Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/8486 E. 2025/14283 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/8486
Karar No
2025/14283
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2203 E., 2025/315 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 21. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/128 E., 2020/398 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket aleyhine Bakırköy 30. İş Mahkemesinin 2014/178 E sayılı numarası ile iş kazasına dayalı alacak ve tazminat davası açıldığını, 27.07.2015 tarihli ve 2015/3527 karar sayılı SGK Meslekten Kazanma Gücü Kaybı Oranı tespitine ilişkin Sağlık Kurulu Kararı raporunda yanlışlıklar olduğunu, yönetmelikte belirtilen cetvellere aykırı şekilde oranın yüksek çıkmasına neden olacak maddi hatalar yapıldığını, beyanla raporda geçen malulün kazanma gücü kayıp oranının tespitini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; yasal düzenlemeler kapsamında incelemeler ve hastane evrakları kapsamında sigortalının iş göremezlik oranı tespitinin yapıldığını, Yüksek Sağlık Kuruluna yapılan itiraz neticesinde de iş göremezlik oranın değişmediğini, Kurum tarafından yapılan işlemlerin tamamen sigortalının hastane dosyası ve durumu dikkate alınarak hazırlanmış olduğunu, Kurum işleminde hukuka aykırı bir husus bulunmadığını, Kurum işlemlerinde bir hata bulunmadığını, kanuna aykırılık da söz konusu olmadığını beyanla haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddini istemiştir. 2. Dahili davalı vekili beyan dilekçesinde; davacının işyerinde 19.02.2014 tarihinde çalışmakta iken kaza geçirerek sol elinin tamamını kaybettiğini, işe alınırken elektrik aksamından sorumlu personel olarak istihdam edilmesine rağmen bu durumla hiç alakası olmayan baskı makinası olarak adlandırılan makinede çalıştırılması sonucunda olayın meydana geldiğini, telafi edilemeyecek şekilde zarara uğradığını, maddi ve manevi olarak yıprandığını beyanla davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 05.11.2020 tarihli kararı ile davanın reddine, yargılama giderleri bakımından hesaplanan 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacı ve asli müdahil taraftan müştereken ve müteselsilen alınarak davalı Kuruma verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 05.11.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile asli müdahil vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 13.04.2023 tarihli kararı ile İstanbul 21. İş Mahkemesinin 2017/1 28... /398 Karar sayılı kararının 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın reddine, asli müdahilin istinaf başvurusunun kabulüne, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak asli müdahile verilmesine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 13.04.2023 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "...eldeki davada işverenin talebi üzerine, iş göremezlik oranının değişmesi karşısında elde edilecek hüküm sonrasında kendisine gelir bağlanan sigortalının hak alanını da ilgilendirdiğinden, davalı Kurumla aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunan sigortalı ...'ın davaya asli müdahil olarak katılımı kabul edilmek suretiyle kurulan hüküm hatalı olup, Mahkemece sigortalı ...'a yöntemince husumet yöneltilerek davaya katılımının sağlanması için davacı tarafa uygun süre tanınmalı, sigortalı işçi davaya dahil edilerek yargılama buna göre sürdürülmelidir. 2. Diğer taraftan, inceleme konusu davada yasal prosedür tamamlanmak suretiyle, Adli Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Kurulunun ve Adli Tıp İkinci Üst Kurulunun kararları ile sigortalı ...'ın % 36 oranında işgöremez olduğunun belirlendiği, İstanbul SGK İl Müdürlüğü Bölge Sağlık Kurulu tarafından belirlenen % 48 oranındaki sürekli iş göremezlik oranına itiraz ile eldeki davanın açıldığı, dava tarihinden sonra davacı işverenin Kuruma itirazı üzerine Yüksek Sağlık Kurulunun 01.08.2018 tarihli kararı ile sigortalının sürekli iş göremezlik derecesinin % 36 olarak tespit edildiği, kesinleşen prosedür kapsamında sigortalının meslekte kazanma gücü kaybının % 36 oranına düşmüş olması karşısında, davacı lehine olarak dava tarihinden sonra değişen oran nedeniyle, sürekli iş göremezlik oranının tespiti talebi bakımından davacının hukuki yararının bulunduğu belirgin olup, Mahkemece belirlenen iş göremezlik oranı hüküm altına alınması gerekirken davanın reddi şeklinde hüküm kurulması isabetsiz bulunmuştur. 3. Bu durumda Mahkemece yapılması gereken iş, davacının davasını açmasında hukuki, korunmaya değer ve güncel bir yararının bulunduğu kabul edilerek işin esasına girilmeli, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davalı ...'ın 19.02.2014 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının %36 olduğunun tespitine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; kabul kararının hatalı olduğunu, Kurumca sigortalının sürekli iş göremezlik oranının %36 olarak belirlendiğini, Kurumca dava açılmasına sebebiyet verilmediğini, bu nedenle diğer davalı ile birlikte yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dahili davalı ...'ın iş kazası sebebiyle sürekli iş göremezlik oranına itiraz ile yeniden tespiti istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/8486, K. 2025/14283, T. 22.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-8486-e-2025-14283-k-9bcb4d2aba2b