Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/7704 E. 2025/16916 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/7704
- Karar No
- 2025/16916
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/252 E., 2025/478 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 42. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/842 E., 2024/556 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyizsinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 09.12.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı ... adına Av. ... ve Av. ... ile davacı asil ... ve adına Av. ... geldiler. Davalı ... adına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Tebliğ, yargılamaya ilişkin işlemlerin taraflara ve ilgililere usulüne uygun olarak bildirilmesidir. Tebliğ, tarafların haklarını kullanabilmeleri, savunmalarını yapabilmeleri ve yargılamanın sağlıklı ilerleyebilmesi açısından hayati önemi haizdir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 438. maddesi uyarınca tebligat 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılır. Tebliğ eksikliği ile tebliğ usulsüzlüğü, birbirine yakın ancak sonuçları bakımından farklı iki kavramdır. Tebliğ eksikliğinde, tebliğ işlemi hiç yapılmamıştır. Yani muhataba ulaşması gereken evrak hiç gönderilmemiş, yanlış adrese gönderilmiş ya da posta süreci tamamlanmamıştır. Bu durumda tebliğ hukuken hiç gerçekleşmemiş kabul edildiğinden yasal sonuç doğurmaz ve süreler işlemeye başlamaz. Dolayısıyla Mahkeme o evrakın ilgili tarafa ulaştığını varsayamaz. Tebliğ usulsüzlüğünde ise tebliğ işlemi vardır ancak geçerli değildir. Bu nedenle Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca usulsüz tebliğe rağmen belge fiilen öğrenilmişse bu öğrenme tarihinde tarafa ulaştığı varsayılarak tebliğe bağlanan süreler işlemeye başlar. Tebligat Kanunu’nun 11. maddesinde “Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır.” hükmü öngörülmüştür. Aynı Kanun'un “elektronik tebligat” başlıklı 7/a maddesi uyarınca "idareleri, kamu iktisadi teşebbüslerini veya sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları; adli ve idari mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birim"lere tüzel kişi adına yapılacak tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur. Öte yandan; Elektronik Tebligat Yönetmeliği'nin 9. maddesinin (5) numaralı fıkrasında "Elektronik yolla tebligat, idareleri, kamu iktisadi teşebbüslerini veya sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları; adli ve idari yargı mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birime yapılır. Temsile yetkili olan kişilerin ayrı bir elektronik tebligat adresinin bulunması bu kuralın uygulanmasına engel olmaz." düzenlemesi yer almaktadır. Anılan düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde davalı Belediyeye yapılan tebligatların ilgili birime elektronik yolla tebligat yapılması zorunludur. Eldeki davada Bölge Adliye Mahkemesi karar ilamı vekil adı tebliğ mazbatasında belirtilmek suretiyle davalı Belediyenin ilgili birimine tebliğ edilmelidir. Öte yandan; Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in tebliğ mazbatasında bulunması gereken bilgiler ve mazbatanın tanzimine ilişkin 35/1-e maddesine göre tebliğ mazbatasının tebliğ tarihini içermesi zorunludur. Somut olayda; 1-Davalı Belediyenin ilgili birimine hiç tebligat çıkarılmadığından posta sürecinin tamamlandığından da bahsedilemez. Bu itibarla ortada bir tebliğ eksikliği bulunduğu açık olup temyiz süresi henüz başlamamıştır ve davalı Belediyenin kararı temyiz etmiş olması nedeniyle karardan haberdar olduğu da varsayılamaz. Dolayısıyla davalı Belediyeye Bölge Adliye Mahkemesi karar ilamının usulüne uygun olarak tebliğ edilmesinden sonra önceki temyiz nedenleriyle bağlı olmaksızın ek temyiz dilekçesi verilebileceği nazara alınarak temyiz süresi geçtikten ve karar temyiz edilirse 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ilgili maddesindeki prosedürün işletilmesinden sonra; 2-Tebliğ mazbatasının üzerinde tebliğ tarihinin belirtilmemiş olması nedeniyle usulüne uygun bir tebliğin varlığından bahsedilemeyeceği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi karar ilamının davalı ...'ya usulüne uygun tebliğinin sağlanarak temyiz süresinin beklenmesi, karar temyiz edilirse gerekli usulî işlemlerin tamamlanmasından sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Dairemize gönderilmesi gerekmektedir. KARAR Açıklanan sebeplerle; Belirtilen işlemlerin yerine getirilmesi için dosyanın hükmü veren Bölge Adliye Mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 09.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.