Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/8044 E. 2026/5742 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/8044
Karar No
2026/5742
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3837 E., 2025/345 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gülnar 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2022/97 E., 2024/312 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmek ve duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 28.04.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı adına Avukat ... ile davacı adına Avukat ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili özetle; davacının, davalı şirkete ait işyerinde çalışmakta iken meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde davalı işverenin kusurlu olduğunu ileri sürerek 1.771.010,28 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; 04.07.2020 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle davacının %35,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, olayın meydana gelmesinde davacının %10, davalı işverenin %70 ve dava dışı ... Oymak’ın %20 oranında kusurlu oldukları kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin karar ve ilam harcına yönelik istinaf itirazı yerinde görülerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, tazminat tutarları değiştirilmeden harç hatası düzeltilmek suretiyle esas hakkında yeniden karar verilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davaya konu kazanın davacının ağır kusuru nedeniyle meydana geldiğini, davacının ağır kusuru nedeniyle müvekkili şirket yönünden illiyet bağının kesildiğini ve müvekkili şirkete sorumluluk yüklenemeyeceğini, davacının hafriyat alanında bulunmaması gerekirken kazanın meydana geldiği yerde olduğunu ikrar ettiğini, müvekkili şirketin kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığını, Kurum Sağlık Kurulu kararına karşı süresinde itiraz edilmesine rağmen davacının %35,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı kabul edilerek hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, kusur raporu hatalı olduğundan bu rapora göre düzenlenen hesap raporunun da hatalı olduğunu, pasif dönem hesabı yapılmasının doğru olmadığını, davacının aktif dönem hesabında çalışma yapıp yapmadığının araştırılmadığını, bu eksikliğin mükerrer ödemeye yol açacağını, davacının Sosyal Güvenlik Kurumundan aldığı tutarların tenzil edilmediğini, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Dosya kapsamından, Kurum Sağlık Kurulu tarafından davacının %35,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığının belirlendiği, Kurum Sağlık Kurulu kararının 27.09.2023 tarihinde ihtaratlı olarak davalı vekiline tebliğ edildiği, davalı vekilinin 11.10.2023 tarihinde süresi içinde bu orana itiraz ettiği, ayrıca Kurum Sağlık Kurulu kararına göre düzenlenen hesap raporunun 17.01.2024 tarihinde davalı vekiline tebliğ edilmesi üzerine davalı vekilinin 25.01.2024 tarihli itiraz dilekçesinde sürekli iş göremezlik oranına yönelik itirazını yinelediği, istinaf ve temyiz aşamalarında da sürekli iş göremezlik oranına itiraz ettiği anlaşılmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesince, Kurum Sağlık Kurulu kararının davalı vekiline 27.11.2023 tarihinde tebliğ edildiği ve davalı vekilince süresi içinde sürekli iş göremezlik oranına itiraz edilmediği gerekçesiyle bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiş ise de dosya kapsamındaki tebliğ tarihi ve itiraz dilekçesi dikkate alındığında davalı vekilinin Kurum Sağlık Kurulu kararına süresi içinde itiraz ettiği anlaşılmaktadır. Buna rağmen İlk Derece Mahkemesince sürekli iş göremezlik oranının tespiti noktasında itiraz prosedürü işletilmeksizin davacının %35,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı kabulünden hareketle sonuca gidilmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 95. maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır."

Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı kararı da bu yöndedir. Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Somut olayda, davacının sürekli iş göremezlik oranının %35,00 olduğuna ilişkin Kurum Sağlık Kurulu kararına karşı davalı vekilinin süresi içinde itiraz ettiği dikkate alındığında mahkemece sırasıyla Sosyal Güvenlik Kurumu Yüksek Sağlık Kurulundan, itiraz halinde Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan rapor alınması; mevcut raporlar arasında çelişki oluşması ve itiraz halinde ise raporlar arasındaki çelişkinin Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulundan rapor alınmak suretiyle giderilmesinin ardından karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur. Mahkemece yapılacak iş, yukarıda açıklanan prosedür işletilerek davacının sürekli iş göremezlik oranını tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirleyip kesinleştirmek, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde; davacı tarafın kanun yolu başvurusu bulunmadığını dikkate almak, hükme esas alınan hesap raporundaki bilinen dönem başlangıç ve bitiş tarihleri değiştirilmeden hesaplama yapılması gerektiğini göz önünde bulundurmak suretiyle çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2.Bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 3.Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine, 4.Davalı avukatı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/8044, K. 2026/5742, T. 28.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-8044-e-2026-5742-k-8bdec35dc3b2