Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/9096 E. 2025/16097 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/9096
Karar No
2025/16097
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:İş Mahkemesi SAYISI : 2020/72 E., 2025/242 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 04.08.2003 – 27.02.2015 tarihleri arasında aralıksız olarak geçen çalışmalarının tespitini istemiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekil cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin işyerinin bir incir işletmesi olup yılın belli aylarında (Eylül-Ocak ayları arası) yetişen ve işlenen bu mahsul için mevsimlik olarak faaliyette bulunulduğunu, bu sebeple davacının aralıksız çalışma iddiasının doğru olmadığını, kaldı ki, davacının incir mevsimi bittikten babasına ait atölyede kardeşleri ile birlikte tahta kutu yaparak müvekkiline ve diğer kişilere sattıklarını, kışın zeytin zamanı arazi sahiplerinden ortakçı olarak zeytin toplayıp bölüştüklerini, ortakçı olarak topladıkları zeytinler dışında kalan zamanda ise yevmiye ile başkalarının da zeytinlerini topladığını, babalarına ait Konya’daki arazilere gidip hasat topladıklarını, yazın yöredeki soğuk hava depolarında yevmiye ile çalıştığını, kalan zamanlarda da yine yöredeki sabun fabrikasında çalışmasının olduğunu, ayrıca davada 506 sayılı Yasanın 79/10.maddesinde öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin söz konusu olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Fer’i Müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 5 yıllık hak düşürücü sürenin söz konusu olduğunu, davacının 03.10.2009 tarihinden 31.01.2015 tarihine kadar aralıklı olarak davalı işyerinden çalışmalarının bildirildiğinin anlaşıldığını, Kurum kayıtlarının aksinin ancak yazılı belgelerle ispat edilebileceğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 21.06.2017 tarihli 2015/519 Esas, 2017/ 244 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 21.06.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 24.09.2018 tarihli 2017/2286 Esas, 2018/1440 Karar sayılı kararıyla istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 17.02.2020 tarihli 2018/6967 Esas, 2020/1254 Karar sayılı ilamında; 04.08.2003 – 03.10.2009 tarihleri arasındaki bordo tanıklarının tamamının belirlenerek davacının çalışıp çalışmadığı ,sezonluk çalışan işçilerden mi yoksa yıl boyu çalışan işçilerden olduğunun sorulması gerektiği, 03.10.2009 tarihinden itibaren eksik bildirilen günler ile ilgili kuruma işverence bildirimin yapılıp yapılmadığı hususunda dayanak belgelerin sigorta müdürlüğünden sorulması, işyerindeki kapasitenin sorularak ara vermeye ilişkin ilgili Maliye ve sigorta kurumuna bildirimin olup olmadığının sorulması gerektiği, davalı işyerinin 25.05.2012 tarihinden öncesi ve sonrasına ilişkin Gıda Güvenlik Bilgi Sistemi kaydının olduğu ve İlçe Tarım Müdürlüğü ve Gıda Tarım ve Hayvancılık ... il müdürlüğünce işyerinde yapılan denetime ilişkin raporların istenilmesi ve işyerinin kapasitesi ve çalışan işçi sayı ile karşılaştırılmasının yapılması gerektiği, kayıtlar ile bildirilen sigortalı sayısının uyumlu olup olmadığı irdelenerek, dava konusu döneme ilişkin eksik bildirimin olup olmadığı belirlenmesi gerektiği hususlarına işaret edilerek karar bozulmuştur. Bozma sonrası İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının talebine konu dönemdeki çalışmalarının kesintisiz olduğunu, salt tanık beyanlarına dayalı olarak hatalı olarak düzenlenen bilirkişi raporuna itibarla karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının çalıştığı gün sayısınca bildirimlerinin yapıldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yanlış değerlendirme yapıldığını, bozma ilamına aykırı olduğunu ileri sürmüştür. 3.Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme sonucu karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık hizmet tespiti istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, davacı, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/9096, K. 2025/16097, T. 26.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-9096-e-2025-16097-k-8a84c8c8e1d0