü'nde 30 günlük hizmetinin sahtecilik suretiyle oluşturulduğu iddiasıyla Kurumca iptal edilmesine rağmen ve mahkemece ceza davasının beklenilmesi sürecinde ve sonrasında hiçbir araştırma yapılmadan sonuca gidilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Yapılacak iş, öncelikle bekletici mesele yapılan ceza dosyasının iş bu hizmet tespiti dosyası ile ilgili herhangi bir inceleme yapmaması nedeniyle davalı Köy Hizmetleri 8. Bölge Müdürlüğü'nün ihtilafa konu olan üç aylık sigorta prim bordrosunun dosya arasına alınarak, asıl olan belge üzerinde 08.12.1995 tarihli Müfettiş raporunda belirtildiği şekilde farklı karakter ve kalemlerle değiştirilme yapılıp yapılmadığına ve bordro üzerinde yırtılma olup olmadığına dair kriminal inceleme yaptırmak ve müfettiş raporunda belirtilen gerçek çalışanların alt kısımlarına ekleme yapılarak sahteciliğin oluşturulduğu belirtildiği, bordroda olan gerçek çalışanları dinleyerek beyanlarına başvurmak ve tüm delillerle birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyulmayarak Verilen Direnme Kararı Mahkemenin 11.11.2015 tarihli kararı ile önceki kararda direnilmesine ve davanın reddine karar verilmiştir. C. Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararı Mahkemenin 11.11.2015 tarihli direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.03.2021 tarihli kararı ile "... Somut olayda davacının tespitini talep ettiği dönemde davalı işyerinden verilmiş işe giriş bildirgesi bulunmadığı ancak uyuşmazlık konusu hizmetlerin yer aldığı ek dönem bordrosu verildiği, anılan bordroda davacının 30 günlük hizmet bildiriminin sigorta sicil numarasız yer aldığı, Kurum müfettişi tarafından düzenlenen 08.12.1995 tarih ve 12 sayılı teftiş raporunda davacı adına hizmet bildirimi yapılan 1968 yılı ikinci dönem ek bordrosuna davacı dahil 10 kişinin adının farklı bir yazı karakteri ile sonradan eklendiğinin tespit edildiği, bu nedenle bildirimlerin sahte olduğu gerekçesiyle Kurum tarafından kabul edilmediği, tespit edilen sahtecilik ile ilgili ceza yargılaması yapıldığı, mahkemece ceza yargılama sürecinin beklendiği ancak davacının sanık olarak yer almadığı, davacının bildirdiği tanıkların beyanlarının alındığı, dosya içindeki bordroların fotokopi olduğu görülmüştür. Bu durumda yukarıda yapılan açıklamalara, somut olaya ilişkin maddi ve hukuki olgulara göre; uyuşmazlık konusu olan dönem bordrosu aslı getirtilerek Kurum teftiş raporunda tespit edildiği şekilde farklı yazı karakteri ile sonradan ekleme yapılıp yapılmadığı, bordro üzerinde yırtılma olup olmadığı konularında kriminal inceleme yaptırılması, uyuşmazlık konusu dönemi kapsayan bordroda kayıtlı gerçek çalışanların adreslerinin tespiti ile tanık olarak bilgilerine başvurulması gerektiği, bu nedenle mahkeme kararının eksik inceleme ve araştırmaya dayandığı sonucuna varılmıştır." gerekçeleriyle mahkemenin direnme kararı Özel Daire bozma kararında gösterilen şekilde ayrıntılı ve eksiksiz inceleme yapılması gerektiği belirtilerek bozulmuştur. D. Mahkemece Verilen Yargıtay Hukuk Genel Kurul karar sonrası kararı Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1...0 1 sicil nolu ... 12. Mıntıka Amirliğine ait işyerinden verilen 1968 yılı ikinci dönem ek bordrosunda, davacı ile birlikte 10 kişi adına 30 gün hizmet bildiriminin, sonradan sahtecilik sureti ile oluşturulduğu anlaşılmakla, yapılan Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğu karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, incelemeye konu bordronun 1968 yılına ait olması ve bu kadar eski bir bordroda tahrifat yapılması mümkün olmadığı gibi tespitinin de mümkün olmadığını, bordroda tahrifat bulunmadığını, dönemin şartlarına göre aynı ya da başka daktilo ile düzeltme işlemi yapılmasının hayatın olağan akışına uygun olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının 19 68... . dönem üç aylık sigorta prim bordrosuna ait sahte olduğu gerekçesiyle Kurum tarafından kabul edilmeyen 30 günlük çalışmasının gerçek çalışma olup olmadığının tespiti ile aksine Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/9331, K. 2025/13837, T. 15.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-9331-e-2025-13837-k-a060b41a2e3b