Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/7534 E. 2025/17174 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/7534
- Karar No
- 2025/17174
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1866 E., 2025/601 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/152 E., 2023/234 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... Asansör Petrol Yapı Turizm Sanayi Ticaret Anonim Şirketinde sigortalı olarak çalışmakta iken 18.10.2017 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde kusurun tamamen gerekli önlemleri almayan işverene ait olduğunu, Ankara 44. İş Mahkemesinde maddi ve manevi tazminat talepli dava açtıklarını, Mahkemece tespit davası açılmak üzere kendilerine süre verildiğini belirtmekle, davacının davalı işveren nezdinde akdi çalışması devam ederken 18.10.2017 tarihinde iş kazası geçirdiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı şirket davaya cevap vermemiştir. Davalı Kurum vekili özetle; Kurum işleminde bir hata bulunmadığını beyanla, davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davacının davasının konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına," karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, davacı lehine vekalet ücreti veilmesini kabul etmediklerini, davanın reddine karar verilmesi gerekirken konusuz kaldığına karar verildiğini, kararın bozulmasını talep etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazası tespitine ilişkindir. Davacı, davalı işveren nezdinde 25.09.20 17... .10.2017 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a bendi uyarınca sigortalı olarak çalışmıştır. Davacı, 18.10.2017 tarihinde iş yerinde meydana gelen hadisenin iş kazası olduğu iddiasıyla 16.10.2018 tarihinde davalı Kuruma başvurmuştur. Ancak davalı Kurum, 18.01.2019 tarihli bir işlemle bu talebi reddetmiştir. Bunun üzerine davacı, olayın iş kazası olduğunun tespiti talebiyle Kurum ve işverene husumet yönelterek eldeki davayı açmıştır. Yargılama aşamasında, davalı Kurum tarafından 24.04.2023 tarihli denetim raporu doğrultusunda, davacının talebine uygun olarak olayın iş kazası sayılması yönünde karar alınmıştır. Bu gelişme neticesinde İlk Derece Mahkemesince her iki davalı bakımından da davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İş kazası tespiti davaları bakımından davalı sıfatı ile SGK ve işveren şekli anlamda mecburi dava arkadaşları olarak yer almaktadır. Bilindiği gibi gerek mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu gerekse 25.10.2017 yürürlük tarihli 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nda ihtiyari ya da mecburi dava arkadaşlığına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak her iki Kanunda da hüküm bulunmayan hâllerde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) ilgili hükümlerinin uygulanacağı açıkça düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 58. maddesinde, ihtiyari dava arkadaşlığında davaların birbirinden bağımsız olduğu, dava arkadaşlarından her birinin diğerinden bağımsız olarak hareket edeceği; 59. maddesinde ise mecburi dava arkadaşlığının, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde söz konusu olacağı; 60. maddesinde ise mecburi dava arkadaşlarının ancak birlikte dava açabilecekleri veya aleyhlerine birlikte dava açılabileceği düzenlenmiştir. Kanunlar, maddi hukuk bakımından bir gereklilik olmamasına karşılık gerçeğin ortaya çıkarılmasını ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin doğru bir şekilde karara bağlanmasını gerekli gördüğü bazı durumlarda dava arkadaşlığını mecburi görmüştür. Maddi hukuktan kaynaklanmayan ve ancak kanundaki hüküm nedeni ile zorunlu olan bu dava arkadaşlığına şekli mecburi dava arkadaşlığı denir. (Yılmaz, Ejder, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, 2.B,2013, s.598) şekli mecburi dava arkadaşlığında, Mahkeme dava arkadaşları bakımından aynı yönde karar vermek zorunda değildir. Dava arkadaşları arasında farklı sonuca varabilir. (Yılmaz, s. 605) Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda iş kazası tespiti davaları yönünden davalı Kurum ile işverenin dava arkadaşlığı şekli anlamda mecburi dava arkadaşlığı olarak kabul edilmektedir. Bazı hallerde somut olayda olduğu gibi dava devam ederken, dava açılmasından sonra meydana gelen bir nedenle dava konusu ortadan kalkabilir. Davanın konusuz kalması halinde, artık dava hakkında yargılama yapılmasına ve hüküm verilmesine gerek kalmaz. Başka bir deyişle, her iki tarafın da davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararı kalmamış demektir. Bu halde, Mahkemece, davanın konusunun kalmaması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Mahkemenin konusuz kalma nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararı maddi hukuka ilişkin bir tespit hükmü niteliğindedir. Zira söz konusu karar ile mahkeme artık davanın tarafları yönünden davanın esası hakkında karar verilmesinde hiçbir hukuki yararın bulunmadığını tespit etmektedir. Davanın konusuz kalması halinde aynı taraflar arasında aynı dava sebebine dayalı olarak aynı konuda yeni bir dava açılamaz. Aksi takdirde taraflar yönünden kesin hüküm söz konusu olur. Ancak Kurumun tek taraflı işlemi ile iş kazası tespitine karar verilmesi halinde davanın konusuz kalması durumunda Mahkemece kesin hüküm niteliğinde bir karar verilmesi nedeni ile diğer davalı işverenin hukuki durumunun değerlendirilmesi gereklidir. Belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, Kurum tarafından davadan sonra talebin kabul edildiği gerekçe gösterilerek davanın konusuz kaldığına dair Mahkeme kararı da bu yönden yeterli bulunmamıştır. Mahkemece davanın Kurum yönünden konusuz kaldığına karar verilip ayrıca şekli anlamda mecburi dava arkadaşı olan davalı işveren yönünden de esas hakkında hüküm tesisi gerekir. Davanın konusuz kalabilmesi için davadan sonra ortaya çıkan bir olay nedeni ile dava konusu hak ve borcun ortadan kalkması ve davanın esası hakkında yargılama yapılıp hüküm tesisinde taraflardan hiçbirinin hukuki yararının kalmaması gerekir. Davanın konusuz kalıp kalmadığı maddi hukuk kurallarına göre belirlenir ve dava konusu hak ve borç bakımından davanın tarafları arasında kesin hüküm teşkil eder. Bu şart somut olayda davalı kurum yönünden gerçekleşmiştir ancak davalı gerçek kişi işveren yönünden davanın ortadan kaldırılmasını gerektiren bir durum bulunmamasına rağmen ve onun hakkında ayrıca esasa ilişkin hüküm tesis edilmesi gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi yerinde değildir. Somut olayda taraflar arasındaki dava arkadaşlığı şekli anlamda mecburi dava arkadaşı olup her bir davalı yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması mümkün olup bu usuli gerekliliğe uyulmamıştır. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının sair yönler incelenmeksizin BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.